Ayrılık

“Eskiden karşılıklı olan sevgi, bir tarafa yıkıldıkça aşk değil, savaş olur. Savaş başladığında, maalesef tek taraflıdır. Çünkü bu savaş, ayrılıktan sonra başlar.”

   (Bu yazının okunması 3 dakika sürmektedir.)

“Sana bir şiirler olmuş sevgilim. Yüzün, gözün söz içinde. Hangi imla kitabına baksam, ‘ben’den ayrı yazılıyorsun.”  (Özdemir Asaf)

Ayrılık mıdır görünmez olan?

  Seven görmek istemez, giden geri dönmez. Ayrılıklar tek taraflı başlar bu yüzden. Seven görmedikçe, giden tamamlar ayrılık yolunu. Oysa sevenin istediği tek şeydir, aşkta eskisi gibi olabilmek. O yolu o kadar görmez ki inanır bahanelere, yalanlara ve daha çok kendinden verir sevdiğine. Zanneder ki, sevgisini verdikçe, eski anıların yerini almış boşluklar dolacak. Zanneder ki, sevdikçe sevilecek. Gitmeye henüz başlamamışsa da, bir yerlerde hazırdır yol gidene. Ama seven ister ki, o yol sevgiyle dolsun. Aşkla dirilsin, ayrılıkla ölmesin.

Aşk mıdır esas olan, savaş mı?

  Oysa sevdikçe sevilmenin de bir sınırı vardır. Beş birim alınıp beş birim verilen sevgide zarar yoktur. Çünkü zaten gerçekten seven, kendinden vermek de ister. Her aşk mükemmel olabilir, lakin her aşk zarara da uğrayabilir. Giden ayrılık yoluna koyulduğunda 4’e düşer, sonra 3-2-1 ve gider. Ama seven, gittiğini hissettikçe sırtlanır birimleri. Önce 6 ve sonra 7-8-9… Kaybetmekten korkar karşı taraf ilgisini azalttıkça. Ve savaşa hazırlıktır, eskisi gibi olabilmek adına aşkı 10 birimde tutmaya çalışmak. Eskiden karşılıklı olan sevgi bir tarafa yıkıldıkça, aşk değil, savaş olur. Savaş başladığında, maalesef tek taraflıdır. Çünkü bu savaş, ayrılıktan sonra başlar. Bazen beklemektir savaşmak, bazen kabullenmek. Bazen tek tarafa kalmış aşktır, savaşın kendisi. Bazen, ölürken yaşamak. Ve bence kalanın yenilgisidir, gidenin bıraktığı aşkı sahiplenmek. Ve yenilgisidir gidenin; sahiplenmesine izin vermek sevdiğinin.

“Tek taraflı savaş ki, bir çare gönlümün kederi

Bir ahvalimi sormadın, diyemedim sendin sebebi.”

Peki ya aşkla dirilmez, ayrılıkla ölmezsek?

En başından, bir kez daha bakalım ayrılık yoluna. Giden 4 kaldığında, sevenin sahiplendiği 6 birim sevgide yani. “Sahiplenmemeli.” diyemiyorum, her seven “Neden ayrılmasına izin verdim?” diyecektir ve sevmediği için, gitmesine izin vermiş gibi bir muamele ile karşılaşma riskindedir bir nebze. Fakat sevgini çoğalttığın halde, gitmeye devam ediyorsa? Neden daha fazla sahiplenmeli bıraktıklarını? Savaşı büyütmeden bitirmek varken, neden ‘nedenlerde’ takılı kalmalı?

“Gerçekler ve yoğunluklar değil; bahanelerse sevgiyi, dostlukları, aşkı veya arkadaşlığı bitiren, belki de değişen önceliklerdir görülmesi gereken.” 

Giden azalttıkça, sevgisini azaltabilmeli seven, verdiği sevgiyi. Giden 3’e indiğinde, 7’ye çıkmak yerine, 4’e inebilmeli mesela. Çünkü başta denedi sahiplenmeyi ama yaramadı 6 birim verilen sevgi.

Sessizce vazgeçebilmek gerek bazen. “Ben hayatta yapmayacaklarımı onun için yaptım. İnan bana, başkası için yapmazdım. O görmek istemedi. Bu yüzden sevilmeyi değil, vazgeçilmeyi hak etti.” diyebilmek ve vazgeçebilmek… Çünkü yokluğunu hissedip sana ulaşmayan bir insanda, varlığının değeri yoktur. Çünkü aşkla dirilip ayrılıkla ölmeyen kalp, ayrılıkla dirilir; aşkta kaldıkça, her gün yeniden ölür.

Ve Can Yücel ile bitirmek istiyorum yazımı:

“Gittin mi büyük gideceksin! Ayrılık bile gurur duyacak seninle. Gittin mi ayakların onun yakınından bile geçmeyecek. Gölgen bile kalmayacak ardında. Gittin mi onurunla gidecek, gitmişsen dönmeyeceksin.”

Peki ya sizce de, en güzel giden kalan mıdır?

Yazar: Berceste Özdemir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.