KATARSİS

“Ne dersiniz sizce de bir zamanda bulabilecek miyiz, çirkin ve güzel ifadelerin derininde yatan soğuk tarafını?”

  (Bu yazının okunma süresi yaklaşık 4 dakikadır.)

  Derhal konuşmalı ve yüzleşmeli. Bir dağın yamacında. Kısmadan gözlerimizi ufuktaki ışığa. Sadece kendi göz bebeğimizin içinin içine bakarken ve akarken zaman. Bu kez pek anlaşılmayacak gibiyim. Afili sözlerle ve karmakarışık olan her duyguyla, katarsis.

  “Anlaşılmak gibi bir niyetim yoktu elbet. Anlamayacaksınız. Ne söylesem de ne istiyorsanız, bana hangi cümleyi yakıştırdıysanız, onu bana kaftan olarak biçeceksiniz zaten.”  Ancak bazen yüzleşmeli, bilmeli ve kaçmamalısınız. Ne yaşadıysanız, neyi sindiremediyseniz hayatta kaçmayacaksınız. Her daim kendinize anlaşılmayı beklenmeyen bir yamaç belirleyeceksiniz. Bakacaksınız. Sadece bakacaksınız ufuktaki ışığa.

   Bazen geceleri günün tükendiği saatlerde, gece vakti bu yıldızlardan inen tereddütle –ki ne dehşetli bir tereddüttür kim bilir?- ve gizemin ardı ardınca devam ettiği etkisinde kalmış bir ben olarak yüzleşeceksiniz. Teker teker hatırınıza gelen anılar sizi kaçışı olmadan durdurak bilmeyen sorular eşliğinde anlamlandıracak. Ya da siz hiç anlamamaya ant içeceksiniz.  Her yüzleşmede, kaygıda ve karanlıkta kendinizi bir bulmaca gibi tamamlayacaksınız. Bu nasıl kara, zor bir bulmaca!

   Yüzleşeceksiniz bir sabah daha. Sebebi yokken uçmak bulutlarda. Umdunuz, neşeniz sizinle daimi yoldaş olacak. Kaygılı olmanın vefasız tarafının ne olduğuyla apaçık yüzleşmiş olacaksınız zaten. Kaybetmekten korkmayacak ve ellerinizi havaya kaldıracaksınız. Ben yaşıyorum ya, her şeye rağmen!

   Gün devam edecekse sabahtan kalma, karanlıkta ya da aydınlıkta kesin olmayan her durakta. Duracaksınız. Ve daha çok düşüneceksiniz. Beklediniz, beklediniz, beklediniz… Bulamadınız bir türlü o zor bilmeceyi. Bir sabah ve bir akşam daha.  Günler geçecek ve bilinmeyen, bilinmeyenin gizeminde kaybolup gidecek.

   Devam edelim ne demek istediğimizi kapatarak ifadelerimizle. Üstünü örtelim başka zamanlarda açığa çıksın katarsis ve sen. Yeniden başlayalım hayata. Bir tiyatro sahnesinde trajik bir olay olmadan. Rol yapmadan, sahiden.  Bizden razı olan her duyguya alışmış bir vaziyette kalalım. Dibine vuralım ve insanlara bakalım. Sonra bir zaman anlaşacağız, hepimiz bir dağın yamacında. Bulacağız o karanlığın çirkin ifadesini. Bu kez başaracağız yüzleşmeyle. Ne dersiniz sizce de bir zamanda bulabilecek miyiz, çirkin ve güzel ifadelerin derininde yatan soğuk tarafını?

   Şayet çocukluktan kalmaysanız saf halin sarhoşluğunda. Anlaşıldığın oyunda tabuları tek tek yıktığın bir zamanda. Çıkarları çıkaralım. Herkes bildiği neyse sunsun ortaya. Silahsız ve savunmasız. Bir kez daha ezberi tekrar etmeden yüzleşelim. Öyle olduğunu bilerek. Yaşım yirmi bir demeden. Yüzleşme öyleyse, ıskalamayalım bu kez karanlığı, acı tarafını. Değilsek, yeniden umutla ve neşeyle özgürlüğün galip gelişini seyredelim. Yormayalım, zaman kaybetmeyelim. Anlaşılmamanın yakıcı tarafı katarsisten gelmesin, rica edelim ondan.Diyebileceksek eğer son sözlerimizi:

“Vurgun farkında olmadan ben. Zaman neyi gösterir bilemem. Öğrendim zira gerçekse eğer. Uçurumdan, dağdan ve yamaçtan. Ama en çok da çocukluğumdan. Zaman neyi gösterir bilmem. Dönüyorsa dünya şayet, son günümmüş gibi yaşarım sahiden.”

Yazar: Hayrunnisa Turan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.