(Bu yazının okunması yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)
Kimselerin umursamadığı bir tarihte, pek de önemi olmayan bir saatte mavi kanatlarının üzerinde siyah benekler olan çok güzel bir kelebek; çeşit çeşit çiçeğin arasında uzaklara gitmek üzere kanatlarını çırpıyordu. Bu kelebek kozasından çıkalı birkaç gün ancak olmuştu fakat hırslı kelebek çabucak uçmayı öğrenmiş hatta diğer kelebeklerle kaynaşmıştı. Şimdiyse diğer kelebeklerden öğrendiği kimsenin bulamadığı o diyarı arıyordu sonsuz gökyüzünün altında. Şöyle konuşuyordu diğer kelebekler aralarında bu diyar hakkında: “Kanatların asla düşmediği, sonsuzluğun vadedildiği, hiçbir kelebeğin daha önce ulaşmadığı ve kocaman umudun olduğu bir diyar.” İşte küçük mavi kelebeğin tek dileği oluvermişti o ândan sonra Hayaller Diyarı. Hızlıca kelebeklerden uzaklaşmış, bahsedilen yere doğru uçmaya başlamıştı. O yer hakkında bilinen hiçbir şey yoktu, sadece çok farklı bir hissiyat olacağı söyleniyordu, eğer ki bir kelebek kendi Hayaller Diyarı’na ulaşırsa bunu bir kanat çırpma ânında anlayacak, yüreği umutla dolacak ve yolculuğu son bulacaktı.
Küçük mavi kelebek papatyalar ve güller arasında kanatlarını daha da hızlı çırptı. Tam o ânda elinde cam kavanozuyla ona yaklaşan insanı fark edemedi. Fark ettiğinde ise çok geç olmuş, çoktan hapsedilmişti. Onu hapseden insan, evine gitti ve cam kavanozu mutfağındaki bir köşeye umursamazca bırakıverdi. Kelebekse hâlâ daha ne olduğunu anlamayarak camın onu hapsettiği alanda ufak bir daire çizerek uçuyordu.
Küçük mavi kelebek sonunda anladı hapsedildiğini, belki de Hayaller Diyarı’na gitme dileği burada son bulacaktı ama pes edemezdi; ışıl ışıl parlayan kanatlarını ve son nefesini bu uğurda feda etmeye razıydı. Onca kanat çırpışı bir yok oluş, tutsaklık için olmamalıydı. Küçük mavi kanatlarını gerdi ve kavanozun kapağına doğru atıldı. Kendini camdan cama vuruyor, sonra yere düşüyor pes etmeyip tekrar kapağa doğru uçuyordu. Bunun fayda etmeyeceği ortadaydı fakat kelebek savaşmadan ölmeyi hiç düşünmüyordu, eğer cam kavanoza karşı yenilecekse de bu onun için kötü bir son olmayacaktı; o tüm bu hapishaneye ve korkunç insanlara karşı kazanan tarafta olacaktı.
Sonunda kelebeğin kanatları yırtıldı, ufacık bedeni kanlar içinde kaldı. Umutsuzca kendini kavanozun dibine bıraktı. Güzelim mavi kanatları mahvolmuştu, vücuduysa acıdan kendini taşıyamayacak bir vaziyetteydi. Soluk alışverişleri yavaşladı küçük kelebeğin. Şöyle düşünüyordu: “Keşke bu kocaman hapishaneden kurtulmanın bir yolu olsaydı.”
Kelebek umutsuzca kavanozun dibindeyken evin yaramaz sarı köpeği hızlıca mutfağa girdi. Köpek hızlıca cam kavanoza atıldı ve kavanoz yere düşerek paramparça oldu. Kan revan içindeki çirkin mavi kanatlarıyla kelebek son gücüyle açık pencereye uçtu. Her yeri paramparçaydı, belki de bu hâlde uçmak onun için imkansızdı fakat başarmıştı; bu yüzden de kurşun gibi ağırlaşan kanatlarına umudun yükünü de ekleyip hızlıca uçuyordu. Umut, ona iki günlük ömründe bile yaşamadığı o heyecanı ve gücü aşılamıştı. Zaten bu yolculuğa çıkması, o ilk kanat çırpışı da bu yüce duygu nedeniyle olmuştu; yolculuğu da sonsuz kanat çırpışıyla devam edecekti. Sonsuz gökyüzü onun evi, umut da evine giden yoluydu.
Kelebek kendini pencereden dışarıya attı ve nereye gittiğini önemsemeden yalnızca uçtu, küçük kalbi hızlıca atarken en büyük korkusu zalim insanın onu yeniden bulmasıydı. Kâh yere düşüp bazen başaramayacağını düşünerek kâh gökyüzüne doğru süzülerek sonunda güzel bir bahçeye ulaştı. Bu bahçede bembeyaz zambaklar vardı ve kelebeğin rüyalarında bile göremeyeceği kadar güzeldi. Küçük kanlı bedeniyle bir zambağın üstüne kondu, beyaz zambak kırmızıya boyandı. Mahvolmuş kanatlarını yavaşça topladı ve gülümsemeye başladı. Küçük bedeni kanlar içindeydi, kanatları mahvolmuştu, hatta bazen yolu olan umudunu da kaybettiği ânlar olmuştu fakat o hiç olmadığı kadar mutluydu çünkü sonunda ulaşmıştı dileğine.
Kelebek artık Hayaller Diyarı’nın ne demek olduğunu biliyordu. O cam kavanozun içindeyken istediği tek şey tutsaklıktan kurtulmak, umudu yakalamaktı.
Aslında Hayaller Diyarı, özgürlüktü. Kanatların asla düşmediği, sonsuzluğun vadedildiği, hiçbir kelebeğin daha önce ulaşmadığı bir diyar; mavi kelebek için özgürlükten ibaretti. Her kelebeğin Hayaller Diyarı biricik ve onun kanat çırpma yolculuğunun bütününden oluşmaktaydı. Çirkin, yırtık, mavi kanatları olan kelebek sonunda bulmuştu tek dileği olan Hayaller Diyarı’nı. Fakat tüm kelebekler yanılıyordu çünkü bu yolculuğun sonu değil başlangıcıydı…
Yazar: Ayşegül Çıkrıkcı
Görsel Kaynak: Yazara âit.