Ekran Işığı

Midesinin doyduğunu zanneden ekrandakiler her şeyin yolunda olduğuna inanmaya devam etmişler.

(Bu yazının okunması yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)

İnsan, yaratmak için yeryüzüne gelmişti. Tüm canlılar arasında sadece insan yaratmanın gücüne layık görülmüştü. İnsan, ağacı kırabilirdi hem de bir yolla değil; akla gelen ve gelmeyen binbir yolla! İnsan, bir çocuğun sevgisini de kazanabilirdi. Bir değil binbir yolla! Ancak insanoğlu bir hata yaptı. 

Dünyadaki dengeyi oluşturan çembersel dönüşü yavaş yavaş kırdı. Kırarken kendi ırkına bile ihanet etti. Uyutan yalanlar, kandıran gerçeklerle ninni söyler gibi söyledi herkesin kulağına. Kim ki başını kaldırıp, kim onun boynunu bükmüş öğrenmek istese, kendini yerde, yarı baygın bulmuş. Tabii bir de kandırmaca lazımdı, insanları aşağı bakar halde tutmak için ve havanın karardığının saklanabilmesi için. Yapay bir ışık icat edilmiş o gün. O ışık, ekran ışığı tabiriyle anılır olmuş. 

Ekran ışığı güvenilirmiş, bir kere gerçek değilmiş, gerçek ateş gibi insanın elini de yakmıyormuş ama gerçek ateşin verdiği sıcaklığı da vermiyormuş. Tabii gerçek ateşin canlılığı, ekran ışığında oynatılan gölgelerle unutturulmuş. Çok renkli anlar varmış ekran ışığında. Bir gün yeni gelinle kaynanasının kavgasını seyredebiliyorken diğer gün açlıktan ölürken oturduğu yerden fakirliğe karşı bağış yapan insanları görebiliyormuşsun. Ekran ışığı, tüm ihtiyaçlarını ve tüm zevklerini karşılıyormuş. Sen yeter ki başını kaldırma ve ekran ışığına odaklan. 

Ne zaman biri sıkılacak olmuş, hemen karşısına yeni ve daha ışıklı bir sahne çıkartmışlar. Camdan dışarı bakmak ve havayı merak edenler olmuş, işte o zaman meteorolojiyi icat etmişler. Tüm havayı hatta gelecekteki hava durumlarını bile ekrandan söylemeye başlamışlar. Böylece başların kalkmasını engellemeye devam etmişler. 

Ne zaman bir ayaklanma olacağını anlamışlar hemen bir savaş patlatmışlar. Herkes destek yorumlarını yazmış, ekran üzerinden. Ancak ortada bir savaş olduğu bile meçhuldü. Sahte savaş senaryolarıyla, sahte işgal senaryolarıyla dikkatler ekranda toplanmaya devam edilmiş. Böylece zaman akıp giderken tüm bu kişiler ahırlara kapatılmış.

Yiyeceklerinde verim ve bolluk kalmadığından yemeğin tek amacı mideyi şişirmek olmuş, hastalığın ve bağışıklığın korunması için de vitaminler icat edilmiş. Böylece ekrandakiler daima ekranda kalacaklar ve sağlıkları da takviyelerle korunacaktı. Midesinin doyduğunu zanneden ekrandakiler her şeyin yolunda olduğuna inanmaya devam etmişler. 

Kendilerini önemli hissetmek adına ekranlardan aldıkları “En iyisisin!” mesajlarını arttırmak isteyenler yeni bir kültür yaratmışlar. O kültüre “popüler kültür” demişler. Tüketim tüm veçheleri sarmış, ekrandaki ışık sonuna dek açılmış, gerçeğe sırt çevrilmiş bir kültür tamamlanmış. Üstelik bunu ekranı bulanlar da değil, ekranın bizzat kölesi olmuş olanlar yaratmışlardı!

Böylece insanoğlu tüm basamakları geçip kendi sonunu kendi elleriyle getirmeye, doğanın onlara bahşettikleri en yüce değer olan özgürlükle, koşa koşa gitmişler.  

Yazar: Caner ÇetinGörsel kaynak: https://tr.pinterest.com/pin/393009504994503661/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.