(Yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)
Neden böyle şeyler oluyor, neden böyle hisler doğuyor içime de sonra bir türlü ölmüyor bilmiyorum.
Birinin hayatında yer edinmeye çalıştıkça oradan her defasında sert bir şekilde kovuluyorum. Hâlbuki bir isteğim de yok ki benim. Kapının dışında durmak istemiyorum sadece. Çünkü ıssız orası, üstelik çok korkutucu. Ben sadece bir evim olsun istiyorum. Hatta bir evde bir köşem olsa yeter bana. Benim de bir hayatta bir yerim olsun istiyorum.
Oysa sessizce de durabilirdim. Bir köşede, bana verilen… Kapıdan içeri girsem vallahi yeterdi. Yetinmeyi bilirdim. Bir yatak, bir oda, bir ev isteyen kim. Ben bir köşede bir yer bulurdum kendime izin verilsin yeter. Fakat tüm bunlara rağmen kapı yüzüme kapandı. Gördüm, üstüme geldi. Hissettim, hissettiğimi de söyledim üstelik ama yalancı oldum. Öyle bir şey yok dediler, kör oldum. Yanlış anladın dediler, aptal oldum. Kapıyı yüzüme çarpmalarını geçtim, ben sadece ben kalamadan birçok sıfat oldum.
Bütün bunların sebebi ne bunu bulamıyorum hala. Yalnızlığıma eklenen bu cevabı olmayan soru ve doğurduğu düşünceler beni de yanına alıp suçluluk duygusunun kapılarını çalmaya zorluyor. Hayır, hayır hayır hayır. Ben o kapının ardını istemiyorum. Lütfen, hayır bu kapı açılmasın. Ben bu düşüncelerin beni bu kapıdan öteye fırlatmalarını istemiyorum.
Fırlatılıyorum.
Yüzüme sertçe kapanan kapıların ardından sertçe bu kapıdan ötesine atılıyorum. Ama bunu hiç istemiyorum. Kapının ardı geliyor aklıma ilk saniyede. Dışarısı… Demiştim ya ıssız ve korkutucu orası diye. Ama suçluluk duygusunun ötesi çok daha kötü. Orada taşlar fırlatılıyor ruhuma ve ben keşke bedenime atılsa diye diliyorum. Lime lime her hücrem, içi açılıyor. Suçluluk ekleniyor hepsinin içine özenle tek tek. Gocunmuyor bunu yapanlar, zorlanmıyorlar hiç de. Dışarısı karanlık, korkutucu… Ama burada benim canım acıyor, canımın içi ruhumun içi çok acıyor.
Beni dışarı atsınlar tekrardan ne fayda artık. Ruhuma, hücrelerime eklediler bir kere evlerinin içindeki bütün suçluluk duygusunu. Evin dışında olsam ne fayda, özgür olsam bu kapının ardından neye yarar ki? Ben bir suçluyum artık körlüğümün ve aptallığımın yanında. Kapıların içerisi de ardı da bana hapis ve cezam müebbet. Oysa tek istediğim sessizce bir kapının diğer tarafında durmaktı. Kendi yerimi kendim bulmaktı. Ama buna izin vermediler ve beni yalnızlığımla da bırakmayıp suçluluk duygusunu ruhuma yoldaş etmeyi de unutmadılar.
Benim yüzüme ilk önce kapılar sertçe kapatıldı. Ben sonra kör oldum, aptal oldum yetmedi beni istemediğim o evin içine attılar. Ben bu işin sonunda bir de suçlu oldum. Neden böyle şeyler oluyor, neden böyle hisler doğuyor içime de sonra bir türlü ölmüyor bilmiyorum.
Konuk yazar: Sebiha Kabadayı
Görsel linki: https://pin.it/3dkpkWn