Sahte Anılar

Hatırlamak konusunda ne kadar iyisiniz? Dün yediği yemeği bile unutanlardan mısınız yoksa çoğu şeyi hatırlamak sizin için işten bile sayılmaz mı? Peki hatırladıklarınızdan ne kadar eminsiniz? Ya da şöyle sorayım, bazı hatırladıklarınız aslında hiç yaşanmamış olan “sahte anılar”ınız olabilir mi?

Elizabeth Loftus uzun yıllardır “hafıza”yla ilgili çalışmalar yapan bir psikolog. Yalnız çoğumuzun düşündüğünün aksine, “unuttuklarımızla” değil, “hatırladıklarımızla” daha çok ilgileniyor (Loftus, 2013). Bence bu araştırmalarının içinde oldukça dikkat çeken kavramlardan birisi de “false memory” yani “sahte hafıza” kavramı.

Sahte anılar, genellikle gerçek anılar ve başkalarından alınan telkinlerin birleştirilmesiyle oluşur (Loftus, 1997). Örneğin baba ve dedeyle sahile yapılan mutlu bir gezi anısı yakın biri tarafından verilen telkinlerle kişinin kaybolduğu ya da korktuğu bir anı şeklinde bozulabilir. Sahte anılar, gerçekten olup olmaması fark etmeksizin bir şekilde kişiye hayal ettirilebilir (Loftus, 1997). Elizabeth Loftus, hafızamızın yapılandırıcı ve yeniden kurgulayıcı olduğunu söyler ve hafızayı bir Wikipedia sayfasına benzetir. Oraya girip yazılanları değiştirebilirsiniz ama bunu başkaları da yapabilir (Loftus, 2013).

Loftus ve Palmer, 1974’te kullanılan dilin, görgü tanıklığı üzerindeki etkisini araştıran bir çalışma yapıyor. Bu çalışmada, insanlara araba kazalarını içeren kayıtlar izletiyorlar ve aracın hızını farklı soru şekilleri kullanarak soruyorlar (McLeod, 2010). Bir gruptan arabalar parçalandığındaki (smashed) hızını tahmin etmelerini isterken, diğer bir gruptan arabalar çarpıştığındaki (collided) hızını tahmin etmelerini, bir diğerinden arabalar birbirine vurduğundaki (hit) hızını tahmin etmelerini istiyor ve bu şekilde farklı soru kelimeleri kullanıyor. Ve fark ediyorlar ki kullanılan kelimelere göre tahmin edilen hız değişiyor. Örneğin “smashed” kelimesiyle soru sorulan grup, “hit” kelimesiyle soru sorulan gruba göre arabaları daha hızlı buluyor (McLeod, 2010).

Ne yazık ki false memory’nin etkisi yalnızca deneylerde ortaya çıkmıyor. Steve Titus, 31 yaşında ve Seattle’da yaşayan bir restoran müdürü. Nişanlısıyla evlenme planları yapıyor ve hayatının aşkı olduğunu düşünüyor. Bir akşam nişanlısıyla birlikte akşam yemeğinden eve dönerken, arabaları polisler tarafından çevriliyor ve Steve Titus’ın arabasının o akşam kadın bir otostopçuya tecavüz eden bir adamın arabasına benzediği ve Titus’ın da tecavüz eden adama benzediği söyleniyor. Bunun üzerine polis fotoğrafını çekip zanlı teşhis odasına koyuyor ve tecavüz mağduru kadın Titus’ın fotoğrafının tecavüzcüye oldukça benzediğini söylüyor. Ve Steve Titus tecavüzle suçlanıyor. Tecavüz mağduru kürsüye gelerek, “tecavüzcünün bu adam olduğuna kesinlikle eminim” diyor ama Titus, ailesi ve nişanlısı masum olduğu konusunda itiraz ediyorlar (Loftus, 2013). Buna rağmen Titus cezaevine götürülüyor. Aklına yerel gazeteden yardım istemek gelen Titus, bu konuyla ilgilenen bir gazeteci tarafından gerçek suçlunun bulunmasıyla ve adamın suçunu itiraf etmesiyle aklanıyor ve hapishaneden çıkıyor. Ama Titus, bu yılı kötü geçen bir yıl olarak kabul etmekte zorlanıyor çünkü işini kaybediyor, nişanlısından ayrılıyor ve tüm birikimini kaybediyor. Ve buna sebep olanlara dava açmaya karar veriyor. Elizabeth Loftus da tam bu yerinde davaya dahil oluyor ve tecavüz mağdurunun nasıl oluyor da “bu adam tecavüzcüye çok benzer” demek yerine “kesinlikle bu adam olduğuna eminim” dediğini araştırıyor. Titus ise, henüz 35 yaşındayken stres kaynaklı bir kalp kriziyle kendi açtığı davadan birkaç gün önce hayatını kaybediyor (Loftus, 2013).

Maalesef Elizabeth Loftus’un 2013’te yaptığı TED konuşmasında da bahsettiği gibi, görgü tanıklığında “sahte hafıza”nın etkisine rastladığımız oldukça fazla örnek de mevcut.

Mine Mısırlısoy ve Suzan Ceylan’ın (2014) “Olay Sonrası Yanlış Bilgi Paradigması: Yaşlanma ve Stresin Etkisi” makalesinden okuduğum üzere günümüzde ise araştırmacılar telkinin etkisiyle yanlış hatırlamanın altında yatan sebepleri araştırmaya yönelmiştir. Bu konudaki en kapsamlı açıklamanın, “kaynak atfetme hatası” olduğuna dair önemli bulgular vardır. Bu hataya göre; olayın olduğu sırada edinilen bellekle, olaydan sonra edinilen belleğin birbirine karıştırılması sonucu kişiler telkin edilen olaya dair yanlış belleğe sahip olurlar (Chambers ve Zaragoza, 2001).

Bu okuduklarınızdan sonra, sizce hafızanız hala yeterince güvenilir mi? Eminim ki çok iyi hatırladığımız şeylerden bile şüpheye düşenlerimiz olmuştur. Çünkü bence de, hafıza Elizabeth Loftus’un da söylediği gibi bir Wikipedia sayfasına benziyor. Biz o bilgileri değiştirebiliriz ama dahası bunu başka birisi de yapabilir.

YAZAR: Didem KATIRCILAR

KAYNAKÇA:

Mısırlısoy, M., & Ceylan, S. (2014). Olay sonrası yanlış bilgi paradigması: yaşlanma ve stresin etkisi. Türk Psikolojik Yazılar Dergisi, 17(33):60-73. Retrieved from: http://www.turkpsikolojiyazilari.com/PDF/TPY/33/05.pdf

McLeod, S. (2010). Loftus and Palmer. Retrieved from: https://www.simplypsychology.org/loftus-palmer.html

Loftus, E. (2013). Elizabeth Loftus: Hafızanın Kurgusu [Video File]. Retrieved from: https://www.ted.com/talks/elizabeth_loftus_the_fiction_of_memory?language=tr#t-2629

 

Sahte Anılar” için bir yorum

  • 21 Aralık 2017 tarihinde, saat 10:20
    Permalink

    TPÖCG Gurubunun yazılarını büyük bir ilgi ile takip ediyorum. Didem hanım yazılarınızı ve akıcılıgını çok beğeniyorum ve tanıdığım herkese mutlaka okumalarını öneriyorum. Bir sonraki konuyu merakla bekliyor esenlikler diliyorum.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.