İNSANIN KENDİNE YOLCULUĞU : KUANTUM DÜŞÜNCE

Kuantum düşünceyi tek bir kelime ile anlatmak istesek bu, hiç şüphesiz “değişim’’ olurdu. Kuantum düşünce insanın içindeki enerji ile kendi yaşamını yönetebileceğini, değiştirebileceğini söyler ve bunun içinse yine insanın içinde bulundurduğu enerjiyi ön plana çıkarır. Temelini kuantum teoriden alır.

Kuantum teori bize algıladığımız  maddenin sabit bir yapısı olmadığını alt boyutlarına inilmesi gerektiğini ve bu alt boyutlarda bir enerjinin olduğunu söyler. 1990’lı yıllarda psikoloji alanında çalışan bilim insanları pozitif psikoloji alanında çalışmalar yapmaya başlamıştır. İnsanın güçlü yanlarını merkeze alan bu görüş aslında insanın kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Mutluluk bilimi olarak da anılır. Kuantum düşünce de insanın kendi hakkında aradığı tüm sorularının cevaplarının yine insanın içindeki enerjide saklı olduğunu söyler ve aslında bu da insanın kendini sevmesi, kendi hakkında düşünmesi ve belki de kendiyle mutlu olmasına açılan kapıdır. 1990’lı yıllardan çok daha geriye gidecek olursak pozitif psikolojinin temelinin de pozitif felsefe, pozitif düşünce tarafından oluşturulduğunu görürüz. Kuantum düşünce de pozitif felsefe ve pozitif düşünce ile başlayan bu insanın kendine yolculuğunun günümüze getirilmiş halidir.

Günümüzün ünlü  bilgisayar bilimcilerden ve aynı zamanda dijital para biriminde bazı yenilikler üzerine çalışan Nick Szabo, bu düşünceyi her yönden bakabilme yeteneği olarak tanımlıyor ve ekliyor “Belki de radikal entelektüel empati olarak yaklaşılabilir ancak bu basitleştirilmiş versiyon’’. Aslında onun da bize bu düşünce hakkında sunduğu şey insanın kendi hakkında düşünmesinden öte bir şey değildir.

Oyuncu, Kuantum Düşünce Yöntemi Organizasyonu Başkanı ve yazar James J. Mapes bu konu hakkında kaleme aldığı kitabında “İmkansız diye bir şey yoktur’’. Mesajı veriyor ve insanların kuantum düşünce ile korkularından kurtulup yaşamlarında olumlu değişiklikler yapabileceğini söylüyor. Mapes’in aynı zamanda bu konu hakkında konuşmaları da vardır.

Her şeyin parçalara ayrılıp ayrı bir sermaye alanı oluşturulduğu günümüzde kuantum düşünceyi öğreten alanlar oluşmuştur. Aslında insanın kendi yaşamı, yeterlilikleri, kim olmak istediği ve bu mesajı kendisine hatırlatması gerektiği bir başkası tarafından öğretilmekten ziyade böyle bir yetinin kişiye farkındalığı kazandırılabilir. Çünkü kuantum düşünce temelde insanın kendi değiştirebilecek enerjiye sahip olduğunu söyler. Değişim için de bu enerjiyi ortaya çıkaracak içimizdeki gücü fark etmeliyiz.

Tabi bu farkındalık, bireyin bunun üzerine düşünmesi ve ardından geleceği düşünülen değişim kolay değildir. Kendini yetersiz ve değersiz biri olarak gören bir bireyden yola çıkacak olursak. Kuantum düşünce bilinçaltında yatan temel söylemlerin değişmesi gerektiğini söyler. Ancak bilinçaltı düşünce kalıplarını kısa sürede değiştirmek çok da kolay değildir, çünkü bilinç tutucu bir yapıya sahiptir ve yeni gelen mesajları kabul etmesi uzun sürebilmektedir. Bu yüzden kısa sürede bir değişim beklemek yerine sabretmek de önemli bir unsurdur.

Düşüncelerimizi yaşarız diyen bu düşünce kendine değersiz bir gözle bakan bireyin ilk önce kendi hakkında söylemlerini onaylamasını daha sonra bu değişimi zihnen onaylamasını ve değersizlik, yetersizlik düşüncelerinin yerine değerliyim ve yeterliyim düşüncelerinin koyulmasını, bireyin hayatını da kendine değer veren bir tutum sergileyerek yaşamasını söylemektedir.

Kendimiz hakkında daha çok düşünmemiz, içten başlatacağımız bir değişimin tüm evrene yayılmasını sağlayacaktır. Bizler mutlak gerçeklerin var olduğu bir dünyada gerçeklerin peşinde koşan varlıklar mıyız; yoksa gerçekleri üreten, ürettiği gerçekleri yaşayanlar mıyız?

Kürşat Keşan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.