Tüm Zamanların En Gizemli Meyvesi: Elma

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken dallara sığmayan sulu mu sulu, tatlı mı tatlı bir meyve yetişti. Bu meyve sıradan bir meyve değildi, farklı zamanlarda ve farklı mekanlarda çeşit çeşit anlamlar atfedilmişti ona. Kısacası sadece bir meyveden çok daha fazlasıydı. O öyle bir yemişti ki pek çok dini inanışa göre Adem ve Havva’nın cennetten kovulmalarının yegane sebebiydi, bu bağlamda bir nevi günahın ve günahkarlığın sembolüydü. Üvey annesinin kıskançlığına kurban giden güzeller güzeli Pamuk Prenses de bu meyvenin çekiciliğine kanmıştı. Tabi ki her zaman bu kadar kötü anlamlar yüklenmemişti ona. Newton’un başına düşmesi sonucunda yer çekiminin keşfine yol açarak bilim dünyasının seyrini değiştirmişti. Dünyanın dev şirketlerinden “Apple”ın kurucusu Steve Jobs şirketi için onu logo seçmişti. Sanırım artık hangi meyveden bahsettiğimi tam olarak anlamışsınızdır.

Elmanın efsanelerde, masallarda, atasözlerinde, deyimlerde ve geçmişten günümüze ağızlara pelesenk olmuş pek çok şeyde kullanıldığını görüyoruz. Elma ile ilgili tüm ilginçlikler bu kadarla sınırlı değil anlayacağınız.

Bilgisayar biliminin kurucusu sayılan İngiliz matematikçi Alan Turing, homoseksüelliğin akıl hastalığı olarak kabul gördüğü ve kanunen yasak olduğu 1950 İngiltere’sinde cinsel yönelimi sebebiyle hayli zor zamanlar geçirmişti. Turing gördüğü baskı neticesinde siyanürlü bir elmayı ısırarak hayatına son verdi. Ünlü matematikçinin asırlar boyu günahkarların meyvesi sayılmış elma ile intihar etmesinin görünenin dışında, daha derin anlamlar içerdiğini düşünmemek elde değil. Yine bu bağlamda değerlendirecek olursak Steve Jobs’ın “ısırılmış elma” logosunun temelindeki dinamiği net olarak görebiliriz.

İsviçre’nin en bilinen halk kahramanı William Tell’in hikayesi ise şöyledir: İsviçre’ye vali olarak atanan Alman Albrect Gessler kent merkezinin meydanına düklük şapkasını astırarak gelen geçen herkesin şapkayı selamlamasını ister fakat William Tell bu isteğe uymaz ve bunun üzerine Gessler tarafından yakalatılır. Gessler ise Tell’in okçulukta çok iyi olduğunu öğrenmiştir. Böylelikle Gessler Tell’den 100 adım ileriden oğlunun kafasındaki elmayı vurmasını emreder ve eğer vurabilirse ikisinin de serbest kalacağını söyler. Tell oğlunun kafasındaki elmayı vurmayı başarır fakat Tell’in yanında ikinci bir ok daha olduğu fark edilip nedeni sorulduğunda Tell, “Eğer elma yerine oğlumu vursaydım ikinci okla da Gessler’i vuracaktım.” der ve tekrar hapsedilir. Hapsedildiği yerden kaçan Tell okla Gessler’i öldürdükten sonra İsviçrelilerin Avusturya’ya karşı başlattıkları bağımsızlık ayaklanmasına öncülük eder. Bu açıdan bakıldığında elma İsviçrelilerin bağımsızlık simgesidir.

Tüm bu tarihi hikayeler dışında elma dilimizde de çokça yere sahip bir meyvedir. Birisi bir işte kötüyse onun “çürük elma” olduğunu söyleriz. Emek verilmiş bir işte başarılı olunacağını vurgulamak için “Çalışan kazanır, elması kızarır.” deriz. Yarım elmayla gönül alırız. Aynı zamanda hayatımızın aşkı, ruh eşimiz de “yarım elma”mızdır.

Süregelen insanlık tarihinde elmanın neden sıklıkla sembolleştirildiğine dair bilgimiz yok fakat artık şundan eminiz ki elma sadece bir meyveden çok daha fazlası. Öyleyse gökten üç elma düşsün biri TPÖÇG’ün, biri TPÖÇG’lülerin, biri de de bunu okuyanın başına.

Burcu KAPLAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.