(Bu yazının okunması yaklaşık 3 dakika sürmektedir)
Bazılarımız, belki de birçoğumuz değişime korku ve kaygı dolu gözlerle bakıyoruz. Niçin böyle yaklaşıyoruz ya da değişim gerçekten korkmamız ve endişelenmemiz gereken bir olgu mu? Oysa etrafımızdaki her şey değişim döngüsü halinde ve hepimiz bunun birer parçasıyız. Çünkü hayatta sabit olan tek şey değişimin kendisidir.
Tıpkı yeryüzündeki her şey gibi değişiyoruz ve dönüşüyoruz. Belki de hayat bizi olmamız gereken yerlere götürürken içinde barındırdığı olaylarla bizi hazırlıyordur. Çünkü duygular ve yaşanılanlar usta bir heykeltıraş gibidir. Her zaman gözle görünür olmasa bile yavaş yavaş şekillendirir bizi. Bazen keskin, sert köşeleri yumuşatır; bazen ise tam tersi kırık bir cam gibi keskinleştirir.
Değişim, dönüşmeyi de beraberinde getirir. Beklenmedik, sonu tahmin edilemeyen, kimi zaman zorlayıcı bir döngü bu. Ağacın dallarında yeşeren yaprak; bir gün sararacağını, kuruyacağını ve yere düşeceğini bilmeden açıyordu. Alıştığı ağaçtan kopmak zor olsa gerek. Fakat hiçbir yaprak sonsuza dek ağaçta kalmaz, kalmamalı. İşte bu yüzden değişim ve dönüşüm kolay değildir, içinde cesareti de barındırır. Kopabilmenin, belirsizliklerle yüzleşebilmenin gerektirdiği bir cesaret… Tam da burada şu soru yankılanır kafamda: Değişimden kaçmak mı daha zordur, yoksa onunla birlikte büyümeye cesaret etmek mi?
Aslında bu döngü bize ağaçların yapraklarla vedalaşmasının korkutucu olabileceğini ama aynı zamanda büyümek, gelişmek ve yenilenmek için bir fırsat olabileceğini gösteriyor. Zaman zaman zorlayıcı da olsa bize daima cebimize koyup yolumuza devam edeceğimiz şeyler öğretir. Öte yandan değişime karşı olmaksa akıntıya doğru yüzmek gibi. Anlamsız bir çaba sarf etmemize neden olur. Kaçınılmaza karşı dirençli davranmaya çalışmak insanı gittikçe yoran ve tükenmişliğe sürükleyen faydasız bir durum.
Kaybettiklerimizin yerine kazandıklarımızı görünce değişimin hediyelerini fark ederiz. Bazen kazandıklarımızı da kaybedebiliriz ki bu da değişimin alışık olmadığımız, zorlayan, hüzünlü hissettirebilen fakat sonundaysa dayanıklılığımızı artıran hediyelerindendir. O an anlayamasak bile zaman geçtikçe tüm hediyeleri daha iyi fark ederiz.
İyisiyle kötüsüyle hayatımız boyunca sayısız kez başımıza gelecek olan bir olgudan bahsediyorum. Elbette sabit kalmanın getirdiği rahatlık duygusunun bizi daha güvende hissettirdiğini biliyorum. Çünkü değişimin belki de en korkutan tarafı belirsizliğidir. İnsan kontrol edemediği bir durum karşısında savunmasız hisseder. Ancak bildiğimiz şeyler her zaman daha güvenlidir; bu yüzden yeniliklere adım atmak, elimizdeki konforu yitirme korkusunu da beraberinde getirir. Peki bu her zaman iyi bir şey olarak kalmaya devam eder mi? Konfor alanımızın değişmesi bizim için her zaman tehdit oluşturabilecek bir durum mu? Belki ilk duyulduğu an öyle geliyor kulağa. Fakat aynı döngünün içinde sıkışıp kalmak bizi ne kadar ileri götürebilir?
Çoğunlukla bir şeylere sıkıca tutunup orada kalma eğilimindeyiz. Halbuki hayatın içinde değişimin var olduğunu, her zaman olacağını, ondan kaçamayacağımızı ve beraberinde getirdiği hediyeleri ön görebilmemizin hiçbir zaman mümkün olamayacağını ara sıra kendine hatırlatabilir misin?
Tuana Bozdemir
Görsel ChatGPT tarafından oluşturulmuştur.