Zihnimdeki Koku ve Bir Parça Umut

"Sil gözlerindeki yaşı. Öğren bir parça umutla yaşamayı. Belki de Tanrı sen yaşayabil diye göndermiştir o umut parçasını."

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)

Bir parfüm kokusu canlandırabilir mi unuttuğumu unuttuğum anılarımı? 

Güneşi tam olarak ensemde hissettiğim bir cumartesi günüydü. Hafta sonu tatilimi fırsat bilip alışveriş yapmak amacıyla çarşıda geziniyordum. Bir parfümerinin önünden geçerken burnuma tanıdık bir koku geldi. Aniden durdum. Bu kokuyu bir yerden hatırlıyordum. Bu koku gençlik yıllarında annemin kullandığı parfümün kokusuydu. Yanımdan insanlar gelip geçiyordu ama ben kaldırımın ortasında dikilmiş bir şekilde kokunun zihnimdeki kaynağını arıyordum. Sonra bir anda kendimi geçmişin kollarında buldum. 

Belki beş ya da altı yaşında bir çocuktum. Akşam vakti, okuldan yeni alınmış, koskocaman bir gülümsemeyle birinin elinden tutmuş, eve doğru yürüyordum. Elimi tutan kişi annemdi. Görüntü varla yok arasındaydı ama kokusu yıllar geçse bile hafızamdan silinmemişti. Elimi tutan kişinin annem olduğunu kokusundan anlamıştım. Açıkça nasıl tarif edebilirim bilemiyorum ama tek kelimeyle tasvir etmemi isteseydiniz bu kelime kesinlikle ilkbahar olurdu. 

İlkbahar… Çiçeklerin açtığı, soğuk ile sıcak havanın dans ettiği, kış aylarından sonra insanların nefeslerine derin bir rahatlamanın geldiği o mevsim… Annem de aynı ilkbahar gibi kokuyordu. Bu koku bana huzur veriyordu.

Bir anda kolumdaki acının etkisiyle zihnimin derinliklerinden ayrılmak zorunda kaldım. Kaldırımın ortasında kalakaldığım için muhtemelen yanımdan geçen insanlardan biri koluma çarpmıştı. Bu da beni daldığım anılarımın içerisinden çıkartmıştı ancak ben anılarıma geri dönmek istiyordum. Mutlu olduğum anılarıma… 

Aniden aklıma gelen fikirle parfümeriye girdim. Karar vermiştim. Bir parfüm alacaktım fakat bu defa aldığım parfümün kokusu bana annemle olan mutlu anılarımı değil de babamla olan mutlu anılarımı gösterecekti. Ben o gün, o parfümeride ne yazık ki aradığım o kokuyu bulamadım. Her türden kokuyu denedim. Kokular birbirine karışmasın diye her kokudan sonra kahve bile kokladım ama benimki nafile bir çabaydı çünkü ben olmayanı arıyordum. 

Elim boş bir hâlde parfümeriden çıktım. O sokak senin bu sokak benim avare avare yürümeye başladım. Nereye gittiğimi bilmeden kaç saat dolandım bilmiyorum. En son denizin kenarındaki banklardan birine oturdum. Düşünmeye başladım.

Annemle mutlu anılarım vardı oysaki babamla da mutlu anılarım vardı. O zaman neden bir koku bende annemle olan mutlu anılarımı canlandırabiliyordu da babamla olan mutlu anılarımı canlandıramıyordu? Bu sorunun aklıma gelen yalnızca bir cevabı vardı. Kötü anılarım iyi anılarımı yok etmişti. Nihayetinde bu dünyada her şey zıttıyla vardı. Beyazın siyahla, gülmenin ağlamakla, sıcağın soğukla var olduğu gibi iyi de kötüyle birlikte var oluyordu. Bu bir dengeydi. Demek ki benim anı terazimin dengesi bozulmuştu. Kötü anılarım ağır gelince iyi anılarım yok olmuştu. 

Sonra ne mi oldu? O parfümerinin önünden her geçtiğimde durup derince kokladım havayı. Belki bir umut hatırlatır diye babamla olan mutlu anılarımı. 

Biliyorum. Umudun bir oyunu bu. Umut ya bu… Gelir, içine yerleşir. Sen farkında bile değilsindir gidene kadar. Bir ekmek kırıntısı kadar içinde kalmaz sanırsın gittiğinde ama o hep bir parçasını bırakır terk ederken bile. En zoru da elinde kalan bir parça umutla yaşamaktır. Sil gözlerindeki yaşı. Öğren bir parça umutla yaşamayı. Belki de Tanrı sen yaşayabil diye göndermiştir o umut parçasını.

Kübra Fatma Demir

https://pin.it/7LfmiUsIE

                                                                                                               

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.