Babalar ve Kızları

“Kız çocuğu ise babanın ihlal edilemez tüm sınırlarına ve sarsılmaz tüm kurallarına bir darbedir ve bu darbe bir babanın hayatında başına gelebilecek en güzel şeydir.”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 4 dakika sürmektedir.)

Bir kadın doğar ve ilk çığlığını atar. Gözlerinin gördüğü ilk koruyucu, kulaklarının

duyduğu ilk tok ses ve tenini hissettiği ilk erkek babadır. Her kadının bir masalı vardır ve bu

masalda babanın beyaz atlı bir prens mi yoksa acımasız bir avcı mı olacağı tamamen babanın

elindedir çünkü her kadının iyi veya kötü her masalında kahraman babadır. Evrenin en

komplike dinamiği: kadın ve erkek… Bu kez bambaşka bir perspektiften sınar insanı. Baba

yani erkek, heybetiyle çınara, öfkesiyle volkana ve de sevgisiyle huzura benzetilen ve bir

kadından doğma baba için ne büyük nimettir bir kız çocuğuna sahip olmak. Ne yücedir bir

kadının çekirdeğinden toprağına şahit olmak. Ne zordur da bir kız çocuğunun masalında

kahraman olmak. Bir babanın kızı olarak kadın ise kıymıklı bir çırayı bilemek ya da kendi

küllerinden yaktığı ateşle ısınmak… Bir kadın için ne zordur her sevdanın cevabını babada

bulmak, ne yücedir ilk aşkınla yeşermek.

Her baba duygusal olarak biraz uzaktır. Yaratılışındandır ki sözleriyle değil gözleriyle

hissettirir şefkatini ve bu kendinden bile sakındığındandır. Bir kadın tarafından yetiştirilen

baba, bir kadını yetiştirirken kendi özüyle yüzleşir. Kim olduğu, kim olacağı ve kim olması

gerektiğini yine bir kadın tarafından öğrenir. Öfkesini dindirir, köşelerini yontar ve ruhunu

merhametle besler. Karşısında ona koşulsuz bir sevgiyle bağlı ve onun köklerini taşıyan bir

kız çocuğu vardır; köşelerinden batmasın diye vazgeçer, öfkelerini sıçramasın diye dindirir ve

ruhunu kızının masumiyetiyle beslerler. Bu bağ pamuk ipliği gibidir çünkü kız çocukları

gönüllerinde sarsılmaz bir tahta oturturlar babalarını.

Kız çocuğunun ilk çığlığı da son çığlığı da babanın kollarında son bulur ki bu son

fiziki bir temastan çok ötesidir. Kız çocuğu babasına olan bağını ilmek ilmek merhametle

işler, güvenle besler, sevgiyle yeşertir. Büyük bir hayranlıkla bakar, gözlerinin baktığı yerde

olmasa da gözlerini çevirir ona. Karanlık bir gecenin sabahında güneşi getirecek olan, çıkmaz

bir sokakta kaybolduğunda yol gösterecek olan babadır. Babanın acımasız bir avcı veya beyaz

atlı bir prens olmasından bağımsızdır bu bağ. Masumdur ve hep masum kalacaktır. Bundandır

ki kız çocuğunun hayatı boyunca koşulsuz seveceği ve uğruna masallarını feda edeceği tek

erkek babadır. Kız çocuğu ise babanın ihlal edilemez tüm sınırlarına ve sarsılmaz tüm

kurallarına bir darbedir ve bu darbe bir babanın hayatında başına gelebilecek en güzel şeydir.

Benim masalımda ise baba beyaz atlı olmasa da daima bir prenstir. Babam bana her

ikisini de öğrettiğindendir ki kendi küllerimden yaktığım ateşle ısındığım günler de olmuştur,kıymıklı bir çırayı bilemeye çalıştığım günler de. Dindirmeye çalıştığı öfkesi bazen

sıçramıştır bana ve dik durmayı öğretmiştir. Yonttuğu köşeleri ilhamım olmuştur ve

sınırlarımı çizmişimdir. Sevgimle beslediği ruhu ise beni hep iyiliğe, umuda inandırmıştır.

Yaratılışımdandır ki sana sesleniyorum baba: “Kendinde eksik gördüğün ne varsa seni oradan

öpüp kokluyorum, kusurun sandığın her şeye kollarımı açıyor ve sarılıyorum. Ömrüm vefa

ettikçe sana sevgim koşulsuz ve masallarım fedadır.”

Eslem Uyar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.