BENİM OLMAYAN YERLER YEMYEŞİL FENOMENİ ÜZERİNE

“Bizler penceremizdeki manzaraya değil de en uzaktaki pencereye arzu duyarız bazen. Ve maalesef ki!”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık dört dakikadır.)

   Çoğu insan, iyi bir hayatın bambaşka yerlerde saklı olduğunu düşünür. Bir okyanusun en derinindeki kum tanelerinin ardında, gökyüzündeki bulutların arasında. Bir yolda giderken, başka yolu da düşünmeden edemezler. Bir kuyrukta beklerken aynı zamanda yan taraftaki kuyrukta da gözleri kalır. İnsanoğlu ne tuhaftır! Olmadığı yerin daha iyi olduğu kanısına dair bir yanılsama içindedir.

   Bir röportajda “Mutlu musunuz?” sorusuna cevap verirken, bardağın hangi tarafından baktığımıza göre cevabımız şekillenir. Hayata iyimser bakış açısını tutturabildiysek eğer, daimi olarak var olunanla, istenilenin kıymetini biliriz. İyimser değilsek, bardağın boş kısmı bize takdir edilmişse de eğer yüzümüzdeki ifademiz, mimiklerimiz ve ses tonumuz hepsini harmanlayacak ve memnuniyetsizlikle beraber dilimizden bir söz çıkacaktır elbet.

  İyimserlik dediğimiz ifadenin polyannacılığa dönüşmemesi de, hayatın tahmini sunabilecekleri açısından önemlidir. Fazlasının zarar olduğu her şey gibi iyimser bir tutum da gerçeklerden kaçmayacak düzen dahilinde olması gerekliliği unutulmamalı, beyhude boş duygulara kapılmamak adına da gereklidir. Neyse,  gelgelelim yeniden bardağın bitmeyen kısımlarına. Tabi, daha öncesinde söylediğim ifadeler bardağın bilinen kısımlarının konuşmasıydı. Hayat, aynı zamanda bardaktaki suyu her zaman dolu ya da boş olarak da sunmayabilir. Ama biz insanoğlu nerede olunmayan ya da bardak ifademizden yola çıkarsak eğer, nerede az olan kısım varsa –boş ya da dolu- oraya odaklanmaya meyilliyizdir. Bizler penceremizdeki manzaraya değil de en uzaktaki pencereye arzu duyarız bazen. Ve maalesef ki!

   Aslında mutluluk çok değişkendir de. Bazen mantıksız ve anlamsızdır. Hani bugünlerde duymuşsunuzdur siz de, “Her şeyde de mantık aranmaz.” diye. Mutlu olabilmenin adına da mantık yakışmaz belki de. Ama daimi mutluluk ya da daimi mutsuzluk da söz konusu değildir. Bununla beraber kovaladığımız ve hepimizin arzuladığı mutluluk hırs gibi bir kavrama da bürünmemelidir. Eğer sonunda arzu edilene kavuşulsa bile hırs, tamamıyla mutluluğu hapsetmiş olacaktır.

   Mutluluk hakkında söylenmiş, yazılmış, ifade edilmiş nice kavramlar, fenomenler vardır. ‘Benim olmayan yerler yemyeşil fenomeni’ ise mutluluğa farklı bir bakış açısını yaklaştırır bize. Daima üst olanı, iyiyi, güzeli ve mutluluğu kanıksamış olan toplumumuz, gayesinde mutsuzluk kavramıyla karşılaştığı zaman, bu fenomeni hor görmemiştir. “Ben üstün biri değilsem mutsuzum.”, “Ben iyi değilsem mutsuzum.”, “Ben güzel değilsem mutsuzum.” gibi ifadeler de dilimizde pelesenk olmuş ve hep dahasını arzulamıştır. “Mutsuzum.” diyebilmeye cesaret edememiş, dahilinde ekler sunma ihtiyacı hissetmiştir.

  Bir yerde Sokrates’in şöyle bir sözünü okumuştum: “Mutluluğun sırrı, daha çok olanı aramakta değil; daha azın tadını çıkarma kapasitesine ulaşmaktır.” Aslında düşündüğüm vakit bütün bu dile getirdiğim ifadeler anlamının, tek bir sözde saklı olduğunu da idrak ettim. Gerçekten siz de düşündüğünüzde, Sokrates’e hak vereceksinizdir. Kısaca, mutlu olabilmek elimizde olanın kıymetini bilerek fazlasını arzulamaktır benim dahilimde. İdeali de bu gibi. Peki, sizin ideal mutluluk kavramınız nedir?

Yazar: Hayrunnisa Turan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.