Hayat: Işığın ve Gölgelerin Arasında Yazılmış Bir Masal

“Hayat aynı zamanda bir yolculuktur ama varılacak bir yerden çok, değişilecek bir hâldir. Aynı nehirden iki kez geçemediğin gibi, aynı hayata da iki kez uyanamazsın.”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakikadır.)

Hayat bazen sabahın ilk ışığında camdan içeri süzülen o belirsiz gölge gibidir; ne

tamamen aydınlık ne de bütünüyle karanlık. Uyanırız ve henüz adını koyamadığımız bir his,

kalbimizin kıyısında usulca dolaşır. Belki umut, belki yorgunluk… Hayat, tam da bu ikisinin

arasında salınan ince bir iptir. Bir sokaktan geçerken kaldırım taşlarının arasında yeşeren

küçücük bir ot görürsün, kimse fark etmez onu; ne aceleyle yürüyen insanlar ne de başını

telefondan kaldırmayan kalabalık ama o oradadır. Betonun ağırlığına rağmen yaşamayı

seçmiştir… Hayat da böyledir işte: En sert zamanların ortasında bile sessiz bir ısrarla filiz

verir.

Bazen günler bir masal gibi akar. Zaman yumuşar, sesler derinleşir. Gökyüzü, bir

ressamın paletinden taşmış gibi mor ve turuncu renklere bürünür. Rüzgâr, insanların

kulaklarına eski bir hikâye fısıldar; belki unuttuğun bir hayali, belki de hiç cesaret edemediğin

bir ihtimali… Hayat, sana hep bir şey anlatır ama çoğu zaman dinlemeyi unuturuz. Sonra

geceler gelir; karanlık, korkutucu olduğu kadar öğreticidir. Gecede saklıdır sorular: “Ben

kimim?”, “Nereye gidiyorum?”, “Gerçekten yaşıyor muyum?” Yıldızlara bakarsın ve onların

milyonlarca yıldır orada durduğunu bilmek, kendi telaşını küçültür. Hayat, insana bazen

küçülmeyi öğretir; yüklerinden arınmayı, fazlalıklarını usulca bırakmayı.

Hayat aynı zamanda bir yolculuktur ama varılacak bir yerden çok, değişilecek bir

hâldir. Aynı nehirden iki kez geçemediğin gibi, aynı hayata da iki kez uyanamazsın. Her

sabah biraz farklısındır; biraz daha kırık, biraz daha bilge ve belki de biraz daha cesur.

İnsanlar gelir geçer. Bazıları ruhunda iz bırakır, bazıları yalnızca bir gölge gibi kaybolur ama

her karşılaşma, hayatın yazdığı gizli bir cümledir. Kimi cümleler can yakar, kimi cümleler

iyileştirir. Hayat bir kitapsa, en anlamlı sayfaları çoğu zaman gözyaşıyla ıslanmış olanlardır.

Ve bir gün durup fark edersin: Hayat, büyük anlardan çok küçük ayrıntılarda saklıdır.

Sıcak bir çayın buharında, bir çocuğun kahkahasında, yağmurdan sonra toprağın kokusunda…

Büyü, tam da buradadır. Gündelik olanın içindeki görünmez ışıltıda. Hayat sana her gün

yeniden başlama şansı sunar. Bazen bunu fark edemezsin, bazen de görmezden gelirsin ama

o, sabırla orada durur. Kapını çalar, pencereni aralar, kalbine dokunur çünkü hayat; ne olursa

olsun, anlatılmayı bekleyen en eski ve en büyülü hikâyedir…

Yazar: Yağız Efe Yaşin

Görsel Kaynağı: Yapay zeka

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.