Gri Bulutları Sevin

Yağmurun eksik olmadığı ve çoğu zaman güneşi göremediğim bir şehirde yaşıyorum. Islak ve güneşin sıcaklığından uzak… Eskiden böyle değildi tabi. Memleketim güneşi saklamazdı benden. Sabahların bir anlamı vardı ve “günaydın” sözcüğü gerçekti. Günün başladığını ve her günün bir öncekinden güzel olabileceğini sabahın ilk ışıklarıyla, yüzüme vuran sıcaklıkla hissedebilirdim. Şimdi ise bunun için yeni ve güzel bir gün için güneşi görmem gerekmediğine inandırmaya çalışırken kendimi, günlerim geçip gidiyor. Yorgun uyuyor, yorgun uyanıyorum. Hatta kendi hüznümle o kadar boğuluyorum ki güneşi benden ayıran bulutlar bir çeşit düşman geliyor bana, onların hüznünü gözden kaçırıyorum.

Hiç böyle düşünmemiştiniz değil mi? Güneşimi ararken fark ettim bunu bir gün ben de. Nefretle bakıyordum gri bulutlara, ama onlarda gördüğüm tek şey hüzündü. Uzun süre baktım onlara ve yüzüme düşen küçük bir damlayla kendime geldim yeniden. Tutamamışlardı işte kendilerini. Biriktirdikleri hüzün ağır gelmişti ve ağlıyorlardı. Kendimi çaresiz ve suçlu hissettim.

Evet suçlu.

Onlara istedikleri sevgiyi vermemiştim hiç, hatta nefret etmiştim. Günlerime söverek başlamama sebep olan bu gri bulutlar sevilmeyi hak etmiyorlardı. Herkes de benim gibi düşünüyordu zaten. Onlar hakkında en ufak güzel bir söz duymamıştım şimdiye kadar. O an fark ettim ne kadar kırılgan ve üzgün olduklarını. Gözyaşlarını dindirmenin de bir yolu yoktu, sevilmiyorlardı ve ağlamak onların en büyük hakkıydı. Ben de kapşonumu çıkardım ve en azından ağlarken dinledim onları. Bana ağlamalarını sağladım. O an için elimden gelen sadece buydu.

Şimdi onlara bir iyilik daha yapacağım ve söylenmeyeni söyleyeceğim. Onların daha önce kimseden duymadıkları bir şey.

“Gri bulutları sevin”

Kim bilir belki hak ettikleri sevgiyi görürlerse bir gün güneşi bizimle paylaşacak kadar affedebilirler.

Yazar: Sinem Begüm Akiş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir