Unutulmayanlar

Tozlu rafta duran tuşlu telefonla arayacak kadar çaresiz olduğunda aradığın bir insan olmalıydı hayatımızda.

(Yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakika sürmektedir.)

Yaşadıklarımıza farklı pencerelerden bakmaya alışkınız. Ne kadar istersek isteyelim mutlu olamıyoruz çünkü bencil varlıklarız. Mutlu olmak için önce mutsuzluğu tatmamız ve onunla yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Acı gerçekler kimi tatmin eder ki? Büyüdükçe mutlu olmayı da unuttuk. Artık istediği gibi davranabilen bir çocuk olmadığımı biliyordum ama bir yetişkin de değildim. Kendini kandırmaca, hayata tutunmamızı sağlayan duygulardan birisiydi. 

‘’Çok erken mi davrandım diye düşünüyorum da iki hafta kalmış evlenmesine. Bir otursaydık çay içseydik, içimi dökseydim ona. Ne güzel olurdu…’’

‘’İyi olmuş, iki hafta sonra kaçardı zaten senin takıntılığını görünce.’’ dedi Bekir. Yılların ayıramadığı dostum olmasaydı tepesine çökmüştüm. Küçükken mahalle maçına sonradan girdiğimde kramponum olmadığında kendimi kötü hissetmemem için kramponlarını bana verdiği günden beri en yakın arkadaşımdı. Onu kandıramıyordum, çünkü her zaman mutlu muyum, üzgün müyüm anlıyordu. Benim hissettiklerimi o da hissediyordu sanki.

‘’Kimseyi unutmuyoruz Bekir, çuval gibi sırtımızda taşıyoruz kaybettiklerimizi. Ölen de aynı terk eden de aynı, ikisini de hayal olarak hatırlıyorsun.’’ 

‘’Çok içtin sen yine. Bu geceyi de atlatalım, günler bizi yıldıramaz. Yat uyu artık.’’ dedi Ufuk. Uyuyup yeni bir güne uyanmak gerçekten bir çözüm müydü? Gerçek hayat uykusuz kalınan gecelerde anlaşılır. Hayatımda yeni bir gün diye bir şey yoktu, her gün bir önceki günün tekrarıydı. Tozlu rafta duran tuşlu telefonla arayacak kadar çaresiz olduğunda aradığın bir insan olmalıydı hayatımızda. Son zamanlarda bulamayacağım bir şeyi arıyor, tutunamayacağım bir şeye uzanıyor gibiydim. Büyümenin bir bedeli varsa işte bu. İnsan ayrılınca değil, kavuşma ümidi bitince tükenir. Sanki son gemiye yetişememişsin de bir adada mahsur kalmış gibi, geriye hiçbir geminin gelmeyeceğini söylemişler sana. Artık ağlamıyordum, gözyaşı dökmenin verdiği rahatlığı bile yaşayamıyordum. Bütün tükenmişliğim içimdeydi. Her insanı seven birileri bulunur, orada bir yerdedir ama görmeni bekler. Elbet bir gün geçecekti bu ıstırap ama bugün değil, ertesi gün de değil ama bir gün geçecekti. Yorgun gecenin ardında son kadehimi kalbimin içindeki yeşermesini istemediğim korkuya kaldırdım:

‘’Unutulmayanlara!’’

Konuk Yazar: Göktuğ Akşahin

Görsel Kaynağı: https://jayjeong.medium.com/under-the-rain-20af4eb0b792

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.