Hüzünlü Müziğin İyi Hissettirmesi Paradoksu

Hey Jude, daha da kötüleştirme durumu.

Hüzünlü bir şarkı tuttur ve durumu düzeltiver.

The Beatles grubuna ait 1968’de yayınlanmış “Hey Jude” parçasından bir bölüm. 1968 yılından beri Jude dışında bu tavsiyeye kulak veren insan sayısı azımsanacak kadar değil.

Müzik ve onun bireyde ki etkisi üzerine çalışmalar 1900’lerin başına kadar dayanmakta. Hüzünlü hatta depresif şarkıların ise insanları hoşnut etmesi, kişisel refahın kaynağı olarak mutluluğa dair güçlü ve popüler vurgu göz önüne alındığında bir paradoks gözüyle bakılmakta. Son yıllarda yapılan bir kaç çalışma bu paradoksu açıklıyor.

Neden insanlar müzikte hüznü arar?

Hüzünlü müziğin ödül tarafını inceleyen bir araştırma sonucuna göre hüzünlü müziğin dinleyici için dört temel ödülü var. Bu ödüllere ulaşma çabası hüznü müzikte aratan şeylerdir.

 

1- Hayalgücü Ödülü: Müziğin zenginliği ve sponteneliğine sahip olma düşü. Daha açık bir tanımla müziğin dinlerken verdiği boşlukta olma, süzülme, dalgalanma vb gibi hayal gücüne dayalı hislerin verdiği zevk.

2- Duygu Düzenleme Ödülü: Ruh halini güçlendirme, duyguların dışa vurumu gibi farklı öz-düzenleme amaçlarının başarılmasından elde edilen zevk.

3- Empati Ödülü: Müzik tarafından tasvir edilen başkasının, örneğin bestecinin hüznünü paylaşmanın verdiği hoş etki.

4- Gerçek Hayat Çıkarımının Olmaması Ödülü: Gerçek hayatta tecrübe etmediğimiz üzücü bir olayın hissini müzik sayesinde hissetmenin ve o hissi anlamanın verdiği zevk.

 

Bunlara ek olarak çoğu insan için, gündelik yaşamda hüzünlü müziğe olan ilginin, olumsuz duygu durumları ve duyguları düzenlemenin yanı sıra teselli sağlaması ile ilişkili olduğunu vurgulamaktadır.

Neden müzik hüznü içerir?

Aslında bunu tüm sanat alanları için sorabiliriz. Olumsuz duyguların dikkati, yoğun duygusal katılımı ve yüksek hatırlanabilirliği sağlamadaki güçlü etkisi, aslında tam da sanat eserlerinin etki amacıdır. Hatta bir araştırma sanatın negatif duygular içermekten öte aslında negatif duyguları direkt sanatın kaynağı olarak göstermekte. Buna ek olarak sanatı icra eden insanın kendi duygularını sanatıyla dışa vurmak istemesi de bir çok hüzünlü sanat eserinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Neden üzgün hissederken hüzünlü müzikler dinlemek isteriz?

Araştırmalar duygusal olarak iyi olmak için kendini düzenleme becerisinin gerekli olduğunu göstermektedir. Duygusal olarak, öz-düzenleme, üzüldüğünüzde kendinizi sakinleştirme ve kendinizi neşelendirme yeteneğidir. Öz düzenleme, duygulardan ziyade en derin değerlere odaklanmayı gerektirir.

Üzgünken hüzünlü müzik dinlemenin, öz düzenlemeye katkısı olması ve etkileri bizi güdüsel olarak dinlemeye itmektedir. Hüzünlü müziğin bu etkileri; durum değerlendirmesi, dikkati dağıtma, anıları hatırlatma, hisleri yeniden deneyimleme olabilir. Araştırmaya katılan çoğu katılımcı, üzgün hissettikleri zaman hüzünlü müzik dinlemenin bazen olumsuz bir şeyle baş etmenin etkili bir yolu olarak kullanılabileceğini belirtmişlerdir.

İnsanların müzik seçerken kullandıkları farklı stratejiler, örneğin anı tetikleme amaçlı, yüksek estetik değerli, mesaj içeren müzik gibi; öz düzenleme etkileri ile bağlantılı olarak farklı kombinasyonlarla dinlemenin amacına hizmet etmektedir.

Örnek vermek gerekirse; bir hüzünlü müzik öz düzenleme etkisi olarak “anıları hatırlatma”, “anı tetikleme” stratejisiyle birleşip bizim müzik seçimimizi belirler.

Neden hüzünlü müzik iyi hissettirir?

 

Algılanan ve Hissedilen

Öncelikle şu ayrımı belirtmeliyim, algılanan (percieved) duygu müziğin ifade ettiği duygu; hissedilen (felt) duygu müziğin karşısında bizim hissettiğimiz duygudur. Hüzünlü müziğin zevk vermesi algılanan ve hissedilen duygu arasındaki zıtlığı oluşturur. Araştırmada hüzünlü müzik dinleyen katılımcıların hissettikleri hüzün, algılanan hüzünden az olduğunu, hissedilen hüzne ek olarak hoş duyguların hissedildiğini ve bunun ise algılanandan fazla oluğu bulmuştur. Bu zıtlık aslında bizi direkt hüzünlü ya da keyifliden çok arada kalan bir karışık-kararsız duygu durumuna sokuyor ama her iki duyguyu da hissedebiliyor olduğumuzdan ötürü memnun kalıyoruz.

Tatlı Beklenti

Bir müzikal beklenti teorisine göre dinleyiciler; müziğin devam etmesiyle ilgili beklentilerinin ihlali, gecikmesi ya da onaylanması nedeniyle müzikte duyguyu hissederler. Eğer dinleyicilerin beklediği ses duyulursa, bu sayede beklentileri doğrulanırsa, dinleyiciler bu süreç sonucunda olumlu duygular (tatlı beklenti) yaşarlar. Dinleyiciler hüzünlü müzik dinlerken olumsuz duygulara maruz kalsalar bile tatlı beklenti dinleyicilerin olumlu duygular hissetmelerine izin verebilir.

Müziği Sanat Kavramı Açısından Ele Almak

Bir psikolog olan Richard Lazarus’a göre insanlar duygularını deneyimlemek için kendi durumlarını anlayabilmelidir. Örneğin bir köpek havladığında korkuyu hissetmekten önce köpeğin havlamasının bizim için korkutucu olduğunu anlıyor olmamız gerek. Müzikal açıdan ele alırsak, bir müzik hüzünlü de olsa keyif verici de olsa bir duygunun müzikle birleşip bunu estetik halde sunulduğunu anlamak bize hoşnutluk duygusu hissettiriyor. Buna ek olarak sanattan zevk almanın ödüllendirici etkisi de bizim iyi hissetmemizin bir nedeni olabilir.

Sanatın İçindeki Duygular

Sanat bağlamında duygu uyandırma süreçleri günlük duygulardan farklıdır. Aslında, hüzünlü müzik dinlerken yaşadığımız üzüntü günlük hayatımızda yaşadığımızdan farklı olabilir. Arada ki fark, günlük hayatta bireyi üzen nesne veya durumla bireyin doğrudan etkileşim içinde olması; müzik dinlerken ise birey müziğin temsil ettiği duyguların tehlikesine karşı güvendedir, ortada bireyin üzülmesini gerektirecek müzik dışında somut bir olay yoktur. Aksine müziği icra eden insana, aynı hissiyatı paylaşmaktan ötürü duyulan sempati müziğin bize hissettirdiklerinden zevk almamıza sebep olur.

Empati

Empati bilinen tanımının yanında bireyin diğer insanların gözlemlenebilir deneyimlerine (özellikle negatif) karşı tutumsal bir duyarlılıktır. Empati kabiliyeti insandan insana değişiklik gösterirken bu değişikliğin ölçümü için geliştirilen test, empatinin bize dört alt bileşenini sunar.

Perspektif Alma (Perspective Taking (PT)) alt ölçeği, günlük yaşamda diğer insanların perspektiflerini alabilme eğilimlerini;

Fantezi (Fantasy (FS)) alt ölçeği, bir hikaye, oyun veya romandaki karakterlerin eylem ve duygularının içine kişinin kendini koyabilme eğilimini;

Empatik İlgi (Empathic Concern (EC)) alt ölçeği, diğer insanlar için ilgi ve sıcaklık hissetme eğilimini;

Kişisel Sıkıntı (Personal Distress(PD)) alt ölçeği, kişinin ihtiyaç içindeki diğerini gözlemesine bağlı olarak yaşadığı sıkıntı ve rahatsızlığı gibi tipik duygusal tepki eğilimlerini ölçmektedir.

 

Empati karakteristiğinin, hüzünlü müzik tarafından uyandırılan duyguya ve tercihine olan etkisiyle ilgili yapılan çalışma da empati alt bileşenleri ile  “hüzünlü müziği sevme”, “müziğe verilen duygusal tepki” ve “müzik tercihi” arasında çeşitli pozitif korelasyonlar ve direk ilişkiler buldu.

 

Katılımcıların hüzünlü müziğe verdiği huzurlu, nostaljik ,kasvetli vb gibi belirttiği 43 duygusal farklı tepki, 3 ana başlığa bölünüp gruplandırılıyor. Bu üç duygu grubu hoş duygular, trajik duygular ve coşkulu duygular. Hoş Duyguların sayısı diğerlerine oranla daha fazla çıkıyor. PT alt bileşenin bu üç grupla pozitif korelasyonu olduğu bulunmuş, yani perspektif alma yeteneği hüzünlü müziğe verilen duygusal tepkiyi etkiliyor.

FS alt bileşeninin ise hüzünlü müziği sevmekle doğrudan bağlantısı olduğunu bulmuşlardır. Bu bağlantı pozitif duygusal tepkiye de katkıda bulunuyor, pozitif duygusal tepki ise müzik tercihini ve bunun derecesini etkiliyor. Aralarında doğru orantılı bir ilişki var.

 

Duygulanmak

Türkçeye en yakın çevirisi duygulanmak, hislenmek olan ingilizce hali ile “being moved”.

Hem iyi hem kötü bir olay karşısında yaşanabilecek, insanın elinde olmadan gerçekleşen ruh hali.

 

Bu duygulanma hissi ve müzik ile ilgili yapılan iki araştırmadan bahsedeceğim ki biri empati hakkında yapılan araştırma ile bağlantılı.

 

İlk araştırma hüzünlü müzikten ötürü duygulanmanın, empati ile ilişkisi üzerine. Katılımcıların müziği dinledikten öncesi, sonrası, hissedilen ve algılanan his, hissin yoğunluğu ve müziği sıfatlandırma gibi çeşitli açılardan değerlendirilmesi sonucunda; araştırmacılar tüm değerlendirilmelerden elde edilen duygusal tepkileri üç değişken şeklinde karakterize ediyor.

 

Bunlar; duygulandırıcı üzüntü (moving sadness), rahatlatıcı üzüntü (relaxing sadness) ve endişeli üzüntü (nervous sadness).

 

Araştırma özellikle duygulandırıcı üzüntü olarak tanımladıkları, hem estetik hem de zevkli duyguları ve üzgün hissetmeyi içeren karmaşık ve yoğun duygusal deneyimin üstünde durmuşlardır. Empati ve duygusal bulaşma – başkalarının ruh halinden ve duygularından etkilenerek, onlarınkine benzer hissiyatta olma eğilimi-  duygulandırıcı üzüntü ile güçlü bir şekilde ilişkisi olduğu bulunmuş. Şöyle ki, empatik karakteristlik (özellikle FS) ve duygusal bulaşmaya duyarlılık gösteren kişilerin veya şeylerin, duygulandırıcı üzüntüyü deneyimlemesi veya deneyimletmesi olasıdır.

 

Kısaca araştırma sonucuna göre hüzünlü müziğe tepki olarak deneyimlenen empatik duygu, sadece hüzün değil; duygulanma, hüzün ve eğlencenin bir karışımıdır.

 

İkinci araştırma hüzünlü filmlerle yapılmış çalışmanın sonucunun müzikte de aynı sonucu verip vermeyeceğiyle ilgili. Filmle ilgili araştırmada hüzünlü hissetmenin ve zevk almanın arasında ki pozitif ilişkinin tamamen duygulanmanın vasıtasıyla  gerçekleştiğini bulmuşlardır. Duygulanmaya sebep olan olayların veya şeylerin genelde kişinin sosyal norm ve kendi idealleri ile uyum içinde olması ve duygulanmanın sosyal bağların ve sosyal davranışların değerini tetikleyerek, bir sosyal bağlanma işlevi sağlaması; film araştırmasına katılan katılımcıların duygusal tepki olarak sık sık empatik kelimeleri kullanması da göz önünde alınarak empati gibi sosyal duyarlılık merkezli duygunun duygulanmayı deneyimlemeye yatkınlaştıracağını söylüyor.

 

Araştırmacılar deneylerin sonucunda film araştırmasıyla aynı sonuca ulaşmışlardır. Hüzün hissinin aslında duygulanmayı doğrudan yoğunlaştırarak hüzünlü müzikten zevk almasına katkıda bulunduğunu ve böylece hüznün kendi başına bir zevk kaynağı olarak görülebileceğini savunuluyor. Müziğin sanal kişilerin anlatıları olarak algılanması -ki bu FS’nin rolünün büyüklüğünü açıklıyor- , ve müziğin direkt sosyal-ilişkisel gayelerle iletişim kurması; dinleyicinin hüzünlü müzik dinlerken duygulanma deneyimini sosyal gayelerle bir iletişim kurar gibi algılanması ve bunu bir sosyal etkileşim biçimi -empati- halini alması araştırmacıların vardığı sonuçlardan.

 

Nöropsikolojik Açıdan Hüzünlü Müzikten Zevk Almak

Ohio Eyaleti Müzik Okulu’nda profesör olan David Huron, makalesinde ”hormon prolaktinin düzeylerinin hüzünlendiğinde arttığını ve homeostatik fonksiyon olduğunu düşündüren psikolojik bir etki yarattığını” belirtmektedir. Prolaktin, hipofiz bezinin ön lobu tarafından salgılanan iç salgı hormonudur. Önemli psikolojik etkiye sahip olan hormon özellikle  huzur, sakinlik, esenlik ya da teselli duyguları yaratır. Gözyaşının içinde de bulunan prolaktin, ağlamanın nedeninden çok, sonucu olarak gösterilir. Üzüntü, stres ve yas gibi durumlarda prolaktin bunlara bir cevap olarak salgılanır ve rahatlatıcı bir etki yaratır. Salgılanma nedeni olarak ruhsal acıyı sınırlandırmak ve keder durumunun kontrolsüzce yükselmesini engellemek diyebiliriz. Prolaktinin sadece ağlarken değil üzüntülü durumlarda da salgılandığı -buna empati yollu üzülmek de dahil- bulunmuş. Müzikteki hüzün gerçek dünya üzüntüsüne neden olan bir olaydan ziyade kurgusal bir yapaylık olması ve oradaki hüznü sadece empati yoluyla kavrayabilecek olmamıza rağmen, prolaktin gerçek bir üzücü olayda salgılandığı gibi salgılanmakta ve bizleri teskin etmekte.

 

 

Peki hüzünlü müzik icra edenler? Durum elbette onların açısında çeşitli farklılıklar gösteriyordur. Bunun hakkında bir araştırma yapmadım ama sekiz kez intihara kalkışmış, depresyondan muzdarip bir müzisyene yaptığı hüzünlü müziklerin nedenin ve hissettirdiğini sorduğumda şöyle bir karşılık almıştım:

“Her zaman müziğimde hissettiklerimi ve düşündüğümü koymaya çalışıyorum, ama çoğu zaman başaramıyorum. Düşüncelerimin sadece %1’ini ifade edebilmişim gibi hissediyorum. Sonrasında daha karanlık, depresif, üzgün ve umutsuz olanını yapmaya çalışıyorum. Müziği yapan insanın perspektifi ile müziği dinleyen insanların düşündükleri elbette farklıdır.  Ben, birey olarak birisine farkındalık veremem; ama müzik, hayattaki şeyleri düşünmeye sevk edebilecek, bu türden bir farkındalığı yakalayabilen mükemmel bir araçtır. Her ne kadar aklımdakileri müziğe yansıtamamak beni rahatsız etse de açıklayamadığım bir şekilde bunu yapmaya mecburmuşum gibi. Bunun benim aklımı her şeyden daha fazla mahvettiğini bilsem de…”

YAZAR: Kardelen ŞENSOY

Kaynakça:

http://neurosciencenews.com/sad-music-psychology-4472/

http://neurosciencenews.com/sad-beautiful-music-elevates-mood-psychology-773/

https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fpsyg.2013.00311/full

https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fpsyg.2016.01176/full

https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fpsyg.2017.00439/full

https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fpsyg.2015.01541/full

http://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0110490

https://www.mpg.de/11801437/beautifully-sad

https://www.researchgate.net/publication/317687175_Psychological_models_of_art_reception_must_be_empirically_grounded

http://dro.deakin.edu.au/view/DU:30063081

https://www.psychologytoday.com/us/blog/anger-in-the-age-entitlement/201110/self-regulation

http://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0128451

http://pauegitimdergi.pau.edu.tr/Makaleler/991254288_3-%C3%96%C4%9ERETMEN%20ADAYLARINDA%20%20EMPAT%C4%B0.pdf

http://mp.ucpress.edu/content/28/3/279

http://music.psych.cornell.edu/articles/reviews/A_theory_of_tonal_hierarchies_in_music.pdf

https://musiccog.ohio-state.edu/home/data/_uploaded/pdf/prolactin2011.pdf

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir