Beyazlığın İçindeki Sır

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 3 dakikadır.)

Her yer bembeyaz bir örtüyle kaplanmıştı. Bu beyazlık bazıları için saflığı temsil ederken, bazıları içinse yeryüzündeki kötülüklerin temizlendiğine işaret ediyordu.Benim içinse, bu beyazlık ölümdü.
Bu beyaz örtü bana kefeni anımsatıyordu.Ölüm… Öldükten sonrası için yapabilecek hiçbir şeyim yoktu ama ölümden öncesi için çok şeyim vardı. Peki ben bir şeyler yapıyor muydum?
Düşündüm… Düşündüm… Düşündüm…
Uzun süre düşünsem de, “Evet, yapıyorum.” diyecek hiçbir şey bulamadım.
Sonra tekrar düşündüm. Acaba ölsem, mezar taşıma yazılacak kadar önemli bir gün, bir zaman, bir an olmuş muydu benim için? Mezar taşıma yazmaya değecek kadar önemli olan bir şey…
Hayatımın anlamını anladığım günü mü?
Hayır, çünkü hayatta olduğum süre zarfı boyunca bırakın bunu anlamayı, bunu düşünmemiştim bile.
Peki, bir insanın hayatına küçük de olsa bir katkımın olduğu zamanı mı?
Bu da değildi. İnsanlara yardım etmeyi bir kenara koyun, insan görünce kaçacak delik arayan birisiydim.
O zaman ben hayatta yazıya dökecek kadar neyi iyi yapmıştım?
Acı gerçek yüzüme bir balyoz gibi vurdu.Ve ben sarsıldım.
Ben hayatım boyunca kayda değer hiçbir şey yapmamıştım. Bu nasıl olmuştu? Nasıl olmuştu da hayatımı böylesine boş geçirmiştim? Ve bu geçirdiğim zamanın farkına bile varmamıştım. Nasıl? Onlarca soru ve verilmeyen onlarca cevap…
O zaman, “Keşke…” dedim, “Keşke geriye dönüş bileti alabilsem ve koşa koşa o trene binip geçmişe gidebilsem.” Bu farkındalıkla tekrardan yaşasaydım, bu hayatta benim için her şey çok daha farklı olurdu.  
Hoş, hayatın cilvesi de zaten bu olmalıydı. Farkındalığını kazanıp, o farkındalıkla yaşamak. O zaman, o yılların bir daha geri gelmeyeceğini bilerek yaşlanırdık. İşte bunu hayatta ne kadar erken çözersen, hayat da senin için o kadar anlam kazanır. Ve hayat seni herkesten bir adım öne taşır. Çünkü bu bilinç, insanlara her şey geçip gitmişken gelir ve sen hayatın ne olduğunu çözemeden bu diyardan geçip gitmiş olursun. Ama ben bu bahanenin arkasında, bir korkak gibi saklanmayacaktım. Daha fazla bu bilinçsizlikle yaşamayacaktım. Bugünden sonra yeni bir bene kucak açıp, onunla yoluma devam edecektim. Yüzüme bir ıslaklık geldi ve ben yukarı baktım. Kar yağmaya başlamıştı. Onlar da yeni beni selamlıyorlardı. Etrafıma baktım. Bundan bir kaç dakika önce bana kefeni hatırlatan o beyazlık, artık yeni bir sayfayı çağrıştırıyordu. Eve çabucak gidebilmek için, adımlarımı hızlandırdım.Bundan sonraki yeni hayatım için kararlar almamın zamanı gelmişti.
 Ve adam sükunetle yağan karın altında, bembeyaz bir sayfaya doğru ilerlerken, gözden kayboldu.

Yazar: Şeyma Ceylan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.