Dünyadan Uzak

Ben de tam olarak bu son düşünce ile kendim için, kendimle beraber, kendime “Dünyadan Uzak” bir yer buldum. Yani sanıyorum ki henüz dünyadan uzak…

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)

Şu an paylaşılan bu post ile yazıyı gören Herkes’e, bir de bu yazıyı yazan Kendim’e Merhaba! Aslında uzun zamandır yapmak istediğim ama yapmak istediklerimin arasında kaynayıp giden bir şeye başlıyorum; ellerimin, duygularımın ve zihnimin izni ile… (Bu arada başlamadan söylemeliyim: Blog yazıları kime, neye, nasıl, hangi kelimelerle hitap etmeli bilmiyorum, sadece içimden gelenle bu yolu tamamlayacağım.)

Konumuza gelecek olursak bir soru sorarak başlamak istiyorum, biliyorum cevaplarınızı duyamam belki ama kendime de sormak istiyorum bu soruyu: Dünyada olmak ve bir şekilde kendinizi bu dünyaya, birilerine veya bir şeylere ait olmak zorunda hissettiniz mi? Cevap veriyorum: Ben hissettim. Fakat kaynağını bilmediğim bu zorunlu hissiyatın tattıracağı paralel olasılıklar bana huzur vermedi bir türlü. Yani aslında demek istediğim; denedim. Birileri ile ortak bir dünya yaratmaya çalıştım, birileriyle dünyamı paylaştım, birilerinin dünyasına eşlik etmeye çalıştım, kendi dünyamı komple değiştirdim ama sonucunda farklı yollarla hep aynı dünyasızlığa vardım.

“Acaba olaya mı yanlış yerden bakıyorum?”, “Yoksa ben mi yanlışım?”, “Ya da dünyaların birinde bir hata mı var?” diye uzun uzun düşündüm. Galiba en sonunda kendime göre iki doğruyu buldum, gerçi bunlardan hâlâ emin değilim ama size söyleyeyim: Birincisi, belki de bu düşünceyle yola çıkmamak gerekiyordur yani bir dünyaya ait olmayı hedeflemeden önce kendi dünyanı sağlıklı bir şekilde yaratmak zorunda olduğundur. İkincisi ise biraz daha korkutucu ama söyleyeceğim. Belki de bir dünyaya ait olmak için bu dünyaya gelmemişsindir. Neden olmasın? Aitlik belki de sadece nesneler üzerinde kullanacağın bir şeydir, kim bilir?

Ben de tam olarak bu son düşünce ile kendim için, kendimle beraber, kendime “Dünyadan Uzak” bir yer buldum. Yani sanıyorum ki henüz dünyadan uzak…

Yepyeni bir yer bulmanın en güzel yanı ne biliyor musunuz? İçine istediğiniz dağın yeşilini, istediğiniz göğün mavisini, kurtları ve kuzuları, iyileri ve kötüleri dilediğinizce yerleştirebiliyorsunuz. Yine, yeni, yeniden bir senaryo oluşuyor ama bu sefer senaryonun sınırlılıklarını, karakterlerin uç noktalarını ve olay örgüsünü tahmin edebiliyorsunuz. Kulağa sıkıcı geliyor olabilir ama unutmayın dünya sizin ve istediğiniz zaman istediğiniz yeniliği katabilirsiniz. 

Asıl mesele ne biliyor musunuz? Tüm tatları ve deneyimleri ile aitlik veya dünyasızlık düşünmeden, riskleri ve konfor alanlarıyla, beklendikleri ve beklenmedikleriyle sizin nasıl bir dünya istediğiniz…

*Müzik Önerisi: Batuhan Ayduğan – Kıygın

Yazar: Ozan Yıldırım

Görsel Kaynak: https://pixabay.com/tr/illustrations/g%C3%BCne%C5%9F-simya-mistik-g%C3%BCm%C3%BC%C5%9F-g%C3%BCne%C5%9F-7601106/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.