Aklın Soykırımı

Tüm düşüncelerimi yok etmek istiyorum. Varlığımın değiştirilemez gerçekliğinin acısını, bir külah dondurma sevgisiyle değiştirmek isterdim. Mutlu olmak isterdim fakat sadece aptal olabilmek adına. Yaşadığı günün tarihini bilmezcesine bir aptallık hem de. Geceleri bir uyuyabilsem, kabusları düşüncelere tercih edeceğim. Düşünce isminin ağırlığından mıdır bilmem, iç sesime bilgelik gösterisinde yine. İç sesim kendini kandırmakla meşgul sonunu bile bile. Düşünce bir kez daha soruyor “Ne zaman?”

İç sesten geriye fısıltılar ve yazılar kalınca, düşünceler soyutluğunu bilekten akan bir kan gibi somutlaştırınca diyorum.

Somutluk, ne kadar değiştirilemez ve gerçek. İç sesimin “ses” olma özelliği onu sadece bana özel bir somutluk olarak kılıyor. Duyabiliyorum. Duyabiliyorum.

Düşünceler, o soyut şeyler. Kelimelere döküldüğünde bile somut değiller yeterince. Cümleler düşüncelerin kendisi midir yoksa onların kelime hali mi? Bazen kelime bulmakta ne kadar zorlandığımı bilseydiniz kesinlikle cümlelerimi düşüncelerimi ifadesi olarak kabul etmezdiniz. Cümleler, düşüncelerin gölgesi olamayacak kadar sönük. Düşüncelerimin sesi yok, hissi var. Hissedebiliyorum, hissedebiliyorum.

Bir Radiohead şarkısı çalıyor arkadan,bu benim hoşça kal deme şeklim, şu an ne olursa olsun korkmayacağım çünkü bugün gördüğüm en mükemmel gün diyor.

Fısıltılar duyuyorum şimdi, fısıltılar duyu…

Kardelen Şensoy

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.