Kiraz Ağacında Bulunan Şefkat

“Gitme vaktim geldi fakat üzülme, ben, beni görmek istediğin her anında olacağım, kalp atışlarında hisset beni ihtiyaç duyduğun her an çünkü ben senin benliğindeyim, ben bir rüya bozumu değil senin ta kendisiyim…”

(Bu yazının okunması yaklaşık olarak 4 dakika sürmektedir.)

(Ufak bir not: Bu yazı, duygusal manipülasyonun (body-shaming, love-bombing, gashlighting ve ghosting) ve flört şiddetinin hayatta kalanlarına, içlerindeki çocuğa kavuşmaları için ufak bir armağan, bilgilendirme veya ne olarak faydalanmak isterse. Yalnız değiliz, yanlış değiliz.) 

Geziniyorum, zihnimin arka bahçelerinde varoluşsal gerçekliklerime tebessüm eden kiraz ağaçlarının arasında. Öyle bir tebessüm ki, sanki bütün mitolojik yeniden doğuş, anka kuşundan gerisin geriye adım atarak kiraz çiçeklerinin yuvası olmuş. Serin bir bahar yeli ile beraber adımlarımı atarken soruyorum benliğime, “Hak ettin mi gerçekten? Görülmek, duyulmak uğruna aşağılanmalara tebessüm ettin, üstelik bu tebessüm, kiraz ağacı gibi yeniden doğuşu da getirmedi sana, yaşamının en ağır suskunluğu oldu. Çünkü artık bütün cesaretinle konuşmaktan korkuyorsun, adeta gerçekliğine ve özgüvenine tehdit algısı koşuyormuşçasına…” 

Bütün bu umudumu kuşatan sızıyı tek gerçekliğim yapmaya çalışan sorgulamalarımla savrulurken adeta gökyüzünden savrulan bir uçurtma gibi, heyecanı ve sevinci tüm benliğini kaplamış olan 5 yaşımdaki ben ile çocukluğumun en canlı neşesiyle kesişti yolum. Bakışları gülümsercesine, başını kiraz ağacının zarif dallarına bakmak için kaldırdı ve o esnada, ufak bir esinti ile beraber dalından kusursuz bir ahenkle süzülen kiraz çiçekleri, tenimi okşadıktan sonra yepyeni yaşamlara gebe olan toprağa düştü. “Hayallerinin ve varoluşunun peşinden koşmaya devam et, başta ruhundaki ve bedenindeki yaralar olmak üzere nefretin senin yaşamında koca oyuklar oluşturduğu bütün yaralar iyileşecek.” diye fısıldarcasına…

Sanki zihnimdeki, o bütün empoze edilmiş yaşam sevincimin düşmanı sesler utancından kocaman bir sessizliğe büründü, ümitle arama örülen duvarlar, bir hışımla yıkılmaya başladı. Çocukluğum bana yaklaşmak için adım atarak bana sımsıkı sarıldığında kabustan uyanmış gibi irkildim ve biraz da ürperdim fakat hayatımda duyduğum en büyülü tını yankılandı kulaklarımda: “Benim birtanem, güzel kızım… Lütfen sakin ol. Ben seni o pervasızca hapsedileceğin çıkmazlar girdabının içine çekmeye değil aksine o girdaptan kendimi ve seni, kocaman bir savaşın içine çekmeye çalışan, robot görünümlü o canavardan kurtarmaya geldim.” Dudaklarından dökülen her bir cümlenin ardından, yüzümü avuçlarımın arasına alarak ağlamaya başladım sanki bedenime, benliğime mıh gibi çakılan o aşağılanmalardan arınıyormuşçasına. Ardından, sırtını kiraz ağacına yaslayan 5 yaşındaki benin, dizine yattım. Öyle güzel şeyler anlatıyordu ki, aslında bütün bunların benim suçum olmadığını, duygusal manipülasyonlara maruz bırakılmam yüzünden kendime küsüp yabancılaştığımdan ama bana bunu yapanı anlamaya çalışmamam gerektiğini çünkü onun o korkunç şeytaniliğini anlayabilmenin asıl kötülük olduğundan ve bazı insanların yalnızca kötü olduğundan bahsetti. 

Yavaş yavaş karanlık hakim olurken gökyüzüne ışığı parıldayan kocaman bir dolunay belirdi üstümüzde ve çocukluğumun sesi yankılandı etrafıma: “Gitme vaktim geldi fakat üzülme, ben, beni görmek istediğin her anında olacağım, kalp atışlarında hisset beni ihtiyaç duyduğun her an çünkü ben senin benliğindeyim, ben bir rüya bozumu değil senin ta kendisiyim…” 

Ona kocaman sarıldıktan sonra dolunaya tırmandı ve uçsuz bucaksız karanlık bulutları aydınlatmaya gitti. Evet… o kadar haklıydı ki, insan oluşum, o kötülüğü anlamamaktan geçiyor. Şimdi daha emin adımlarla, zihnimde benimle gurur duyan seslerle el ele tutuşarak adımlarımı atıyorum yaşamımda çünkü biliyorum bütün bu acı izler korkunç manipülasyonların, beden utandırmaların, bireyin kendi gerçekliğini sorgulatacak gashlighting denen işkencenin eseriydi, bütün bunlar savaşın eseriydi ama hepsi geçti. Şimdi daha çok kalp ritimlerimde bana gülümseyen çocukluğuma ve kendime sarılma vakti…

Yazar: Ceren Yakıcı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.