(Bu yazının okunması süresi yaklaşık 2 dakika sürmektedir.)
Ben 19 yaşında, hayatının ilk çeyreğinde kendi yolunda yürümek için uğraşan, bazen düşüncelerinde gezinmeyi abartıp gün doğumunu yakalayan; kalbinin sesini dinlemeyi ilke edinmiş, hayatın tezatlarıyla barışmaya çalışan bu durumu bazen başaran bazen ise isyan eden, herkes gibi yaşam mücadelesi veren biriyim.
Hayatta herkesin kendine has gittiği bir yol olduğuna inanırım. Attığım her adımın eşsiz olduğunu bilmeye gayret gösteririm. Nefes alabildiğim sürece var olduğumu bilirim. Ve bu hayatın bana verilmiş bir lütuf olduğunu…
Eskiden kendimi şanslı biri olarak tanımlayamazdım. Yaş aldıkça, içimde yanıp tutuşan o kalple tanıştım. Çok ufak minicik bir yürekti. Masumiyetle sarılıydı dört bir yanı. Hareketli, hafiften yaramaz bir kız çocuğuydu… Korkuları, umutları, hayalleri, gözyaşlarıyla; en çok da sevgisiyle herkesi büyülerdi.
Bazen düşünüyorum, hayatım şu an o küçük kızın hayal ettiği gibi değil. Çünkü onun masum dünyasında ne bir kötülük ne de bir kaygı yoktu. Sevgiyle sarılmayı öğrenmişti herkese. Kalbin yalnızca heyecanla ısınacağını sanırdı, kırılabileceğinden habersizdi. Oyuncaklarını paylaştığı çocukların onunla oyunlar oynamasına alışkındı, insanların rol yapabileceğini nereden bilebilirdi? Az evvel dedim ya hayatı tezatlıklarıyla kabul etme gayretindeyim.
Biliyorum tüm bunlar o küçük kızı biraz hüzünlendirirdi fakat eminim ki benimle gurur duyardı. Ben de ona kocaman sarılırdım…
Hayatta karşımıza neler çıkacağını bilmeden yaşarız. Asıl mesele yaşananları nereye koyabileceğini öğrenmekten geçer. Herkesi biricik kılan kısım belki de burasıdır. Bambaşka evlerde, benzersiz isimlerle anılmış olsak bile benzer acılarla mücadele ettiğimizi biliyorum.
Kalbimiz atmaya devam ettiği sürece, içimizdeki o küçük çocuğun ışıltısına sahip çıkmak zorundayız. Her yeni güne heyecanlanarak başlayamasak bile ufak ayrıntıların bizi çocuklaştırmasına izin vererek, içimizde biriken hüznü paylaşmaya hazır sokak kedisine kucak açarak ya da sadece kendimize ufak molaları fazla görmeyerek benliğimize daha sıkıca tutunabiliriz.
Zamanın hoyratlığına, dünyanın gürültüsüne rağmen içimizdeki o masum kalbin ellerinden tutabilirsek bizi kim yıkabilir ki?
Melike Karabaş
Görsel kaynağı yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur.