Yabancı

Ne gerek var kendi ihtimallerimi yok etmeye? Kafamdaki belki her şeydir belki de hiçbir şey.

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 2 dakikadır.)

-Her gün aynı yerde ne yapıyor?

+Bilmem, denizi izliyor işte.

-Onu ben de görüyorum, ama her gün yağmur çamur demeden…

+Bazı insanlar durmaktan hoşlanıyor, her ân hareket etmekten değil.

-Öyle de ne bileyim.

+Bırak bilme bir şeyleri de, gizli kalsın.

-Giz mi, bilirsin bana göre değil asla.

+Tamam tüm gizler benim olsun. 

-Senin zaten. Bazen kafanda ne döndüğünü anlamak için neler vermezdim diye düşünüyorum.

+İnan ben de aynı şeyi düşünüyorum kendim için. Sonra da diyorum ki ne gerek var kendi ihtimallerimi yok etmeye? Kafamdaki belki her şeydir belki de hiçbir şey.

-O zaman sizi kafanızla beraber bırakıp ben kaçıyorum, malum bazılarımızın da hareket etmesi gerekiyor. 

+Tamam tamam görüşürüz, dikkatli git.

O bisikletiyle uzaklaşırken şarkılardaki huysuz ve tatlı kadın, en yakın arkadaşım galiba diye düşündüm. Bazen çekilmez deyip yanından kaçasım geliyor ama yüzümde hep bir gülümseme bırakıyor. Şimdi de aklıma bir yabancının merakını sardı. Gidip tanışsam mı? Yok ya, belli ki kafa dinlemek istiyor. En iyisi yanındaki bankta soluklanayım biraz. Bisikleti kenara bırakıp denize doğru düşüncelere dalmaya başladım. Bir kız çocuğu geçti elinde oyuncağıyla. Bir süper kahraman oyuncağı sandım bir ân için ama sonra uzaylı olduğunu anladım. Tam benlik diye düşündüm. Çocuk olasım geldi sanmayın uzaylı olasım geldi. Yani bir yabancı… O sırada gözüm yan banktaki yabancıya kaydı. Baktım, sırtı bu tarafa dönük elinde bir şeyleri kurcalıyor.  Denizden gözlerini çeken ne olmalı ki? Ama yeter bu merak deyip sinirlenip kendime kalktım hemen yerimden. Bisikleti aldım ve uzaklaşıyordum ki ne tesadüf o taraftan gidesim geldi. Yanından geçerken baktım elinde beyaz bir gömlek, yakasına bir düğme dikiyor. Kırmızı bir düğme, ne tuhaf. Derken beni fark etti, kafasını kaldırdı ve “Eyvah!” dedim, yakalandım. Çok tanıdık geldi o ân gözleri. Bu bakışı biliyorum: merak! Gülümsedim, gülümsedi. Baktım kendi yoluma, uzaklaştım binip bisiklete. Yol boyunca aklımdan gitmedi yabancı. Merak insanın içine bir kere yerleşti mi büyüyüp duruyordu. 

İnsan, kendi içindekiler ve başkalarının kafasındakiler… Hepsi en yakınımızdaki insan için bile bir muamma. Ama belki de en güzeli budur. Tamamen saydam bir dünyayı düşünüyorum. Hiçbir arka planı olmayan, labirentleri, çıkıntıları bulunmayan bir dünya; her şey yalansız mı olurdu yoksa acımasız mı, emin olamıyorum. Ama çok heyecansız olabileceğinden eminim. Kendimin içindeki bilinmezlikler bile beni o kadar heyecanlandırıyor ve yarın kim olabileceğime dair o kadar umut veriyor ki tüm insanlar için bunu düşünmek hatta düşlemek ihtimalimin asla ortadan kalkmasını istemem. Derken tam eve varmak üzereyken yağmur bastırıyor. Aklıma gelen ilk şey: Eyvah! Kırmızı düğmeli beyaz gömlek ıslandı mı?

Yazar: Zeynep Güzeltepe

Görsel: Fotoğrafın sahibi benim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.