Bağlanma, iki kişi arasında kurulan özel bir duygudan oluşmaktadır. Bireyin başka bir kişi ile yakınlık kurma eğilimi ve onun sayesinde kendini güvende hissetmesidir. Bağlanma ile ilgili ilk araştırmaları John Bowlby ve arkadaşları yapmışlardır. Bence bu duygu yalnızca insanlara özgü bir durum değildir. İnsan ve hayvan yavrusu hatta bitkiler dahi yaşamın ilk yıllarında ona bakım veren ile güçlü bir bağ geliştirir. Bu durumu gözlemleyen biri olarak bu bağın ne kadar kuvvetli olduğunu test etmeye gerek dahi duymadım. Çünkü çevremdeki insanlarla, arkadaşlarımla, akrabalarımla ve sevdiğim insan ile kurduğum ilişkilerle küçüklüğümden itibaren ebeveynlerimle kurduğum bağlantı benzer nitelikte. Zannediyorum yalnızca aç olduğum için “emme” davranışı göstermiş değildim. Huzurlu olmayı, kendimi güvende hissetmeyi o denli önemsiyorum ki sanırım bu durumdan şikayetçi olan bir tek annem değildi. İlkokuldayken annemin ardından ağlayışlarım, babamın parkta başka çocuklarla oyunlar oynayışındaki kıskançlıklarım… Artık güvenli mi, kaçıngan mı, kaygılı mı yoksa korkulu mu olduğuna siz karar verin.
Bağlanmayacaksın hiçbir şeye, öyle körü körüne
“O olmazsa yaşayamam” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
-Can Yücel
Kendimi yalnız hissettiğim dönemlerde “insan bağımlılığı” krizine girerdim çoğu zaman. Beni annem gibi sevebilecek, babam gibi başımı okşayabilecek bir dost, bir yoldaş, bir sırdaş, bir partner arayışım sanırım “kaygılı bağlanma” modeline girer. Kendimi değersiz hissedişim, başkalarını kendimden üstün görüşüm kendime bir alem olamayışımın portresidir. Bence yavru maymunlar temas konusunda sonuna kadar haklılar. Doğar doğmaz tırmanma özelliğine her ne kadar sahip olmasam da büyüdükçe annemin kuyruklu eteği, babamın kol saatiydim. Dostlarımın cüzdanı, sevdiğimin saç teliydim.
…
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma
…
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar
-Erdem Beyazıt
Bir insana “hiç” gibi davranmak ne cüretkâr davranıştır. Çok küçük bir bebeğin annesini arayışı ve bu arayışa karşılık verilmeyince şiddetli ağlayışların olduğunu çoğumuz biliriz. Yüz yüze iletişimde gülümseyen yumuşacık dudaklar ve tatlı çırpınışlar vardır. Bu denli cennetin ucundan tattığımız duyguları geri çevirebilmek elbette zorlu olacaktır. Yabancı durum testlerinde annenin varlığı ile yokluğu arasındaki tepkiler A’sı, B’si ve C’sinin yalnızca çocukluktaki bağlanma düzeyiyle kalmaz. Çocukken B tipi bağlanma (Güvenli) düzeyindeyken gençlik yıllarında sevdiği tarafından terk edilme durumu yaşarken birey bunu A tipi (Kaçıngan) veya C tipi (Kaygılı) bağlanma olarak farkında olmadan değiştirebilir.
İnsana “hiç” gibi davranmak cehennemin odununu yok saymaktır aslında.
Yazar: Ertuğrul Akmaz