SON(SUZ)

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 2 dakikadır.)

Ne garip bir çaresizlik, dedim içimden. Yol bitmişti. Ve neden buradaydım bilmiyordum. Burada, olduğum yerde, başka bir yerde değil. Sanki adımlarımı bambaşka yollarda, apayrı şekillerde atsam da burada olacaktım, olduğum yerde, yeniden. Nedenler sonuçlarımı ıskalıyordu. Buna rağmen doğru olduğunu biliyordum. Tüm olasılıklara rağmen burası, varabileceğim son noktaydı.

Sanki zaman ve mekân karışmış, ben de içinde bir yerlere düşmüştüm. Fonksiyonun içine ne yazarsam yazayım, sonuç aynı olacaktı. Geri dönmek ise diğer her şeyden daha anlamsızdı. Hepsini çoktan öğrenmiştim. Tüm yokuşları biliyordum, tüm düşüşleri, tüm nefes nefese kalışları. Şimdi tuhaf, ele gelmez renkler arasında, zamanın nefes almanın hızına eşit olduğu bir yerdim. Evet, aslında burası bendim. Geçici benlik imgelerinden sıyrılmış, aynadakine inanmayan, artmış zamanla karışmış kalabalıklardan kurtulmuş… Düş bitmişti, yol da öyle. Garip bir çaresizlikti.

Belki geriye bakmam gerekirdi ama hiç aklıma gelmedi. Nereye diye sorarsanız, “Dünyaya.” derdim. Dünyanın içine girmeye. Aslında hep bildiğim gerçeği yeni anlamıştım. Sanki kendime yabancılaştıkça dünyayı daha iyi anlayabilirmişim gibi. Bir öteki olmam, kendime öteden bakmam gerekiyormuş gibi. Sanki bir şeyleri bir yerlerinden tutabilecekmişim gibi. Oysa bazen yenilgiyi önceden kabullenmek gerekir.

Tüm zamanların aynı anda aktığını biliyorum. Ben hala o yolda yürüyorum. Defalarca kez ilk adımımı atıyorum. Belki de varabileceğim çeşitliliklerin sayısından başım dönüyor. Bazen kalkmak istemiyorum. Bazen yürümek çok güzel. Bazen hiç gitmek istemiyorum. Bazen vardığım yerlerden korkuyorum.

Şimdi burada, hiçbir şey her şeye eşit olabilir, biliyorum. Küçük bir hiçlik bile varlığımı taşırabilir. Yok olmak, var olmaktan daha kaotiktir. Yaşamak, ölmekten daha sakin. Beni kendime yaklaştıran, sonunda ben olan her şeyi içimde biriktirmek… Zaman öyle çabuk geçiyor ki defalarca. Ben senim, diyorum kendime. Ne birleştirebilirsin ne de ayırabilirsin.

Gökyüzüne baktım. Hiç de göz kamaştırıcı değildi. Ne garip bir çaresizlik, dedim içimden. Yol bitmişti. Ve neden burada olduğumu biliyordum.

Yazar: Hatice Ceren Tırış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.