Son Dans

(Bu yazının okunması yaklaşık olarak 4 dakika sürmektedir.)

Su tanecikleri alnından göz çukurlarına oradan da küçük burnuna süzülüp burnunun ucunda duruyorlardı. Çok kısa süren bir beklemenin ardından bazıları beyaz lavabonun mermerine düşerken bazıları da tutunmayı sürdürerek üst dudağının kıvrımına ilerliyordu. 

Küçüklükten beri her yüzünü yıkayışında kendini su damlalarının hareketlerini izlerken bulurdu. Dışarıdan bakıldığında çok derin düşüncelere dalmış gibi görünebilirdi fakat o an aklından hiçbir şey geçmiyor, tek bir toz tanesi bile yerinden oynamıyordu. Suyun berraklığında, akışında ve teninin yansımasında zihninin dinlendiğini hissediyordu. Suyun boş yere akmasını daha fazla izlemek istemedi, musluğu kapattı. 

Düşünceleri sınır tanımaksızın her yerde, herkeste geziniyordu ama bedenini küçük tuvaletten çıkaramıyordu. Koridordaki telefondan yükselen müziğin ritmi kafasının içinde kazan varmış da birisi tokmakla kazana vuruyormuş gibi hissettiriyordu. 

Bir kalabalığın içinde sıkışmış gibiydi. Eğer hareket ederse cam gibi dağılacaktı. 

“Bulut geçti, göz yaşları kaldı çimende.” 

Kenarda asılı duran havluyu alıp yüzündeki fazla suları kuruladı. 

“Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde.” 

Bu sürede arkada devam eden şarkı zihninde aynı baskıya devam ediyordu. Tuvaletten çıktı, dış kapının hemen yanında duran dolabın üzerindeki telefonu alıp şarkıyı durdurdu. 

Telefonun yanındaki kağıtlara gözü ilişti. Hastane çıkışında eline verdikleri faturaydı. Sakatlığını belgeleyen, hayatının geri kalanında mesleğini, sanatını asla devam ettiremeyeceğini gösteren fatura… Elindeki telefon ıslak avuçlarında kayıp yere düştü. Eş zamanlı olarak dizleri de kıvrıldı ve usulca yere çöktü.

Kalabalığın, cam gibi dağılma hissinin şarkıdan kaynaklanmadığını o an içinde, çok derinlerinde bir yerde hissetti. Müziği kapatsa kalabalık susmuyor, açsa da içindeki boşluğu doldurmuyordu. 

Soğuk zemine uzandı, dizlerini karnına çekti ve kendine sarıldı. Sarılacak onca insan olmasına rağmen kendine sarılmak istedi. İyileşse de iyileşmese de kendine sarılacaktı en sonunda. Tüm felaketlerde hatta iyiliklerde bile. Yine kapı kapandığında bu zemine hayal kırıklıklarının ağırlığıyla, yarım kalmış dansının kapanışı olarak dizlerini kendine çekecek ve yine kendine sarılacaktı. 

Yazar: Züleyha Yıldırım

Görsel Kaynak: https://pin.it/6m3yU0rla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.