Bi’ Kahkaha?

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 2 dakikadır.)

…Şimdi gözlerini açtın. Kocaman bir sofranın ortasındasın. Etrafta birbirine karışmış kelimeler ve kahkahalar uçuşuyor. Herkes bırakmış zamanın akışına kendini. Sen ise bir ânın parmak uçlarına esirsin. Tekrar kapatıyorsun gözlerini ve tekrar  açıyorsun. Çok sevdiğin birinin yanındasın, gözlerine bakıyorsun. Sana hararetle bir şeyler anlatıyor. Duyuyorsun hepsini, tepki de veriyorsun ama sanki başka bir yerdesin. Yine aynı ânın içine sıkışmış gibisin, yine parmak uçlarında… Tekrar kapatıp açıyorsun gözlerini. Kalabalık bir caddedesin şimdi. Tatlı bir gürültüyü dinliyorsun. Karmaşa iyi geliyor. Yanından geçen insanları inceliyorsun. Bir telaş var yüzlerinde. Bir yere, birine yetişme telaşı… Ve beraberler de ama asla caddede değiller sanki. Asıl sen değilsin. Kapat gözlerini.

 Şimdi karanlıktasın. Duyuların işlemiyor artık. Sadece duygularınlasın. Hiçlik tel örgülerle sarıyor etrafını. Canın yanıyor, korkuyorsun. Hiçlik iliklerine işliyor. Tir tir titriyorsun. Bir ânda bir his beliriyor içinde. Korkun yavaş yavaş dağılmaya başlıyor. Karanlık seni sahipleniyor ya da sen onu. Her halükarda karışıyorsunuz. Sen karanlıktan karanlık da senden ayırt edilemiyor. Bir rahatlık geliyor. Öyle ki başta seni çevreleyen hiçliğin aslında kendin olduğunu seziyorsun. Artık savaşmıyorsun. Şu andan itibaren zerrelerin tekrar bir araya geliyor. Artık bütünsün. Hem de hiç olmadığın kadar. Karanlık diz çöküyor karşında. Sense onu kaldırıp sarılıyorsun. Ne canın yanıyor ne de karışmaktan korkuyorsun. Sadece sımsıkı, şefkatle sarılıyorsun. 

Şimdi gözlerini açıyorsun. Yanında o çok sevdiğin biriyle yine o kalabalık caddede yürüyorsunuz. Sana okuduğu bir kitabı yorumluyor. Sen vermişsin ona. Altını çizdiğin yerlerden bahsediyor, teşekkür ediyor. Bir mekanın önünde duraksıyorsunuz. Sen içeri girmeden sana sarılarak veda ediyor. Tam o ânda daha önce onda hiç sezmediğin ama çok tanıdık bir şey hissediyorsun. Bu his, seni rahatsız eden bir şey değil, seni tamamlayan bir şey sanki. İçeri giriyorsun, kocaman bir sofrada görüyorsun tanıdık yüzleri. İçtenlikle selamlıyorlar seni. Masanın ortasında bir yer ayırmışlar sana. Herkesle gözlerinle kucaklaşıyorsun. Muhabbete kulağını veriyorsun. Birisi hepinizin hep o çok güldüğü anıyı anlatıyor meğerse. Aklına geliyor. Kendine engel olamıyor, bir kahkaha patlatıyorsun.

Zeynep Güzeltepe

Fotoğraf: Yazara ait.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.