(Bu yazının okunması 3 dk sürmektedir.)
“Karşımda maviliğe uzanan uçsuz bucaksız bir dünya, düşünceler ve hülyalar içinde çırpınan bir ben daha; fazla gelir sanki bu cihana. Hangi düşün penceresine koşsam daha büyüğüne kapılırım, sanırım biraz kararsızım. Hangi düşünceye dalsam bunalırım, sanki biraz karamsarım. Şemalarla da başım dertte, anlamadım bu vaziyet niye? Oluşturdukça oluşturuyorum yeni şema, yok mu bu duruma bir veda? Bakıyorum etrafa, aşklar bitiyor, yollar bitiyor, umut bitiyor, üstüne yetmiyor ömür bitiyor; bense o hayal âleminden bu hayal âlemine koşturup duruyorum. Karamsarım dediysem de inanma yahu, Polyanna’dan daha karamsarım hepsi bu. Heidi gibi de koşturup duruyorum yüreğimin kırlarında, maviliğe erişebilecekmiş gibi uzatıyorum ellerimi semaya. Bir ses aramıyorum etrafta ya da koku, ben varım ya yahu!
Bu kadar laubalilik yeter, sıkıldım hemen işte. Annem hep der ki maymun iştah seninkisi, amân bana ne. Umursamıyorum pek çok şeyi, odağım sadece gelişimimde. Sorma, bu ara yine başım dertte; ruhumun bilmecesini çözmeye çalışıyorum yine. Kitaplara bakıyorum belki bir yazan olmuştur diye, bulamıyorum. Ezgilere sorayım diyorum, duyamıyorum. Bir ara, görünüşümü değiştirince bulacağımı sanmıştım, saçlarımı ya kestirip ya da boyatıp durmuştum. Keramet onda da değilmiş, yanıldım. Ne yapsam, ne yapsam derken bir fikir geldi aklıma; ruhuma sorayım dedim, döndüm içimdeki aynaya ve başladık karşılıklı konuşmaya:
- Geldim işte kapına, bulamadım bir cevap sorduğun bulmacaya. Aradım taradım ama, yok derdime bir deva! Uğraştırma beni daha, söyle sıkıldım valla…
- Sabır çocuk, sabır. Sabrı bileceksin, acıyı hissedeceksin ki sevinci tadasın. Teşekkürü bileceksin ki sahip olduğun her şeyin kıymetine ve değerine ulaşasın. Sense, haşarı bir çocuk gibi dolanıp durursun o yandan bu yana, sorunun kararsız oluşun da değil karar vermeye niyetli olmayışında. Kararsızlık da hoşuna gidiyor karamsarlık da, uçarılığını saymıyorum daha. Büyümek sandığın şey, acıya ve kedere yelken açmak değil ki. Büyümek, sevmek ve bilmek demek.
- Neyi bilmek ve sevmek?
- Kendini ve haddini bilmek, kendini ve evreni sevmek. İşte formül, işte cevap. 1000 kitap da okusan, 1000 diyar da gezsen ruhunu keşfe çıkmadan eksiklerini tamamlayamayacağını unutmayacaksın. Değil görünüşünü değiştirmek yeni baştan dünyaya da gelsen, ruhuna danışmadan değişimi yakalayamayacaksın. Anahtar ellerinde, işte bak ruhunun derinliklerine. Tanı beni önce, sev beni, sarmala. Eleştirmeye de çalışma. Ruhuna yabancı hangi gemi yelken açabilir okyanusa?
- İyi ama nasıl olacak bu dediğin?
- Şu an yaptığın gibi; bana kulak vererek, dinleyerek, varlığımı kabul ederek yapacaksın. Yıllarca yok saydın beni, materyalist dünyanın keyfi sefalarında aradın huzuru. Herkese kulak verdin, kendine sağır kaldın. İnsanlara karşı iyimser bana karşı kötümserdin. İşte bu yüzden doyamadın bunca zaman, sahip olduğun hiçbir şeye. Bensiz hep eksik, yarım kaldın. İhtiyacın olan tek şey; bana yani bize, yani kendine kol kanat germek, sarıp sarmalamaktı ama sen bunu hiç yapmadın.
- Çok mu geç kaldım sana yani bütünüyle kendime. Beni de anla, aynadaki sandım varlığımı evvela. Yanıldığımı hissettiğim oldu ama kabul etmek zor geldi gururuma. Göremediğim bir şeyin varlığına inanmak istemedim. Her yana baktım ama sana gelmeyi düşünmedim. Demek yıllarca hasretim sanaymış, yani kendime kucak açmaya. Haklısın sanırım, ne kadar okusam da cahil kalmışım sana, yetmemiş hiçbir şey seni anlamaya. Gel, yeniden başlayalım yaşamaya. Gözüm kulağım sende, acımasızca eleştirmek yok bir daha. Şimdi sırt çevirme bana. Gel yeniden başlayalım hayata.”
***
Kendimle yüzleşmemim üzerinden tam 1 yıl geçti, şimdi bambaşka biri var aynada. Ne zaman biri yaşımın büyüdüğünü söylese gülerim, 21 olana kadar hiç büyümemişim ki. Kendini sevmeyi öğrenmeden önce insan hep yarım hep eksik kalırmış meğer. Yıllarca aradığım o dost sıcaklığı yine kendi içimdeymiş, öğrendim. Görünüşümden de vazgeçtim bu arada; saçlarım mı beyazlamış, rengim mi solmuş umurumda bile değil. Yaşıyorum içesine, yaşıyorum içime sine sine. Bu yazıyı ise armağan bırakıyorum ruhuma; bu yolu kolay yürümedik, biz bir günde büyümedik.
Yazar: İrem Tokyürek
Görsel Kaynak: Özel Çizim, Çizen: Prof. Dr. Aslıhan Uzun