Sahi

"Parmak uçlarımla toprağı buluşturduğum vakit, kozamdan çıktığım vakitmiş. Lal olduğum ne varsa toprak beni bülbüle çevirirmiş."

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)

Kendimde açarım gözlerimi ve kendiliğinden kaparım kendim gibi. Sahi bilir miyim kendimden ötesini, kendimden berisini. Gün olur uyanır göğe bakarım, gün olur eğilir yeri yakarım. Bilmem ne çıkacak karşıma; neye boyun eğeceğim, neye göğüs gereceğim. Bilmem benden yana mıdır bu dünya yoksa karşımda mıdır tümüyle?

Bazen doğan güneşi umuda yorarım; çiçek açar içim. Herkesi kendim sanar, inanırım. Yollar, dağlar aşılır gözüme; ayağıma taş değse aldırmaz koşarım. Alnımdan akan ter umudadır, gözümden akan yaş mutluluğa… Pusulam sevgidir, daima doğruyu gösterir. Geçmişim, badirelerine rağmen iyi hatırladığım bir zaman dilimidir. Gelecek beni heyecanlandırır, küçük küçük neşeden tozlar serper yüreğime. Ne varsa iyileştirmek isterim gücüm el verdiğince çehremdeki gülümsememle. Sıradan günlerde kulak asmadığım kuş cıvıltıları, birer şiirmiş aslında. Bana ahenk fısıldıyorlarmış. Her birinin bir derdi varmış ve anlaşıldıkları yerde kanat çırpıyorlarmış. Yine sıradan günlerde aldırış etmediğim zambaklar, beni huzura davet eder gibi kokuyorlarmış. Her bir yaprağın kokusu, burnumdan zihnime işleyen valsa eşlik ediyormuş. Sıradan günlerde beni maziye götürüp kedere sürükleyen bu vals, pusulamın sevgi olduğu günlerde bana dizimin dibindeki bahçeleri hatırlatıyormuş. Toprak, parmak uçlarımı çağırıyormuş da bihabermişim. Parmak uçlarımla toprağı buluşturduğum vakit, kozamdan çıktığım vakitmiş. Lal olduğum ne varsa toprak beni bülbüle çevirirmiş.

Eğilip yeri yaktığım günler ise omuzlarım ağırlaşır, gözlerim bitap düşer. Yüreğimi kavurur yüklerim ve isyan ederim. Renklerin bir anlamı yoktur bana güneşi getirmediklerinden. Sesleri duymaz kulaklarım istediklerimi söylemediklerinden. Zambaklar sarhoş eder beni, allak bullak olur aklım. Beni istediğim yerde hissettiremediklerinden… Parmak uçlarım sızlar, ateş olur, kül eder toprağı. Toprağın benden alıp götürdükleri yüzünden… Çıkış yolu nerededir bu buhrandan, yok mudur bir pencere perdesini aralayıp göğe bakabileceğim, diye arar dururum. Ta ki güneş yeniden doğup bana pusulamı anımsatana kadar…

Eslem Uyar

https://pin.it/1C8KH0uxg

1 Comment

Add Yours

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.