Karanlıktan Çıkmak

“Karanlıktan çıkmak işte böyle başlar; büyük sözlerle değil, küçük temaslarla… Bağırışlarla değil, fısıltılarla… Sevginin acele etmeyen, sabırlı akışıyla. Çünkü sevgi, yolun sonundaki ışık değildir; yolu yürüyebilmeni sağlayan güçtür.”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakikadır.)

    Karanlık bazen bir anda çökmez; günlerin arasına sızar, düşüncelerin altına yerleşir, nefesini bile fark etmeden ağırlaştırır. Bir bakarsın, ne zamandır içinde taşıdığını bilmediğin bir gece hâli var… İçinden çıkamadığın, adını koyamadığın bir karanlık. 

    İnsan bu karanlıkta kendini çoğu zaman yalnız sanır; herkesin yolu daha aydınlık, herkes ışığa daha yakınmış gibi gelir, kendi gölgene takılır, adımların bile sessizliğe gömülür. Ama karanlık, garip bir şekilde sessizliği büyütür ve o sessizliğin içinde sevgi en ince fısıltısıyla kendini duyurur. 

    Sevgi, karanlığa meydan okuyan parlak bir güneş değildir; karanlığın içine usulca süzülen sıcak bir nefes gibidir. Bir anda parlamaz, yavaşça ısıtır; tereddütle dokunur, adım adım genişler. Tıpkı bir mumun en beklenmedik anda titreyip odayı yeniden hatırlatması gibi… 

    Bazen biri sana “Nasılsın?” diye sorarken gerçekten gözlerinin içine bakar. Bazen bir dost, konuşmana bile gerek kalmadan omzunu sana açar bazen bir anne yavrusunun başını okşar. Bazen de uzun süredir duymadığın bir şey olur: kendi sesin, kendi kalbin, kendi yumuşaklığın sana yeniden görünür. 

    Karanlıktan çıkmak işte böyle başlar; büyük sözlerle değil, küçük temaslarla… Bağırışlarla değil, fısıltılarla… Sevginin acele etmeyen, sabırlı akışıyla. Çünkü sevgi, yolun sonundaki ışık değildir; yolu yürüyebilmeni sağlayan güçtür. Dizlerin titrerken seni tutan, gözlerin dolarken yanından ayrılmayan, nefesin daralırken “devam et” diyen görünmez bir eldir. 

    Sen onu unuttuğunu sanırsın ama sevgi hiç gitmemiştir; sadece beklemiştir yaraların kabuk bağlamasını, gözlerinin karanlığa alışmasını, yeniden kendine dönmeni… Ve bir gün fark etmeden elini uzatırsın. Belki birinin içten bir bakışıyla, belki kendine fısıldadığın bir “Dayan” sözüyle, belki de sadece yorgunluğuna yenilmeyip bir adım daha attığın için…

     Karanlık hemen çözülmez ama sevgi içinden bir kıvılcım yakar. O kıvılcım henüz yolu aydınlatmasa da seni harekete geçirir. Çünkü karanlıktan çıkmak, ışığa ulaşmakla ilgili değildir aslında; karanlığın içindeyken bile sevgiye hâlâ layık olduğunu hatırlamaktır. Ve o an anlarsın: seni karanlıktan çıkaran şey ışık değildir, sevgidir. Birinin sana uzattığı ya da senin kendine uzattığın o ince, kırılgan ama şaşırtıcı derecede güçlü sevgi… 

    Karanlıkla savaşmak zorunda değilsin; bazen sadece sevgiye yaslanman yeter. Çünkü karanlıktan çıkış, yürümekle değil, sevmeye yeniden cesaret etmekle başlar.

Yazar: Fatoş Ölmez

Görsel: https://tr.pinterest.com/pin/11399805458923322/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.