1970

“Rivayetler doğru olsun ya da olmasın, bin evren olsa ben bininde de seni seçerdim. Bin kere dünyaya gelsem bininde de senin karnına düşerdim.”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)

Bazı rivayetlere göre dünyaya gelmeden önce annemizi bizler seçermişiz, kokusuna ait

olmak istediğimiz annenin karnına düşermişiz. Sular çekiliyor, gök kararıyor. Seneler

geçiriyor; senin saçlarına aklar benimse gözlerime yaşlar düşüyor ve fark ediyorum ki her

yeni gün bu rivayete daha çok inanıyorum. Bazen durup düşünüyorum taşı sıkıp suyunu

çıkarmayı ben nereden öğrendim diye ya da bunu yaparken nasıl olur da hem taşı incitmemeyi

hem de yerleri kirletmemeyi başarıyorum? Bazen düşünüyorum neden ellerimi göğe açıp

umut ediyorum diye? Gözlerim başkasının tabağıyla ilgilenmiyor, kulaklarım vesveseleri

duymuyor, aklım türlü dolambaçlara çalışmıyor. “İyi de neden ya da nasıl?” derken tüm

soruların cevabı beni sana getiriyor.

Annelik kavramının şahsa münhasır olması bir kenara şahsımın en büyük şansı

annemdir. Şansımın sebebi kaşından ya da gözünden değildir. Aslında biliyor musunuz? Kaşı

gözü de çok güzeldir. Kızıla çalan kahve saçları, aralarından göz kırpan akları… Akşamdan

evvel, ikindiden az sonra pek güzel görünürler güneş vurunca. Bir an olsun belerdiğini

görmediğim buğu dolu gözleri. Omzundaki yüklere yardım etmek için bir kısmını sırtlanmış

gibi buğulu bakarlar hep. Yüzündeki çizgiler… Kendisi hiç sevmez, ben ise en çok onları

severim çünkü sormadan bana annemin iyi olup olmadığını söylerler.

Şansımın sebebine gelecek olursak yüreğidir. İyilik ve kötülük görecelidir ama saflık

yeganedir. Saf bir yüreğe sahip annenin evladı olmak ise dünyada cenneti tatmaktır. Belki de

cennetin varlığına böyle inanmışızdır. Ben de birçoğunuz gibi cennetin varlığına ve annemin

ayaklarının altına serildiğine inanıyorum. Dünyada cenneti tatmış olmanın ise keyfini

çıkarıyorum.

Bir de her gün kendime tekrar ettiklerim var. Önce bir olmalıyım ki sonrasında bir

bütün olabileyim. Hesabım kitabım olmalı ki şaşmayayım. Sulandığım toprakta meyve

vereyim çiçek açayım ki olduğum yer güzelleşsin, çoğalabileyim. Küllerime ayrılayım ki

tekrardan doğabileyim. Yeri geldiğinde susayım ki haddimi hatırlayıp hırs batağına

düşmeyeyim. Yeri geldiğinde bağırabileyim, savunabileyim hakkımı ki boyun eğmeyeyim,

diz çökmeyeyim ve şükür edeyim ki sağım, solumda ise daima sen annem. Hepsini bana senöğrettin. Öğrenebilir miyim ya da öğrensem dahi tercih eder miyim bilmiyordun ama sen yine

de öğretmeyi seçtin. Bundandır ki hepsini her gün tekrar ederim. Unutacağımdan değil, her

gün tekrar tekrar hatırlamak istediğimden. Minnettarım. Birçoğunuz gibi ben de anneme

minnettarım. Kaşına gözüne ayrı, saf yüreğine ayrı… Rivayetler doğru olsun ya da olmasın,

bin evren olsa ben bininde de seni seçerdim. Bin kere dünyaya gelsem bininde de senin

karnına düşerdim.

Eslem Uyar

https://pin.it/6wZm7zzNq

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.