Gündüzleri gülücük saçan ancak güneş battığı an canavarlaşan insanlarla doluyken etrafım, belki de bir balık tarafından yok edilmek daha güvenliydi.
Ayin
Çatı Katı
Birbiri ardına gelen soluksuz satırların en sonunda ise şunlar kalmıştı.
…
Tutsak zamanın ellerinden
Dönebilir miyiz geriye?
Kayıp bir düşsek bulunur mu izimiz?
Ellerimizde sıkı sıkı tuttuğumuz iplerini bırakıp
Salıverir miyiz uçurtmamızı gökyüzüne
Hediye niyetine..
Yıldızları Düşleme
‘Soğuk’ kalmıştı yaşayan kelimelerin arasında: Hava soğuk, insanlar soğuk, kalpler soğuk. Üşüyorum.
‘Uzaklaşmak’ vardı: Hayattan, yaşamaktan, her bir sevdiğim dostumdan gün geçtikçe bir bir uzaklaşıyorum.
‘Ölüm’ sonuncusuydu: Kimse görmüyor, ama ben her geçen gün biraz daha ölüyorum.
Geceyi Bölen Adam
Bazen izole olabilmeyi başarabilmek, hele de bunu doğa aracılığıyla yapabilmek yeniden doğmak kadar bir arınma sağlayabiliyordu. Yürüdükçe coşuyor, coştukça yükünü unutuyordu.