Zihne Vurulan Kilit

"Lakin ne kendimi değiştirmek için yeterince çabalarım, ne de olduğum kişiyle mutlu olabilirim. İşte bu, benim en büyük çıkmazım, düşmanımınsa en güçlü ittifakı."

 (Bu yazının okunma süresi yaklaşık üç dakika sürmektedir.)

Bazen zihnimdeki düşünceler o denli çoğalır ki her biri birer iğne gibi beynime saplanarak canımı yakar. Bu iğnelerin acısı, başlangıçta hafif bir rahatsızlıkken zamanla dayanılmaz bir işkenceye dönüşür. O iğneleri çıkarmaya çalıştığımda derinlere batacaklarmış gibi bir korku sarar içimi fakat onları orada bıraksam da acının kesilmeyeceğini bilirim. Düşünceler, zihnimin odalarını işgal ettikçe tahammül sınırlarım zorlanır. Zamanın akışı bozulur o anlarda. Saniyeler boğucu dakikalara, dakikalar saatlere dönüşür; her şey sonsuz bir döngüye girer, her şey ağırlaşır.

 O anlarda tek çözüm gibi görünen şey zihnime bir kilit vurmak, ardından kilidin anahtarını denizin en derin ve en karanlık noktalarına fırlatmak olur. Ama o anahtarı bırakmam gereken yer, öyle bir yer olmalı ki ne bir balıkçı ağı onu bulabilmeli ne de kıyıya vurup açığa çıkabilmelidir. Denizin derinliklerinde kaybolması gerekir; bir sır gibi, hiçbir zaman geri dönemeyecek şekilde. Hatta ben bile, bir gün özleyip o kilidi açmak istesem bile, o anahtarı bulamamayı dilerim. Kendimden bile kaçarcasına zihnimden uzaklaşmak, düşüncelerimden silinmek isterim. Belki de ancak o zaman bu sonsuz döngüde durup derin bir nefes alabilirim ve hayata geri dönebilirim.

Ama zihnim kilitlenmez; düşünceler, fırsat kollayan sinsi düşmanlarımdır. Bitmek bilmeyen bir savaşın ortasında karşıma çıkarlar; üstelik tek başıma, silahsız ve savunmasızken. Bir korkak gibi, savaş meydanından kaçmak istesem de hareket edemem. Düşmanlarımsa her yerdedir; birini alt etsem, diğerleri daha da güçlü bir şekilde geri döner. Sonuçsa tahmin edildiği gibidir. Bir kişinin koskoca bir orduyu alt ettiği nerede görülmüş ki? Her seferinde yenilginin tadını, o acı yenilgiyi kabul etmek zorunda kalırım. Yenilgiyle sonuçlanacağını bilmek alıkoymaz beni ama gitgide tükenirim. 

Yeniden bir yol denemek istiyorum. Sanki başka biri olsam bu ağırlıklar üzerimden kalkar gibi. Farklı bir insana dönüşmek, düşüncelerimden bağımsız biri olmak… İki yol var önümde: bir başkası olmak için savaşmak ya da kendimle barışmak. Lakin ne kendimi değiştirmek için yeterince çabalarım, ne de olduğum kişiyle mutlu olabilirim. İşte bu, benim en büyük çıkmazım, düşmanımınsa en güçlü ittifakı. Her iki yol da bana kapalı ve ben bu iki yol arasında sıkışıp kalmış bir ruhum. Kendi içimde oynanan bu trajedinin yalnızca bir figüranıyım, sahnede hiçbir rolüm yok, olayları değiştirebilecek gücüm de… Sadece izlerim, yenilirim ve her defasında yeniden başlamayı, bu savaşın ortasında bir barış bulmayı dilerim. Ama o başlangıç asla gelmez. 

Merve Gedik

https://pin.it/4Ds9rdeaX

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.