“Çevresini ağaç dallarının sarktığı yapraklarla donanmasının gururunu yaşayan bir bank vardı ki, önünden ne zaman geçse bir yaşlı dedenin elindeki kitaba dalmış huzurlu simasını görürdü. Burak aniden içinden geçeni dinleyerek yanına oturup; baharı şehre getiren parkta, parka baharı getiren dedeye yakından selam verdi.”
Rastlantı
ÜÇ BİN
“Şehrin içinde ama kendimin dışında, disosiye olmuş düşüncelerimin uçuşabileceği en tenha yerleri bularak dinliyordum onları. Aynı şarkıları durmadan başa sararak, bulantı veren bir döngüsellik içinde, labirente koyulmuş bir fare gibi. “
Çok Sonradan
“Bizim, birkaç dakika sonra unutacağımız bir söz, bir hareket; karşımızdaki insanı hayatı boyunca kovalayabiliyordu. Dışarıdan sağlam duran, içeriden kanayabiliyordu. Sözler, mermilerden daha yaralayıcıydı…”
İnsanlar
“‘İnsanlık namına’. Ne ilginç kelime güruhu, değil mi? Ne yapılıyorsa insanlık namına yapılmıyor mu şu hayatta. İnsanlık namına tutuklanıyor bir eylemci, insanlık namına durduruluyor bir mahkeme ve yine insanlık namına vuruluyor ‘dur!‘ emrine uymayan bir kalabalık.
İnsanlık namına, insanlık öldürülüyor yani.”