Henry Molaison

Psikoloji bilimi ortaya çıktığından bu yana; bu alana katkıda bulunan sayısız deney, araştırma ve bilim insanı olmuştur. Bunlara hepimiz kimi zaman filmlere uyarlanmalarından, kimi zaman kulak aşinalığıyla, kimi zamansa derslerimizden aşinayızdır. Peki sizce, psikolojiye büyük katkıları olmuş ama hayatı boyunca bundan hiç haberi olmamış birisi var mıdır?

Henry Molaison ya da kısaca H. M.,  9 yaşında geçirdiği bir kazadan sonra epilepsi nöbetleri geçirmeye başladı. Bu sebebi bilinmeyen ve yaşamını etkileyen nöbetler sebebiyle, Henry Molaison, bu kazadan 18 yıl sonra Hartford Hastanesi’nde beyin cerrahı olan Dr. William Beecher Scoville’e gitti ve Scoville beyne ameliyatla müdahale etmeye karar verdi (Carey, 2008). Deneysel bir operasyonla epilepsi nöbetlerini azaltmayı ve hayat kalitesini arttırmayı uman Scoville, 1950’lerin başında, amigdala ve hipokampüsün de içinde bulunduğu, beynin bazı bölümlerini aldı (Shah & Pattanayak & Sagar, 2014).

Ameliyattan sonra, epilepsi nöbetlerinin kontrol edilmesine rağmen Henry Molaison’ın belleğinde bir anormali ortaya çıktı. Kısa süreli hafızasında hiçbir problem olmamasına rağmen, Molaison yeni bilgileri uzun süreli belleğine aktarma yetisini kaybetti. Uzun zaman önce tanıdığı insanları hatırlamasına rağmen, yeni gördüğü insanları hafızasında tutamadı (McLeod, 2011, para. 7-8). Ameliyattan sonra bildirimsel belleğine hiçbir yeni bilgi kazandıramayan Molaison, yöntemsel belleğini etkileyen herhangi bir şey yaşamadığı için sonrasında yaşadığı 55 yıl boyunca yeni motor becerileri kazanmaya devam edebildi (Shah & Pattanayak & Sagar, 2014). Buradan da anlayabiliriz ki, belleğimiz beynimizin yalnızca bir bölgesi tarafından yönetilmiyor. Farklı bellek işlevlerini etkileyen farklı bölgeler mevcut.

Peki bu ameliyatın ve ve Henry Molaison’ın bilim dünyasına katkılarından bazıları nelerdi?

Semantik ve episodik belleğin beyinde farklı bölgeler tarafından organize edildiği görüldü. Örneğin, H. M.’de hayatındaki olayların çoğu detayı kaybolmuş olmasına rağmen, semantik bellektekiler korunabilmişti. Bunun yanı sıra, herhangi bir farkındalık gerektirmeden, yöntemsel bellek tarafından kontrol edilen davranışlarımız H. M.’nin vakasında korunmuştu ve H. M., yürümeye yardımcı bir alet kullanmayı öğrenmişti. Buradan da anlaşılacağı üzere, demek ki bazı hafıza süreçleri hipokampüse bağlı olarak gelişmiyordu (Shah & Pattanayak & Sagar, 2014). Yani aslında genel bir bozulma görülmemesine rağmen beynin yeni bilgiler öğrenmeyle ilgili yerleri zarar görmüşken, anlık bellek boyutu ve dil gibi bölümleri oldukça normaldi (McLeod, 2011). Bu da bence o zamanlar için çok büyük bir gelişmeydi çünkü hafıza ya da beyinle ilgili bugünkü kadar geniş bir bilgi deposu yoktu. Kendisinden sonraki araştırmalara da çok büyük bir kapı aralayan H.M., bunları yaptığından hayatı boyunca habersizdi.

Peki Henry Molaison’un bilime katkılarının yanında, kendi haberi olmadan deneylerde yer alması ne kadar etikti?

Yapılan ameliyatta kullanılan tartışmalı deneysel prosedürle ilgili ortaya etikle birçok farklı görüş ortaya atıldı . Uzun bir hayatı oldu ancak yeni bilgiler edinme yeteneğini kaybetti. Son olarak, Henry’nin vakası hafızayla ilgili araştırmalarda verimli bir döneme girilmesine yardımcı oldu (Shah & Pattanayak & Sagar, 2014).

References:

Carey, B. (2008). The New York Times. Retrieved from: http://www.cabrillo.edu/~creyes/Notes/H.M.Dies.pdf

Shah B, Pattanayak RD, Sagar R. The study of patient henry Molaison and what it taught us over past 50 years: Contributions to neuroscience. J Mental Health Hum Behav 2014;19:91-3. Retrieved from: http://www.jmhhb.org/temp/JMentalHealthHumBehav19291-6717586_183935.pdf

McLeod S. (2011). Anterograde Amnesia. Retrieved from: https://www.simplypsychology.org/anterograde-amnesia.html

Didem Katırcılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.