Olağan Frustrasyonlar Ve Kayıp Cennet

İnsanın ilk engelleriyle karşılaşmasıyla birlikte birincil narsisistik dönemden çıkışı hız kazanır. Yalnız bu dönemden çıkış çok sancılı ve sarsıcı bir hal alır. Ego bu durumla yansıtma ve yansıtmalı özdeşim gibi ilkel savunma mekanizmalarla başa çıkmaya çalışır. Freud bu durum için ‘’Bu çabanın, zamanla, egoyu olgunlaştıran ve geliştiren, onun kültürel bir özne haline gelmesini sağlayan temel dinamik halini aldığı ima edilir.’’ der. Peki özne bu çabaları ilk narsisistik halini unuttu mu? Veya tek gerçekliğin kendisi olduğu sadece acıkması, susaması, üşümesi gibi durumların bebek için önemli olduğu bu dönem önce geldiği tanrı olduğu yeri, anne karnını unuttu mu? Eğer unuttuysa bunca insanlık dışı çaba bunca devrim, bütün bu gelişmeler, savaşlar, yaşanan onca katliam, bunca kör inanış neden? İşte insan kendinin en özel en rahat olduğu zamanı unutmadı. Daha doğrusu unutamadı.

Anne karnında yaşanan tanrımsı durumdan sonra, doğum insan için tam bir travma ve kaotik bir olaydır. Cennetten, ait olduğu yerden koparılıp sürgün olduğu iç ve dış uyaranlara anlam veremeyip tehdit ve korkutucu olarak anlandırdığı dünyaya gelmiştir. Bu miti bir çok dinde ya da antik yunan yahut diğer kültürlerin efsanelerinde görürsünüz. Ve çoğunda tema aynıdır. Açlığın, susuzluğun, içinizi kemiren düşüncelerin, geleceğinizin belirsiz olmasından dolayı içinizi sıkan o korkunç duyguların olmadığı yer. Bütün bu gayret, insanın kendi kabına sığmayıp dağları, gökyüzünü aşması, varoluşsal gayesini geçip diğer hayvanları kendine köle edinmesi bunca hırs, bunca zulüm ve insanın insana bunca entrikası ya da iyiliği, inançlarınız ve yaşamlarınız hepsi kayıp cennete veya anne karnı huzuruna kavuşmak için. Ve insan kendi yetersizliğiyle her karşılaştığında bu gerçek yüzüne bir tokat gibi çarpar. Bu durumla baş etmek için savunma mekanizmaları devreye girer insanın. Bir şeyleri idealize etmek ister, idealize ettiği şeylerin parçası olmak ister ya da onu narsisistik bütünlüğe, cennetine götürecek o şeye sahip olmak ister. İnsanoğlu para kazanır, son model arabalar alır, en güzel okullarda okur, kariyer yapar birbirinden değişik ünvanları olur. Bunlar yetmez uzaya çıkar, evrenin sırlarının peşinden gider. En nihayetinde ölümsüzlüğü ister varoluşsal kaygının biraz da olsa azaltmak için. Ama hepsinin sonu hayal kırıklığı. Ve yine içinde o ilk karşılaştığı kaotik zemin, duygular ve itkiler vardır. Tüm bunların, insanoğlunun çabasının bir sonu yok. İç huzura, ‘’talep’’ dahi etmediği, açlık hissi gelmeden karnın doyduğu zamana ya da duruma gitmek için hep bir şeylere sahip olmak isteyecek. Tüm ontolojik frustrasyonlarla karşılaştığında, insanoğlu narsisizmin altındaki sahte benliğini, eksik olduğunu her gördüğünde  daha da agresifleşecek.

Aslında tüm bu gayretleri minimize etme, içinizdeki fırtınayı dindirme şansı var. Sahip olma hırsından vazgeçerek, eksikliğini kabul ederek insan tüm bu acılara son verebilir. Doğal dengenin bir parçası olarak kendi iç dengesini koruyabilir. Hiç bir şeye hükmetmeye, elde etmeye çalışmazsa  maddeye karşı üstün gelme hırsından arınırsa insanoğlu kısır döngünün içinden çıkabilir. Kendi yetmezliğini, diğer canlıları severek bir ve bütün olarak ‘’sürgün’’ olarak nitelendirdiği yeri kendi yuvası yapabilir. Tüm bu savaşlar, insanın insana, bir ötekinin diğerine nefreti biter.

YAZAR: Batuhan UÇAR

Batuhan Uçar

TPÖÇG Blog Yazarı | Gelişim Üniversitesi Psikoloji Öğrencisi

Olağan Frustrasyonlar Ve Kayıp Cennet” için 3 yorum

  • 3 Haziran 2017 tarihinde, saat 20:53
    Permalink

    Kardeşim bırakın bu işleri yav, insanların anlamadıgı şeyler yazıyorsunuz

    Yanıtla
  • 4 Haziran 2017 tarihinde, saat 00:55
    Permalink

    Yazılarınızı devamlı okuyan biri olarak,yazılarınızı gayet başarılı buluyorum.Belli ki yazılarınızdan önce okumalar yapıp,etraflıca düşünüyor ve analizler yapıyorsunuz.Alanda bilgisi olmayan insanların anlamamasına şaşırmalı bu yüzden.Hemen hemen her yazınızın son kısmındaki ”İdeal” tasvirlerinizi de keyif alarak okuduğumu belirtmek istiyorum.İyi günler

    Yanıtla
  • 17 Temmuz 2017 tarihinde, saat 18:45
    Permalink

    Çok beğendim, ileriki yazılarım için harika bir esin kaynağı olucak gibi gözüküyo.Emeğine sağlık..

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.