(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 5 dakika sürmektedir.)
İnsan, önünde akıp giden hayata tutunmaya çalışırken ister istemez çok kez değişir.
Olaylar değişir, mekanlar değişir, karakterler değişir, insanın kendi değişir o an içinde
bulunmaya çalıştığı kalıba uyabilmek için. Değişim her zaman belli etmez kendini; bir gün işe
giderken başka bir yoldan geçeriz, her zaman kullandığımız parfümü değiştiririz, en
sevdiğimiz yemek değişir, her zaman gittiğimiz yol değiştirir bazen kendini. Köşede yeni bir
çiçek açar bazen, her gün ezdiğimiz kaldırımın taşları değişir birden. Değişim gürültülü
değildir her zaman, bir sabah kalkıp geriye baktığımızda fark ederiz başımızı koyduğumuz
yastığın eskisi kadar rahatlatmadığını. İnsan alışır değişmeye, alışmak zorunda kalır. Önce
yüzler değişir, sonra sesler, bitti sanılan bir hikâye yeniden başlar, devam ettiği sanılan bir
cümleye birden nokta konur bazen.
Tüm bunlara zaman deriz. Günah keçimizdir zaman, zaman her şeyi değiştirir, bazen
zaman bitirir, bazen başlatır, bazen unutturur, bazen hatırlatır zaman.
Zaman değiştirir sahiden. Bazen de yorulur zaman. Dün ve bugün arasındaki mesafe
kısalır, yarın ile bugün karışır, saniyeler saatler, saatler saniyeler olur bazen. Geçmiş olduğu
kadar yakın, gelecek göründüğü kadar uzak gelmez bazen. Zaman değiştirir sahiden, bazen de
yer değiştirmeyi seçer birden.
Oysa insan, zamanı hep karşısında duran bir şey sanır. Geçmiş arkasındadır, gelecek
önünde, bugün ise ikisinin arasında duran ince bir köprüdür insan zihninde. Yürüdükçe
uzaklaşacağını düşündüğü şeylerden, yürüdükçe yaklaşacağını sandığı yerlere gittiğini sanar
insan.
Sonra bir gün bunun böyle olmadığını öğrenir.Bazı insanlar hiç gitmez, bazı şehirler terk edildiği halde içimizde yaşamaya devam
eder, solduğunu sandığımız çiçekler taze kalır, geçtiğini sandığımız mevsimler bir yaz gecesi
ufak bir esinti olur önümüzde. Bazı cümleler söylendiği anda bitmez bazen, yıllarca aynı
yankıyla dönüp durur insanın içinde. Zaman ilerler ama bazı anlar yerinden kıpırdamaz, aynı
mevsimde bekleyen bir ağaç gibi, aynı köşede unutulmuş bir eşya gibi, aynı satırda bekleyen
bir kelime gibi.
Belki de bu yüzden, bazen yıllar önce yaşanmış bir günü bugünden daha net hatırlarız.
Çünkü zaman her şeyi yanında götürmez; bazı şeyleri olduğu yerde bırakır. Giden biz oluruz
ve işte o zaman yer değiştirir.
Eskiden içinden geçtiğimiz zaman, bu kez içimizden geçmeye başlar. Günler takvimde
değil, omuzlarımızda birikir. Saatler duvarda değil, göğsümüzde ağırlaşır. Beklemek bir süre
olmaktan çıkar; bir mekâna dönüşür. İnsan bazen kendi içinde bekleyen biri olur.
Belki de büyümek dediğimiz şey, zamanın hızlanması değil zamanın yer
değiştirmesidir. Dünün bugüne, bugünün yarına karışması değil hepsinin aynı anda insanın
içinde yaşamaya başlamasıdır belki büyümek. O yüzden bazı vedalar yıllar sonra gerçekleşir,
bazı karşılaşmalar henüz yaşanmadan tanıdık gelir, yıllardır bilinen bir yüz birden
yabancılaşır. İnsan, bir gün aynaya baktığında yüzünün değil zamanın değiştiğini anlar, çünkü
artık geçmiş geride değildir, gelecek ileride değildir.
İkisi de aynı kalbin içinde sessizce yan yana oturuyordur.
Belki de hayat, zamanı durdurabilmek değildir hiçbir zaman. Hayat, onun yer
değiştirdiğini fark ettiğimiz o sessiz ana yetişebilmektir. Çünkü bazı değişimler görünmez ve
en derin olanları, zamanı bile yerinden eder.
Pınar Yaman
https://tr.pinterest.com/pin/870461434376086928/