Gitmek

"İnsan en çok bildiği suda boğulurmuş. Aslında bildiğini sandığı suyun bilmediği derinlikleri olduğunu göremediği için… "

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık iki dakika sürmektedir.)

İnsan en çok bildiği suda boğulurmuş. Aslında bildiğini sandığı suyun bilmediği derinlikleri olduğunu göremediği için… 

“Gitmek mi daha zordur yoksa kalmak mı?” diye sorarlar hep. Tabii ki de kalana ayrı gidene ayrı zordur ama en zoru karar vermektir aslında. Bir tarafında alışılmış bir düzen, diğer tarafında bilinmezlik vardır. Bu yüzdendir ki çoğu zaman kalmak kolay gelir insana. Çünkü gitmek demek yeniliklere açık olmak demektir ve cesaret gerektirir. Ne yazık ki birçoğumuz da korkularımıza ya da geleceğin belirsizliği fikrine yenik düşerek gitmeyi değil kalmayı tercih ederiz. 

Belki de alıştığımız sadece hayat düzenimiz değil, duygularımızdır da. Bir tercih yapma aşamasına geldiysek mutlu da değilizdir. Kahkahalar atmıyoruzdur. Ya birikmiş acımız vardır ya da artık üzüntümüz bir çığdan fazladır. Bu acılar, üzüntüler bizi bağlar bulunduğumuz yere.

Aslında kendi yaşam yolculuğumuzun hangi aşamasında olursak olalım gitmemiz gerektiğinde gidebilmeyi bilmeliyiz. Bizi bizden başka kimse tutamaz. Kendi kendimizi mutsuz bir yaşama tutsak etmek yerine giderek yeni bir yaşama yelken açabiliriz. 

Peki, gitmek sadece bulunduğumuz alandan gitmek midir? Hayır; bir insandan, bir duygumuzdan, bir bakış açımızdan da gitmek olabilir. Mesela çevremizde çok değer verdiğimiz ama bizi çok yıpratan insanlardan uzaklaşmak da gitmek demektir. Bazen öyle bir zaman gelir ki ne kadar çok sevsek de kendi iyiliğimiz için o sevdiğimiz insanlardan bile gitmemiz gerekir. Çünkü asıl mesele nereden, neyden ya da kimden gittiğimiz değil, gidebilmemizdir. 

 Kübra Fatma Demir

https://pin.it/3WUIR4ibJ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.