ISINIYORUZ

Bu yaz ikinci kez Tuz Gölü’ne gittim. Pantolonumun paçalarını katlayıp gölün kenarından yürümeye başladım. Fakat bir türlü suya ulaşamadım. Sadece bir yıl önce aynı günlerde su seviyesi yükseliyor diye ilerleyemediğim gölde, bugün tek damla bile su yoktu.

Küresel bir ısınma gerçekleşiyor. Kutuplar eriyor, su seviyeleri yükseliyor ve kutup ayıları evsiz kalıyor. Bunları yıllardır duyuyoruz değil mi? Fakat küresel ısınma artık bilimsel araştırmalardan ya da kutuplardan gelen fotoğraflardan ibaret değil. Bu başlangıçtı, küresel ısınma koşarak geliyordu ama biz hiçbir şey yapmadık. Başta sadece kutup ayıları evsiz kalacak gibiydi. Yıllardır doğaya yaptıklarımızdan dolayı bir sürü canlının nesli tükenmiş ve bize bir şey olmamıştı. Kutup ayıları yok olduğunda da bize bir şey olmayacaktı. Böyle düşündük, düşünüyoruz. Peki ya küresel ısınma sadece kutup ayılarının evsiz kalması mı demek?

Bu soruya cevap bulmak için arama butonuna “aşırı sıcaklar” yazmanız yeterli. Çıkan haber başlıkları şöyle; Japonya’da aşırı sıcaklar nedeniyle 140 kişi hayatını kaybetti, Kanada’da sıcaktan dolayı 54 can kaybı, Aşırı sıcak trafoları patlatıyor, İsveç’te 24 saatte 80 yerde orman yangını, arılar sıcaktan telef oldu, sıcaklar asfalt eritti, Almanya’da sıcaktan dolayı pist zarar gördü, uçuşlar iptal edildi, Tunca nehri kurudu…

İşte durum bu, bizler hiçbir şey yapmadık bu yüzden küresel ısınma artık yanı başımızda, kutuplarda değil. İstanbul’da yanıp kavrulurken bir anda ceviz büyüklüğünde dolu yağmasını, ülkenin bir bölgesinde sel olurken diğerinde aşırı kuraklık görülmesini, bir saatte iki aylık yağış düşmesini, gerçekleşmese de Türkiye’ye yapılan fırtına uyarısını görmezden gelebilir miyiz? Bunlar ve haber başlıkları küresel ısınmanın artık durdurulamayacak seviyelere ulaştığını ve iklimimizi değiştirdiğinin bir göstergesidir.

IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) iklim değişikliğini geri çevirme şansımızın olmadığını fakat ısınmanın 2 derecede sabit kalması için dünyanın bu yüzyılın sonunda karbon tüketimini tamamen bitirmesi gerektiğini söylüyor. Bu da kömür, doğalgaz ve petrol tüketiminin sıfırlanması demek. Ama maalesef petrol, kömür gibi fosil yakıtları elinde bulunduran ülkeler ve şirketler bulunmuş bütün rezervleriyle yaklaşık 140 trilyon dolarlık bir pazarın kullanımını azaltmak istemiyorlar. Bu da demek oluyor ki ısınma 2 derecenin üstüne çıkacak. Aynı zamanda büyük bir teknolojik devrim olmazsa dünyanın 2100’e kadar karbondan arınması neredeyse imkansız.

2 derece çok az bir artış gibi geliyor farkındayım. Ancak son 4 milyon yılda bile dünya 4 derece ısınmamışken, bu yüzyılda ortalama 4 derecelik bir ısınmaya doğru ilerliyoruz. Daha bugünkü artışlar gerçekleşmeden 2003 yılında, Güney ve Batı Avrupa’da sıcaklık dolayısıyla 20.000 kişi hayatını kaybetmiş. Ve şimdiden etkisini bu kadar fazla hissediyorsak 4 derece sonrasını düşünmek gerçekten ürpertici geliyor.

Peki uluslararası düzeyde ne yapılıyor, bize düşen ne?

Bugüne kadar imzalanmış ilk uluslararası iklim değişikliği anlaşması Kyoto protokolüdür. İkincisi 2016 yılında, aynı zamanda Dünya Günü de olan 22 Nisan’da 175 ülke arasında imzalanmış Paris İklim Anlaşmasıdır. Fakat karbon salınımında ikinci sırada yer alan ABD konferanstan çekildi ve enerji tüketiminde ilk 20 ülkeden biri olan Türkiye maalesef bu konferansta taraf değil. Bu yüzden uluslararası düzeyde bazı aksaklıklar söz konusu. Ancak umut verici bir haber de var. Bu anlaşma sonucu 46 ülke en geç 2050 yılında tamamen yenilenebilir enerjiye geçme sözü verdi. Maalesef bu yeterli değil ancak iklim değişikliğini durduramasak da yavaşlatmak için bir adım sayılabilir.

Bizlere düşen ise ilk önce fark etmek. Örneğin fark etmeye, tükettiğimiz bir hamburgerin üretimi esnasında oluşan metan gazının, 200 saat boyunca yanan ampulün saldığı metan gazıyla eş değer düzeyde olduğunu bilerek ya da “Tek başıma ne yapabilirim ki?” demeyi bırakarak başlayabiliriz. Evet birkaç kişi ya da ampulle dünyayı kurtarmak imkansız ama ben inanıyorum ki bireysel anlamdaki değişimler çığ gibi büyüyecek ve dünyayı değiştirmek için uluslararası düzeyde adımların atılmasını ve uygulanmasını zorunlu kılacak. 

Öneriler

Avrupa Birliği ve Türkiye iş birliğiyle yapılan İklimin Projesi 1.865.000 avroluk bir bütçeye sahip ve 2020 yılına kadar sürecek projeleri kapsıyor. Türkiyede yapılan projelere buradan  http://www.iklimin.org/  bakabilirsin.

İki yıl boyunca dünyayı gezerek yapılan araştırma, önlem, görüşme ve gözlemlerini paylaşan, Birleşmiş Milletler Birliği iklim değişikliği elçisi Lenardo Dicaprio’nun sunduğu “Tufandan Önce” belgeseline Netflix’ten ulaşabilirsin. https://www.netflix.com/tr/title/80141928

Kutupların erimesine dikkat çekmek için; Ludovico Einaudi, Greenpeace davetiyle kutuplarda piyano resitali düzenledi. https://youtu.be/2DLnhdnSUVs

Kaynakça

Doğan, S. ve Tüzer, M. (2011). Küresel İklim Değişikliği Ve Potansiyel Etkileri. C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi

https://m.bianet.org/bianet/ekoloji/199365-turkiye-paris-iklim-anlasmasi-ni-neden-imzalamiyor
https://www.cnnturk.com/asiri-sicaklar
http://www.hurriyet.com.tr/haberleri/asiri-sicaklar
https://www.natgeotv.com/tr/belgeseller/natgeo/tufandan-once

www.bbc.com

Erişim Tarihleri: 4 kasım 2018

Yazar: Beyza ALKAYA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.