Buğulu Gözlerin Ardı

Maktulü olduğum yolun faili ben olacaktım. Ne büyük hezeyan! Bir mahkûm nasıl ki yıllar sonra uçsuz bucaksız yeşilliği tekrar görmenin o buruk sevinçle tattırdığı özgürlüğünün kıymetini hiçbir maddi kaynağa değişmezse ben de binbir acıyla demlenerek edindiğim bu içsel huzuru hiçbir şeye değişmem.

(Bu yazının okunması yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)

Yıllar süren uzun bir yolculuktaydı ruhum; yol da durak da çıkış noktası da varış noktası da bendim. Varış noktasına varmak yola çıkmaktan çok daha meşakkatli olmuştu ve yolda karşılaştıklarım sona varmaktan beni bunca zaman alıkoymuştu. Ruhumun o aşılmaz duvarlarının koruyuculuğuyla sakladığı gizleri bulmak, gizleri saklamaktan çok daha zahmetli ve yaralayıcıydı. Yok saydığı onca gerçek, var sandığı onca yalan vardı ki bir aralık bu illüzyona kapılıp kaybolacağım sanmıştım. İnsanın en tehlikeli yolculuğu kendi içinde çıktığı yolculukmuş, varış noktasına varabildiğimde anladım ancak bu hakikati. En meçhul sular Atlantik’te değil, en dipsiz kayboluşlar Bermuda üçgeninde değil, hiç değil, insanın kendi ruhundaymış. 

Kaç sefer karanlıkta kaldı gözlerim, ne kadar savruldum hatırlamıyorum. Vazgeçmeyi dilediğim, tekrar ruhumun duvarlarının güvenli sığınağına soğuk bir gecede sıcak bir yere kıvrılmış kedi teslimiyetiyle sığınmak istediğim kaç ân oldu, hatırlamıyorum. Her yolculuk; yolcuyu biraz yorar, biraz yıpratırmış. Ben, ne kadar yorulduğumu dahi anımsamıyorum çünkü zaferim bütün yorgunluğuma ziyadesiyle değdi. Bugün aynanın karşısında gözlerimin ta içine baktığımda gördüğüm; bütün maskelerinden, bütün gizlerinden tek tek, binbir emekle arındırdığım ve şimdi tam karşımda çırılçıplak, hudutsuz bir mavilikte uzanan ruhum bana başardığımı fısıldıyor. 

Hak edilmiş bir zaferin o mağrur tebessümüyle kıvrılıyor dudaklarım çünkü iç huzura erişmek, benden öte beni bulmak için çıktığım bu yolun taşları, huzursuzlukla döşenmişti. Huzura giden yol huzursuzluktan geçiyordu. Bu yolculuğa çıkmaya karar verdiğimden beri sahici bir gülüşle kendime gülümsemeyeli o kadar uzun zaman olmuştu ki ruhumun karanlığıyla zehirleneceğimi sanarken bir sabah varmam gereken yere vardığımı anlamak en büyük ödül olmuştu. Çok kez bu yolculukta varış noktası diye bir yerin olmadığını düşünmüştüm, zafer için çıktığım yolda maktul olarak yok olmaktan korkmuştum. Maktulü olduğum yolun faili ben olacaktım. Ne büyük hezeyan! Bir mahkûm nasıl ki yıllar sonra uçsuz bucaksız yeşilliği tekrar görmenin o buruk sevinçle tattırdığı özgürlüğünün kıymetini hiçbir maddi kaynağa değişmezse ben de binbir acıyla demlenerek edindiğim bu içsel huzuru hiçbir şeye değişmem. 

Net bir şeffaflıkla görüyorum ki insanın azmi ve kararlılığı karşısında aşamayacağı hiçbir engel yok ama engelleri aşmanın da tek bir sırrı var: Gerçekten bir şeyleri değiştirme arzusunun şiddeti. Ben çıktığım bu uzun ve zahmetli yolu, değişme ve erişme arzumun şiddeti sayesinde kazandım. Çok kez bırakmak istedim, kaybolmak istedim hatta yenilmek istedim ama bırakacağım noktanın zayıflığı ve muhtaçlığı, direnme güdümü ve gücümü perçinledi. Zayıf olmak insana has bir “ân”dı ama “ân”da kalmayıp uzun bir tesir kazanacağını bile bile bırakmak?.. Bunu ruhuma yapamazdım. Direndim; bazen o kadar kanadı ki ruhum, acımda boğuldum. Güçlendim; ruhumun kanayan her zerresini, benden başka kimsenin saramayacağını öğrendiğim ân durdum ve sardım bütün yarayı. Bir öpücük kondurdum sonra ve ilk orada öğrendim neden bu yolun bu kadar can yaktığını: kişinin kendine karşı gösterdiği merhamet eksikliğinden. Dışarıdaki herkese sınırsız bir merhamet duyma güdüsüne sahip olan ben, kendime hiç merhamet etmemiştim. Merhamet dilenmiştim ama başkasından ve merhamet dilenmenin ruhta açtığı yarayla daha çok kanamıştım bunca zaman. Ta ki en içten, en sahici merhameti kendime karşı duymayı öğrenene kadar. 

Öyle anlar oldu ki öğrenmek, bilmek de yetmedi. Bilmenin ama uygulayamamanın acısıyla kıvrandı bu defa ruhum. Kendime karşı merhamet göstermeyi başarana kadar piştim bu acıyla, öyle bir piştim ki gözlerimde buğusu kaldı; adını olgunlaşmak koydum. 

 

Yazar: İrem Tokyürek

    Görsel Kaynak: https://dream.ai/create

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.