KENDİ OLMAZIM

Bir cümlenin kocaman bir yaşamı özetleyebileceğine defalarca kez şahit oldum. Bu cümle de onlardan biri; Yüreğindeki pası yalnızca sen silebilirsin. Bu cümle insanın kendi biricikliğinden yola çıkarak en büyük destekçisinin yine kendisi olduğunu ifade ediyor ve aynı zamanda insanın hüznüne veya öfkesine kadar uzanan geniş bir yelpazeye sahip. Bu yüzden benim için belirli zamanlarda birçok alanda kendini yineleyen ve kendini hatırlatan bir cümledir bu. İnsanın içinde kendi hayalleri, idealleri ve başarmak istedikleri var ve haliyle ancak diğer insanlarla bazı paylaşımlarda bulunarak bunları gerçekleştirmek mümkün oluyor ve insanı motive ediyor. Ne yazık ki bu düşünceler çevredeki diğer insanlarla paylaşıldığında her zaman olumlu dönüş alınmıyor hatta bazen en yakınınız destek olması gerekirken tüm köstekliğiyle karşınızda duruyor. Bu durum insana içindeki tüm umudun bir vakum tarafından emildiği hissini veriyor. Bu hissin yarattığı etkiyle kişi o çok isteği hayalini gerçekleştirmekten vazgeçiyor ve kendine verilen dar alanda yaşamını sürdürüyor. Pek çok kişiden duyarsınız böyle bir fikrim vardı fakat yapmadım, şu imkanım vardı ama yapmadım şeklindeki söylemleri. Neden diye sorulduğunda ise ‘imkanlar el vermedi, izin verilmedi veya olmaz dediler’ cevaplarını duymamız kaçınılmazdır. Bunun arkasında şöyle bir gerçek yatar; kendime tam olarak inancım yoktu, cesaretlendirilmeye ihtiyacım vardı, onlar olmaz dediler ve ben de onları dinledim. Bir de kendine inanan, inancı için savaşan insanlar var ki bu insanlar kendi isimlerini dünyaya tanıtmış ve isteklerine ulaşmışlar. Örneğin rengarenk dünyasıyla tanıdığımız Walt Disney, gazete editörü tarafından ‘hayal gücünden yoksun olduğu ve fikir üretemediği’ gerekçesiyle işinden kovulmuş ve iflasla sonuçlanan az ömürlü şirketler kurmuş, buna rağmen vazgeçmemiş. Robert Goddard yaptığı çalışmalarla dönemindeki bilim insanları tarafından alaya alınmış, fikirlerinin saçma ve aşırı olduğu iddia edilmiş. Onları dinleyip sıvı yakıtlı roketler üzerine yaptığı çalışmaları bıraksaydı bugün uzayın bilinmezliğine doğru keşfe çıkamamış olurduk. Goddard gibi kendine inanmayı seçen dışarının sesini kısıp kendi çabalarının sesini açan herkesin gelecek nesillere katkıda bulunacağı aşikar. Bunun o kadar da kolay olacağını söylemiyorum. Kendi hakkındaki her şeyin mükemmel olması için uğraşan biri elbette olumsuz eleştirilerden etkilenecek, yapmak istediği şeyi başlamadan bitirecek. Başkalarına tanıdığı toleransı kişinin kendisine de tanıması gerekiyor. Kaç kere düşerse düşsün hiç kimsenin onu tutup kaldırmayacağı ihtimalini düşünerek kişinin kendi gücünü koruması gerekiyor. Başlamak başarmanın yarısı derler ya inanmak başarmanın yarısıdır. Başkalarının olmazlarını kendi olmazınız haline getirmeyin. Yapılabilirliğine inandığınız her şey sizin için mümkün. 

Yazar: Tuğçe Ünalmış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.