ALIŞMAYA DAİR

“Zamanla daralır koskoca mekanlar, insan sıkışsın diye, peşini kovaladığı çok iyi bilinenin üzerindeki perdeyi yırtsın diye, yeni bir ihtimale karışsın diye daralır koskoca mekanlar.”

İnsan alışabilir.

Sımsıkı düğümleri gevşetip darmadağın sayfaları bir araya getirebilir. Bazen bilerek bazense hiç farkında olmadan yapar bunu. Bazen kendi kendine, bazen bir başkası sayesinde. Bazen pek bir keyifli, bazen sancılar içinde…

Alışabilir insan; yeni hayatlara, yeni yollara, yeni bir başlangıca, taptaze bir bitişe. Kimi zaman istenmeyen bir biçimde, hem de yüksek sesle dile getirerek bunu. Birtakım şeyleri yerle bir ederek, kimi zaman çığlıklar atarak, insan kalbi dahil pek çok gerçekliği çatırdatarak savunabilir alışmak istemediğini, alışamayacağını düşündüğünü. Arkasında boynu eğilmiş yüzler bırakarak çekip gidebilir bir yerden. Vedaya bile gerek duymayacak kadar öfkeli, öyle kırmızı, öyle ateşli. Günün sonunda parmak uçlarında geri de dönebilir o yere. Öyle sakin, dingin ve pembe renkli.

Özellikle de çok istediği ama istemediği birçok şeyle dolu olan bir yerde bulmuşsa kendini, alışabilir insan. Önce çok iyi bildiği güvenli alanını arar orada, alışmak çoğu zaman ilk veya en iyi seçenek değildir çünkü. Birkaç çıkış dener, bazı duvarlara toslar, küfreder acıdığında canı. Zamanla daralır koskoca mekanlar, insan sıkışsın diye, peşini kovaladığı çok iyi bilinenin üzerindeki perdeyi yırtsın diye, yeni bir ihtimale karışsın diye daralır koskoca mekanlar. Afallar, topallar, öfkelenir, üzülür, kırılır, kırar. Sonra soluklanır, ayırt etmeye çalışır tosladığı duvarların esas sahibini. Zihninden süzülen ihtimaller ışığında bir aynaya baktığını fark ettiğinde yavaşlar git gide, kıvrılır dudakları, af diler, affeder, demlenir ve orada bir yer bulur kendine.

Alışana kadar yürünen yol taşlı olabilir kimi zaman. Yürümesini bilmediğin bir yolda hele bir de engeller varsa, destek arar insan. El uzatır, omuz arar, bir çift göz ister peşini süren. Ve genelde bu gözler, uğruna o yola girilene aittir. İnsan şanslıysa bir çift gözü dört oluverir. Bu artmaktan ziyade engelleri aşabilmek için tamamlanmak demektir. Tamamlanır insan.

Aynı zamanda zordur da alışmak. Karışmak demektir çünkü. Hazır bir renge boyanmak değil, renk üretmektir. Üstelik bazıları bir başkasından alınmış yabancı renkler de vardır elinde. Kendininkilerle bir yenisini yaratmak demektir alışmak. Ancak insan bulabilir o eşsiz rengi ve boyanabilir yeniden. Parçalara bölünüp yenileriyle başka bir bütün daha olabilir kendinden. Olabilir tüm bunlar.

Çünkü, alışabilir insan.

Yazar: Eylül Aykut

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.