(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)
Bazen herkes gibi hayatın neden böyle olduğunu düşünürüm. Neden her güzelliğin sonu bir mutsuzlukla biter? Neden sakinlikler huzursuzluğa doğru uzanır? Gerilimi sevmiyorum, hatta nefret ediyorum diyebilirim. Beni yoruyor, sizi de yoruyordur. Kim sever ki zaten yükselen sesleri, kızgın bakışları, karman çorman düşünceleri?
Ben sakinlik insanıyım. Denizin kıyıya vurduğu dalgaları izlemeyi severim. Rüzgar eserken çıkan ağaç hışırtılarını dinlemeyi severim. Gün batımında ve gün doğumunda güneşin evlere yaptığı yansımalar güzeldir mesela, yere düşen gölgem mutludur o anlarda. Evde yeni pişmiş kek kokusu içime bir dinginlik verir. Bir şeyler anlatırken kendinden geçen, sanki o an yeniden yaşıyormuşçasına hisseden, jest ve mimiklerini fazlasıyla kullanan insanları görmek beni gülümsetir. Kahkaha atmaktan çekinmeyen birilerinin varlığı içimde bir şeyleri uyandırır. İşte böyle anlar buram buram huzur kokar. Bırakmak istemezsin, bir adım bile yanlarından uzaklaşmak hüzne boğar seni. Her an, her dakika orada bulunmak istersin.
Huzur çok farklı bir meseledir benim içimde. Hani herkesin hayatta aradığı bir şey vardır ya, işte benimkisi de bu. Onsuz kalmak beni çileden çıkartır. Gerilmek hasta eder beni, ama tabi huzurdan eksik kaldığım anlar olur illaki. Öyle anlar hiç olmasın isterim. Korkmayayım, üzülmeyeyim, kalbim acımasın, diken üstünde oturduğum anlarla bir başıma kalmayayım… Ne olurdu huzur hep benle kalsa? Ne olurdu dünya denen bu yerde gerginlikten uzakta iyi hissetsem her daim? Pek gerçekleşmiyor bu isteklerim. Bir şekilde huzursuzluk kıvılcımları beni buluyor, alevler giderek artıyor ve etrafıma boyumu aşacak duvarlar örüyor. İşte bu yüzden ben de huzuru benden uzakta bir yerlere sakladım. Huzur denen şey benimleyken ilk haliyle kalmaz, bozarım ben onu, lekelenir, kaybolur.
Önce biraz geçmiş hatıralara serpiştirdim. Hafızamın en güzide noktalarında, en güzide mekanlarda ona yer açtım. O da dünden razıydı zaten, oraları çok sevip hemen benimsedi. Sonra geleceğe bıraktım bazılarını. Hayallerim, umutlarım onlara kol kanat açtı. Öyle bir sarıp sarmaladılar ki daha da büyüdüler. Ardından birkaç tane, şimdiye sıkıştırdım. Güzelliklerin yanında öylece durdular. Pek ümitli değilim onlardan. Umarım yerleri çabuk bulunmaz, hemen kaybetmem onları.
Bunların dışında bir de insanlar var işte. Sevdiklerim… Benim olan huzura ben pek iyi bakamadığımdan onlar daha iyi bakarlar diye düşündüm. Kalplerinde onların bile bilmediği noktalara huzurun şarkısını dinlettim, notalarını ezberlettim, belli olmayacak ve çok yer kaplamayacak şekilde sakladım. Büyük risk yaptığım, farkındayım. Başka birine güvenmek şu sıralar pek de güvenli değil. Olsun, eğer kaybedersem de alışırım bir şekilde. Benimleyken ki hallerinden daha iyidirler diye düşünmekteyim. Hem herkese vermedim ki… Herkese güvenmiyorum. Çok az, pek az insan var sadece. İnanıyorum; onlar benden daha iyi bakarlar huzuruma, daha çok sahip çıkarlar.
En son olarak da buraya bırakayım dedim. Geçmişime, şimdime ve geleceğime aynı anda… Huzuru sakladım yanınıza sevgili okuyucular. Ona iyi bakın olur mu? Zaman zaman haline bakmaya geleceğim, unutacağımı sakın düşünmeyin lütfen. Eğer sizin de saklamak istediğiniz bir huzurunuz varsa tam bu noktaya alan açıyorum. Kimse bulamaz burada onu, bozulmaz, yıkılmaz, hep dimdik ayakta durur; güvendedir yani. İşte öyle sevgili okuyucularım. Benden şimdilik bu kadar. Hoş kalın, hoşça kalın ve benimle kalın. Bir dahaki huzur buluşmamıza kadar kendinize de huzur parçalarımıza da iyi bakmanız dileğiyle…
İrem Avşar
https://pinterest.com/pin/202521314488386187/