Uçurum ve Travma Üzerine

"Ve eğer bir uçuruma uzun süre bakacaksanız uçurumda kendinize ait parçalara tanıklık edeceksiniz."

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)

“Canavarlarla savaşan kişi, bu sayede bir canavara dönüşmemeye dikkat etmelidir ve eğer bir uçuruma uzun süre bakarsanız uçurum da size bakar.”

Akıl sağlığı çalışanlarının yaptığı şeylerin en onurlusu da bu. Canavar olarak tabir edilebilecek olan kötücül, istilacı ve baskın şekilde insanı adeta ezip tüketen düşüncelerle savaşırken bizler de o düşüncelerin etkisi altına girmemeye dikkat etmeliyiz. Bu düşüncelerin cüret aldığı şey kişide ne kadar olumsuzluğa yol açtığıdır ve bunları küçültebilecek potansiyeldeki iyileştirici, geliştirici ve irademizin karşı koyup koymayacağı konusunda şüpheye düşmemize neden olmayan düşüncelerle savaş içerisindedir. Bu savaş içerisinde akıl sağlığı çalışanları için canavarlarla yüzleşmek, canavara dönüşme riskini de beraberinde taşır.

Çünkü ikincil travmalara maruz kalan kişi, travmayı yaşayan kişinin etkisinden çıkamayabilir; adeta travmayı kendisi deneyimleyip de etkisinden çıkamamış gibi. Onlar hayatlara dokunup insanların iyilik potansiyelini ortaya çıkarmakla o kadar çok uğraşırlar ki zamanla kendi içindeki bilgeyi beslemek yerine duygularını tüketen bir kara deliği beslemek gibi bir risk taşıyabilirler. 

Bir akıl sağlığı çalışanı, insana insanca yaklaşabilmeyi öğrenirken yapması gereken ilk şey “insanca” nedir diye sormaktır. Sorunun köküne inersek insanın hep potansiyeli yüksek bir varlık olduğu söylenmektedir. Bu potansiyel insan zihninde iki şekilde vuku bulur: Kötülük potansiyeli, insanın benliğini tüketen ve kontrol edilemeyen güçlerin tezahürüdür; iyilik potansiyeli ise insanın yaşamını onaylayan ve kolaylaştıran bir yaratıcı güç kaynağıdır. Bu iki potansiyel de insanda mevcuttur ve birbirlerine karşı herhangi bir üstünlükleri bulunmamaktadır. Tadılan tüm acıların ve zihindeki kaotik yapılanmaların insanı kötüye çekeceği konusu bir kesinlik taşımamaktadır, bununla beraber bazı durumlar kaçınılmaz gibi gözükse de onlara karşı bakış açımız ve dolayısıyla etkilerini içimizde ne şekilde yaşadığımız dönüşüme açık bir konudur. Psikologlar ve terapistler bu dönüşüm yolculuğunda kişilerin içsel çatışmalarıyla başa çıkmasına yardımcı olurlar. Aynı zamanda ikincil travmatik stres yüzünden içselleştirilen çatışmalarla baş başa kalma riskiyle de karşılaşabilirler. 

İnsanın özünde sosyal bir varlık olması kişiler arası olumlu ve olumsuz paylaşımlar ve etkilenmelerde bulunmasını gerektirir, bu genel yasa akıl sağlığı çalışanlarını da kapsar. Bariz olan fark ise onların sorumluluğu hem danışanlarına hem de kendilerine karşıdır. Psikologlar ve terapistler, danışanlarının kötülük potansiyelini yönetmelerine ve olumsuz duygularını dönüştürmelerine yardımcı olurken karşısındakinin acısını hisseden ama içselleştirmeyen bir bakış açısı sergilemelidir. Danışanlarının travmalarına tanıklık ederek onlara yol gösterirken kendi düşünce ve duygularını da gözlemlemelilerdir. Ayrıca danışanlarının yaşadığı karanlık deneyimlere tanıklık ederken kendi içsel güçlerini ve potansiyellerini de ortaya çıkarabilirler. Ortak bir travmada takılı kalınabildiği gibi, travma sonrasında danışan nasıl bir büyüme gösteriyorsa danışma hizmetini veren kişide de aynı durum gözlenebilmektedir. 

Ve eğer bir uçuruma uzun süre bakacaksanız uçurumda kendinize ait parçalara tanıklık edeceksiniz.

Batuhan Şengün

Yapay Zeka tarafından oluşturuldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.