Dört Duvarlı Dünya

“Sanki suçluymuşum da, cezam dünyada yaşamakmış gibi geliyor zaman zaman. Dört duvar arasında sıkışıp kalmışım, nereye dönsem engelle karşılaşıyorum. Küçük bir pencereden ışık sızıyor içeriye, tozlu bir hava giriyor bir de. Aldığım her nefes ciğerime batıyor ama sorun değil benim için. Her nefesin, sona biraz daha yaklaştırmasının mutluluğu var içimde.”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 3 dakikadır.)

Kalıplaşmış yüz ifadeleri, kalıplaşmış duygular, tekdüze insanlar ve birbirinin kopyası olan dünler… Farklı olanın suçlandığı otomat bir dünya. Her gün duymaya alışılmış kötü haberler… “Kötü habere alışılır mı hiç?” demeyin, alışılıyormuş. Ben alışamadım gerçi, her geçen gün kalbim daha çok parçaya ayrılıyor.

Gördüğüm kadarıyla herkes mutsuz, herkes öfkeli, kimsenin kimseye tahammülü kalmamış. Herkes bir koşuşturmacaya, bir şeylere yetişme derdinde. Hayvanlar da köşe bucak kaçıyor, sığınabilecek yürek kalmamış onlara. Gülten Akın bugünü özetlemiş sanki, “Ah, kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya.” diyerek. Bütün bunların üstüne bir de, ne dinlenebileceğimiz yeşilliğimiz kaldı, ne maviliğimiz. Ormanları da, denizimizi de, ömrümüzü de harcadık bencilliklerimiz uğruna.

Ben bu dünyada yaşamaya çalışırken yoruluyorum. Sanki suçluymuşum da, cezam dünyada yaşamakmış gibi geliyor zaman zaman. Dört duvar arasında sıkışıp kalmışım, nereye dönsem engelle karşılaşıyorum. Küçük bir pencereden ışık sızıyor içeriye, tozlu bir hava giriyor bir de. Aldığım her nefes ciğerime batıyor ama sorun değil benim için. Her nefesin, sona biraz daha yaklaştırmasının mutluluğu var içimde. Zaten “Yaşıyorum.” da diyemiyorum bu dünyada.

            Bütün bunlara rağmen bir umut var içimde. Pencereden sızan ışık gün doğumunu, yenilenmeyi hatırlatıyor bana. Hapishanemin köşesinde duran, çatlamış saksıdaki kurumaya yüz tutan toprakta, hala yaşamaya çalışan cılız bir bitkim var içime umutlarımı yeşerten. Ne suyunu, ne sevgimi eksik etmiyorum ondan. Cılızlığa rağmen, kurumaya inat edişi cesaret veriyor bana. Dünyayı güzelleştirecek başka bir şeyim de yok zaten.

            Biliyorum bir yerlerde benim gibi birilerinin, dünyanın iyileşeceğine ait umudu, sevgisiyle hayatta tutmaya çalıştığı cılız bir bitkisi olduğunu. Gelin toplaşalım bir araya, dünyayı güzelleştirmeye ne kadar faydası olur bilemem ama dünyamızı güzelleştireceğinden de eminim.

Yazar: Duygu Akkuş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.