Aşkın Öteki Yüzü

Günümüz ilişkilerinde şiddet denilince akla ilk olarak fiziksel şiddet gelse de, bu işin bir de duygusal şiddet boyutu var. Eğer küçümsenme, zorlanma, manipule etme gibi birçok olumsuz davranışın olduğu, üzerinizde sanki partnerinizin hakimiyeti varmış gibi hissettiğiniz bir ilişkinin içindeyseniz, siz de duygusal şiddete maruz kalıyor olabilirsiniz.

Psikolojinize ağır hasarlar verme ihtimali çok yüksek olan duygusal şiddet, çoğu zaman fark edilmiyor bile. Bunun sebebi ise yanlış kodlamalardan kaynaklanıyor. ‘‘Beni seviyor çünkü beni kıskanıyor, beni kısıtlıyorsa demek ki bana değer veriyor.” cümlelerini birçok defa duydunuz, belki de kullandınız. Çünkü ilişkilerde kıskançlık, kısıtlama, bir tarafın diğerine koşulsuz şartsız itaat etmesi maalesef bizler için sevgi belirtisi, sahiplenme şekli olarak masumane bir şekilde karşılanmakta. Oysa sağlıklı ve iki tarafın da birbirine saygı duyduğu ilişkilerde partnerin özgüvenini, kendisine saygısını zedeleyici bu tarz hareketler bulunmamalıdır. Değer verdiğin birini korumak demek, onun dışarı çıkmasına ya da makyaj yapmasına izin vermemek demek değildir.

Bir insanın belki farkında bile olmadan size uyguladığı bu şiddetin, bilinçaltında birçok sebebi olabilir fakat bunun en temel nedenleri kişinin kendisiyle iç barışıklığa sahip olmaması, düşük özgüven ve kaybetme korkusudur. Sizin dış dünyayla bağlantınızı minimuma indirerek, çevreden etkilenme ve bilinçlenme ihtimalinizi olabildiğince azaltmak isterler. Dikkat çekmenizden, takdir edilmenizden hoşlanmazlar çünkü o zaman kendisini bırakabileceğinizi düşünürler. Eğer işler istediği gibi gitmezse, sizi kontrol altında tutamazsa önce hakaretler devreye girer ve size kurduğu cümlelerle, kendinize saygınızı içten içe azaltır. Bu sayede hayallerinizi, hedeflerinizi küçültmenizi sağlarlar. Amaç ona bağımlı olmanız, onun sınırları içinde yaşamanızdır.

Bunlara rağmen manipule olmayıp bu duruma karşı koymak istemeniz durumunda ise duygularınızı görmezden gelir, aşırı duygusal olduğunuzu ya da yanlış düşündüğünüzü eğer sizi sevmese bunların hiçbirini yapmayacağını dile getirir. Zaten çoğu konuda yetersiz olduğunuzu düşündüğünü ve kendisinin sizin için en iyi olanı bildiğini, sadece problem çıkardığınızı söyler. Böyle bir tavırla karşılaştığınızda büyük ihtimal duygusal şiddet görmediğinizi, onun sevgisinden böyle davrandığını ve bunun kötü bir şey olmadığını düşüneceksiniz. Hatta ondan şüphelendiğiniz için kendinizi suçlayacaksınız. Bu durumun böyle bir bahaneyle kapatılması ve gizlenmesi ise sizin psikolojik olarak çöküşünüzün ufak bir başlangıcı olacaktır.

Bir süre sonra size destek olmak yerine, her hatanızı yüzünüze vurmaya başlar. “Bu hayatta neyi başardın ki, bunu da becerebilmeni beklemiyordum zaten.” içerikli güveninizi zedeleyen söylemlerde bulunabilir. Ailenizle geçirdiğiniz vakit bile onu rahatsız etmeye yeter, tek ilgi odağı kendisi olmalıdır. Kırıldığınızı, rahatsız olduğunuzu belirtmenize fırsat tanımaz çünkü ya zaten bunu diyemeyeceğiniz kadar kontrol altındasınızdır ya da belirttiğinizde alıngan, çocuk gibi davranan biri olarak görüleceğinizi bildiğinizden susmayı tercih edersiniz. Bir süre sonra bu hayattaki amaçlarını unutmuş, kendini mutsuz hisseden ve psikolojik olarak onsuz ayakta duramayacak birine dönüşmeye başlarsınız. Onun sayesinde varsınızdır, çünkü ondan önce nasıl biri olduğunuzu unutturmuştur size.

İnsanlar bu hayatta duygusal bağlarını kendilerini rahatsız hissetmek, saygısını kaybetmek ya da birini kontrol etmek için kurmazlar. Karşılıklı sevgi ve saygıyla bir hayatı paylaşmak, birbirlerine destek olmak ve daha iyi hissetmek için kurarlar. Muhtemelen böyle bir ilişki içinde olsanız ve bu yazıyı okusanız dahi hala “seni sevmesem neden böyle davranayım”larla süslenmiş ilişkinizde bunu yaşadığınızdan emin olamayacaksınız, çünkü bu fiziksel şiddet gibi aynaya baktığınızda yüzleşebileceğiniz değil, ruhunuza baktığınızda yüzleşebileceğiniz bir gerçektir. Kendinize dürüst olmaktan, iç sesinizle konuşmaktan, ruhunuza bakıp gerçeklerle yüzleşmekten çekinmeyin. Mutsuz hissettiğiniz bir ilişkiyi zincirlerinizi sürüyerek yaşamaktansa, bir süre acı çekseniz dahi kendiniz olabildiğiniz bir yalnızlığı tercih edebilirsiniz. Kimseye muhtaç değilsiniz, yaralı ruhlarla dolaşmak zorunda değilsiniz. Size iyi gelmeyen birini hayatınızdan çıkarabilmek ona ve verdiğiniz emeklere bir ihanet değildir. Kendinize, ruhunuza ve psikolojinize duyduğunuz saygıdır.

YAZAR: Nisan KAYSERİLİ

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir