(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakika sürmektedir.)
Bunun sebebi Soğuk bir rüzgar esintisi üşütür belki evet ama gerçekleri de bir bir
yüzümüze çarpar. Varlığımızı, kim olduğumuzu, düşünmekten kaçtıklarımızı… Gelen o
esintiden kaçıp bir an önce kendi sıcaklığımıza kaçmak istesek de o kısa yüzleşme içimizi
huzursuz edecek, sorumluluklarımızı fark ettirecek kadar yeterli gelmiştir. Yeniden dönülen o
sıcak huzurlu kollar bunları daha az düşünmemize sebep olsa da soğukluğu yok edecek bir
güce sahip değildir. Biz de her zaman yaptığımızı yapar ve erteleriz. Ertelemek rahatsız edici
sorumluluğu yok etmez ama kısa süreli de olsa şuan bizimle olmadığını hissetmek kendimizi
geçici bir güven duygusu içerisine sokar.
İlerlediğimiz bu hayat serüveni nerede sonlanacak bilmiyor olsak da bir şekilde
kendimizi mutlu eden şeylerin arasında görmeye çalışmak için çabalamak iyi geliyordu.
Kişiliğimiz kendimizden kaçtığımız kısımlara da dahildi çünkü. Her bir erteleyiş, her bir an,
her bir veda bizi oluşturan taşlardan biriydi. Bunlar üst üste birleşerek ben dediğimiz o kişiyi
oluşturuyordu. Kendimizi üzdüğümüz, kaybettiğimiz, duraksadığımız anlar bile bizi
tamamlayan küçük parçalardan ibaretti. O yüzden keşke yaşamasaydım dediğimiz o anlar bile
bizim için değerli olmalıydı.
Deneyimlerimiz bizde kötü etki bırakacak kadar vahim durumda olsalar bile
sonrasında belki de gelecek o mutluluğu karşıladığımız gibi karşılayamayacaktık. Zaten
hayatımız mükemmel olup hep mutlu bir şekilde hayatımızı sürdürüyor olsaydık mutluluk ne
demek bilmek mümkün olmazdı. Mutluluğun oluşma sebebi mutsuzluktu çünkü. Tıpkı
iyiliğin var olma sebebinin kötülüğün varlığına bağımlı olması gibi.
Hani derler ya şu an yaşadığın her şey seni daha iyi bir benliğe kavuşman için bir
hazırlık sadece diye. İşte tam olarak bahsedilen kısım burası. Şu andaki senin geçmişteki
kendine borçlu olması ve aynı zamanda gelecekteki senin geçmiş ve şu andaki mal sana
borçluluğu anlatılmak ama daha iyi bir sen kısmından kastedilen durumsal bir mutluluk değil
belki de. Asıl düşünülen oluşan karakterinin bir gün önceki karakterine göre bile şu anki
durumunun ondan bir adım da olsa daha iyi bir yerde olması.
Anımızı iyi ve kötü olarak değerlendirmek yerine o an mutsuz olsak bile bazen
gerçekten de mutsuz olmanın gerekliliğini fark ederek yaşamak gerekir bazen çünkü
hayatımız hiçbir zaman mükemmel bir düzlükte ilerleyip önümüze hep sevdiklerimiziçıkarmayacaktır. Bu yüzden kavuşmayı beklerken sonlanan her ayrılıkta, söylenen her can
sıkıcı sözde, kaybedilen her bir anda ve biten her hayatta yeniden var olmamız bizi biz yapan
en büyük ana taşlardan biri olmaya layık olacaktır. Verilen her tepkimiz bize ait olacak, bazen
silikleşen bir görüntüye dönüşse de yok olmadan orada kalmaya devam edecektir.
Elif Özcan