Şanssız Aşk Çocuğu Sokrates

Yunan düşünür (bugün filozof diyoruz, düşünmek büyük bir yetenek olduğu için), küçük ve kalkık burunlu, kısa hatta bodur denilecek kadar kısa boylu, gözleri fıldır fıldır dönen adam “Sokrates”. Felsefenin kurucusu olarak bir çok kaynakta ismi geçer, uzun bir süre işsizdir. Heykeltıraş babasının küçük işini sürdürmekten bile aciz durumdadır. Uzun süre işsiz kalmasının yanında uzun süre bekar bir hayat yaşadı, ellili yaşlarında evlendiği bilinir. Başından iki evlilik geçmiş lakin ikisi de oldukça sorunlu. Biri kocası savaşta ölen dul, diğeri ise hırçın Xanthippe… Öyle biriydi ki dönemin kadınlarının itaatkarlığına tamamen ters, Sokrates’i yolun ortasında aşağılayan, Sokrates’ten kırk yıl daha genç, oldukça ateşli biri. Shakespeare “The Taming of the Shrew” adlı eserinde Xanthippe’i lanetli ve hırçın olarak ele almış. Böylesine kanın da lanet akan kadın. Fikirlerine saygı duyduğum ama aşk hayatından kesinlikle uzak durduğum ve sizlerin de uzak durmasını kesinlikle önerdiğim adamdır. Sokrates: “Ne olursa olsun evlenin! İyi bir karınız olursa mutlu olursunuz, kötü bir karınız olursa filozof.” diyerek filozof olmasının nedenini pat diye önümüze sermiş aslında. Ben kesinlikle felsefe kitabı yazamam o yüzden bu tarz denemeler ile kendimi avutuyorum. Birtakım düşünceleri soyutlamalarla savunmak, fikirlerin zor karmaşık olduğunu söyleyenleri taklit etmek. Beni oldukça aşıyor, üşengecim. Kalem düşüyor elimden, düşerken ruhum çıkıyor bedenimden, kaleme alamadığım bir çok düşünceyi ruhumla birlikte yaşıyorum, beynimin sınırlarını zorlasa da zamanla alışıyorum. Felsefe yapabilirim ama yazmadan. Felsefenin kurucusuna Sokrates dediğimize göre, felsefenin hapishane de doğduğunu da bilmek farz oldu. On beş yaşından küçük çocuklarla düşüp kalkan hatta Phaidon’u bilirsiniz, Sokrates’in küçük kölesi. Küçük çocukları baştan çıkarma nedeni ile otuz gün hapsedilen Sokrates daha sonralar da verilen ölüm cezası ile infaz edildi. Bunun tek nedeni küçük çocuklar ile ilgili değildir. İthal tanrı üretmesi bunlardan biriydi. İnfaz edilirken bile oldukça komik ve bir nevi enteresan diyebileceğimiz olaylar yaşanmış. Mesela, Kriton’a “Asklepios’a horoz kurban etmeyi unutma.”  Phaidon’a şehvetle bakarak “Görünüşe göre insan acıya ne kadar yakın olursa o kadar zevk duyuyor.” Tarzında cümleler kurarak celladın “Sen biraz delisin galiba!” tepkisini duyması oldukça normal karşılanabilir. İnfazı zehirli bir içki ile yapılmıştır. İnfaz edilmeden önce dostları, yöneticiye, cellada, kat görevlilerine rüşvet vererek kapıları açtırmıştır ama ihtiyar Sokrates bunun üzerine “Altmış dokuz yaşındayım, iyi yaşadım, ölüm gelip beni alabilir. Zayıflayan gözlerimden, düşen dişlerimden, dışkı lekeriyle dolu güzel togamdan kurtulmuş olurum. Kalıyorum.” Diyerek konuyu kapatmıştır. Peki neden Sokrates? Toplumsal normlar doğrultusunda yaşadığımız bu ülkenin toprakları üzerinde bir “sübyancının” fikirlerini ders olarak anlatmayı bırak, ismini bile bilmememiz gerekir. Bunu da devletin üst kademesinde olup da bilgi bakımdan alt seviyesinde  olanlara bağlamak olması en muhtemel sonuçtur. Bu arada teşekkürler be. Entelektüeller ve filozoflardan nefret ettiği ve en önemli mesele susmasını bilmek olduğu halde boş konuşmayı çok seven değersiz insanları gülünç duruma düşürmekten oldukça büyük bir zevk alıyor. Şimdi işsiz, iki başarısız evlilik geçirmiş, sübyancı olup felsefeyi kuran adam olmak vardı. Felsefe kafelerine,  felsefe festivallerine  rahat ve fiyakalı bütün son moda gösterilere sızmaya çalışma, ben denedim oldukça felsefeden uzak. Ezber seven felsefe istiyorsan buralar tam olarak sana göre hatta benim yazamadığım felsefe kitabını çok rahat yazabilirsin. Mutluluğa ulaşmak; ayarları bozulan pazarların laçka reformistler tarafından eleştirilmesi; etiğe başvuru; dinlerin ahlaki değeri; yaşam sanatı olarak bilgelik ve bu türden enayilikler her zaman öyle ya da böyle boktan bir hal alır. Eline mikrofon alıp “felsefe yaptığını” iddia eden canlı, senin düşmanındır. Bohem, içinden çıkılamayacak sorular vs. ile uğraşan bir tip değildir. Burjuvalar, felsefeyi savunur çünkü; farklılığı savunmaya hazırdır ama görmekten korkarlar. Platon’un gençlik diyaloglarını, Rossetti’nin Sokrates’in makro-retoriği üstüne kitabını ve Schopehauer’ın Haklı Çıkma Sanatı kitabını okuyarak kendine yardımcı olabilirsin, boş beleş felsefe kafelerinde takılmaktansa. Bugün ancak küçük sevimli kadın avcılarından oluşan ürkek sürüye katılımı sağlıyor tatlı diliyle, felsefe artık nadiren varoluşa karşı vahşet kuşanmak için yapılıyor. Fingirdeklerin : ) trendi tiplerin felsefeye el koyması Sokrates’in ruhuna zeval vermiyordur umarım.

YAZAR: Büşra DOĞMUŞ

Şanssız Aşk Çocuğu Sokrates” için bir yorum

  • 5 Aralık 2018 tarihinde, saat 23:17
    Permalink

    Gün geçmiyor ki haddini bilmez bir sığ düşünceli bireyle karşılamayalım. İdrakini zehirleyen kirli ve cinsiyetçi eril diliyle zehir saçan, muhtemelen felsefe derslerinden de düşük not alarak ya da ezber yapıp da bir şey öğrenemeden geçmiş bir zat-ı muhteremle karşı karşıyayız

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir