Okur, sana çok özel bir soru sormama izin ver lütfen. Hayattaki amaçlarını bana anlatabilir misin? Bu yazıyı kaleme alma nedenin sana ‘amaç’ olarak bildiğimiz kelimenin önemini hatırlatmaktır. Bilimsel doğrular sunmayacağım. Amaç gibi soyut bir kavramı nesnellikle benden anlatmamı beklememelisin. Amaç dediğimiz şeyin ne olduğunu anlatacağım. Amaçların sabit olduğuna dair bir düşünce yanlıştır, ulaştığımız amaçlar hayatımızdan çıkmaz. Gerçekleştirdiğimiz, gerçekleştireceğimiz amaçlarımız hayattaki ilerlememizin parçasıdır. Amacınız ister bir şeyi yapmak, ister bir şeye sahip olmak olsun; hepsi ilerlemeyi temsil etmektedir. Amaçlarınız yeni olabilir, değişebilir, hayal olarak kalabilir, gerçekleşebilir… Öyleyse amacı bu kadar önemli yapan nedir?
Amaç kelimesini duyduğunuzda, aklınıza gelen amaçlarınız oldu mu? Bu kelimenin sizler üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu bilemiyorum. Ama benim üzerimde öylesine etkili bir kelimedir ki ‘amaç’, kelimeler dahi tarif edemez bunu. Düşündüğünüz zaman amacın yalnızca herhangi bir şey yapmak, başarmak veya herhangi bir şeye sahip olmaya yönelik bir kavram olduğu fikrine sahip olabilirsiniz. Eğer amacı/amaçları varsa insanın, harekete geçmişse ve akıyorsa zaman başlamıştır o geleceğini inşa etmeye. Amaçlarınız hayatınızı ve tüm zaman dilimlerindeki sizi şekillendirir. Sahip olduğunuz amaçların büyüklüğü ve ihtişamı korkutuyor mu sizleri? Hatırlatmak isterim Montaigne’nin sözlerini, “Zorluk güzellik katıyor her şeye.” Gelin, amaçlara ulaşmak konusunda zorluk kavramına farklı bir açıdan bakalım.
Amaçlarına ulaşmak için yalnızca parmak şıklattığın bir evren hayal et. Her şeyin böylesine kolay olduğu bir evren, amaçları anlamsızlığa mahkûm eder. Amaçlara ulaşmak için çarpışmak heyecanlandırmıyor mu seni? Yazıyı okuduktan sonra amaç üzerine ve senin amaçlarının ne olması gerektiği üzerine düşünmeni istiyorum. Tarihe bak! Yazarlar, bilim insanları, atletler, filozoflar, şairler, astronotlar… Hepsinin amaçları vardır. Aslında amaçlarımız, hayatınızın ve benliğinizin ürettiği bir harekettir. Amaçlarımız, sonsuz bir enerjiyle geçer harekete. Zorlanmak, yorulmak, yıkılmak amaçlara giden yolun ayrılmaz parçalarıdır. Tüm kalelerin ve surların çöküyor mu zorluklar karşısında? Varsın yıkılsın kalelerin ve surların! Yeniden kurarsın hepsini, daha yükseklerde ve daha sağlam şekilde.
Amaçların yoksa anlamsız değil mi gittiğin yön? İstersen amaçların olmasın, sonuçta senin hayatın değil mi bu? Amaçların olması renk katar hayatına, rutin hayatın anlam kazanmaya başlar. Tüm eylemlerin işlevsiz değildir aslında. Çünkü onların hepsi amacına gitmek konusunda yardım eder sana. Fark ettiysen amaca tek bir örnek bile vermedim bu yazımda. Çünkü sen bulacaksın. Amaçların nelerdir? Kendin için bul onları ve git peşlerinden! Fazla soyut ve şairane oldum farkındayım, kusuruma bakma. Tanıdığın ve tanışmış olduğun insanları düşünmeni istiyorum senden. Sence en çok hangisi amaçlarının peşinden koşan ve daima ayağa kalkan? Bulmanı istiyorum onu senden. Ve onunla ‘amaçlar’ hakkında konuşmanı istiyorum. Aklındaki tüm soruları sor ona. Yoksa da üzülme. Tarihe bak, hayran olduğun insanların hayatlarını oku. Okurken de bulursun amaçların ne kadar önemli olduğunu. Şairane yazdım ama bir Goethe değilim elbet. Amaçlara giden yoldaki mücadeleye olan tutkum büyük ama bir Ares değilim elbet. Amaçların önemi konusundaki farkındalığım göklerde ama bir Yuri Gagarin değilim elbet. Alman bir şair, Yunan bir savaş tanrısı, Sovyet bir astronot uzak örnekler olabilir bize. O zaman sana bir kişiyi tanıtmama izin ver: Atatürk amaçları olan ve onları gerçekleştirenlere bir örnektir. Adını tarihe yazdıran veya anlamlı bir hayat yaşayan herkesin amaçları vardır. Senin neden olmasın?
Yazımı psikolojiden ilham alarak bitireceğim. Carl Rogers “ideal-self”(ideal ben) ve “real-self”(gerçek ben) olarak iki kavramı ortaya atmıştı. Birincisi bizim idealize ettiğimiz benlik, yani olmak istediğimiz ben. İkincisi şu anki benliğimiz, yani mevcut ben. Ben bu ayrıma katılmıyorum. Amaçları olan ve bu amaçların peşinde koşan insan için ‘ideal ben’ ile ‘gerçek ben’ gibi herhangi bir ayrımdan bahsedemeyiz. Amaçların varlığı bizleri çoktan olmak istediğimiz kişi yapmıştır. Sunduğum bu son iddianın ne kadar büyük olduğunun farkındayım. Ancak sonuç olarak benim bu metinle beraber sizlere iletmek istediğim görüş budur. Amaçları adına çarpışan tüm insanlara burada tüm okuyanların önünde şapkamı çıkıyorum. Cümlelerim zamanınıza değmişse ve evrendeki bir nokta kadar sizleri etkilemişse ne mutlu bana!
Yazar: Aytunç Kağan Yiğit