Yalnızlığın Ustası

"Durdum ve etrafıma baktım. Bir de dönüp aralık bıraktığım kapıya... Sonra birden aklıma geçmişte bu hissi kaç kere deneyimlediğimi düşündüm." 

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 3 dakika sürmektedir.)

Güneş batalı epey oldu. Sabahın sıcak ve kasvetli havası hala yerini akşam serinliğine bırakmadı. Buralarda bu mevsimler hep aynı dertleri beraberinde getirir. Yine öyle akşamlardan birinde masamın başındayım. Masam pencerenin yanında. Sabahları ilk güneşi alır, beni terletse de, akşamları hep olmak istediğim yerlerden biridir. Pencerenin camı açık. Dışardan gelen hava içeriyi doldurmuyor sanki. Hala havasız bir öğle vakti gibi. Tabi ya kapı kapalı. Hava çıksın diye kalkıp kapıyı aralık bırakıyorum. Araya da bir terlik iliştiriyorum ki kapanmasın, fakat fazla da açık durmasın ki yalnızlık ve masamla arama koridordan geçenler girmesin. İnsan sevmediğimden değil. Yalnızca kendime özel bir an oluşturmak ve gündelik hislerin ve işlerin hissettirdiklerinden yakamı kurtarmak isteğim… 

Şimdi odada akşamın serinliğinin tadını çıkarmama vesile olacak olan rüzgâr hafiften dans ederek tenime değiyor ve aynı zarafetle kapıdan çıkıyor. Bir film izlenir şimdi diyorum. Kuruluyorum masamın başına tekrardan ve başlıyorum filmin keyfini çıkarmaya. Epey izledikten sonra bir an içinde bulunduğum bu anda etrafıma bakıyorum. Odanın ışığı kapalı fakat koridordan yatağımın ayak ucunu aydınlatacak kadar aydınlık geliyor. Pencerenin önünde duran tülün aralarından ise bahçe duvarının üzerindeki ışık süzülerek içeriyi aydınlatıyor. İçerisi loş. Dışarıdan akşam sesleri geliyor, uzaktan uzaktan… O da ne demeyin, tarif edemem. Ama huzurlu bir an, bunu hissedebiliyorum. Anı yaşamak denir ya şu an tam da onu hissettiğim nadir anlardan birindeyim. İlerde bu anı hatırlamak istedim. Filmi duraklattım. Durdum ve etrafıma baktım. Bir de dönüp aralık bıraktığım kapıya… Sonra birden aklıma geçmişte bu hissi kaç kere deneyimlediğimi düşündüm. 

İnsan, sonu gelmez fani dünyanın hislerinden, gündelik işlerin keşmekeşinden başını kurtarıp da kendine gelemiyor. Yaşadım, demek için ne yaptığını bilemiyor. Daha geçenlerde yine bu konuyu düşünüyordum. Biri gelip bana “Nasılsın, Nasıl gidiyor?” diye sorsa aklıma anlatacak çok az şey geliyor. Öyle ki “İyi, nasıl olsun. Bildiğin gibi…” demekten öte diyecek sözüm olmuyor çoğu zaman. Yoksa yaşadığını fark edemeyenlerden miyim ben de? Aklıma birden Özdemir Asaf’ ın şu dizeleri geliyor: 

“Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi, 

Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası.” 

Az önce hatırlamak istediğim ve notlar aldığım bu huzurlu anlar birdenbire yalnızlık hissiyle doldurdu içimi. Döndüm ve baktım odaya, gerçekten de tam anlamıyla yalnızdım. Durup hatırlamak isteği uyandıran biricik nadir an geçmişte kalmıştı bile. 

Mehmet Emirhan Öz

Görsel kaynak yapay zeka tarafından hazırlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.