BİR KİŞİLİK SORUNU OLARAK ALGILANAN İÇE DÖNÜKLÜK

Günümüzde insanların kendilerini ifade ederken en çok kullandıkları terimlerden biridir ’’içe dönüklük’’  ya da ‘’dışa dönüklük’’. Dışa dönüklük genelde sosyal, konuşkan, atılgan gibi karakteristik özelliklerle anılırken içe dönüklük ise utangaç, çekingen, asosyal gibi özelliklerle anılır. Ancak göz ardı edilen bir durum vardır. Her iki kişilik özelliği için de söylenen özellikler tam anlamıyla gerçeği yansıtmamaktadır.

Bu iki sınıflandırma ilk defa Jung tarafından ortaya atılmış ve daha sonra düşünme, hissetme, duyumsama ve sezme adı altında dört işlev eklenmiştir. İçe dönük bireyler enerjilerini daha çok kendilerine yansıtırken, dışa dönük bireyler bunu dışarıya yansıtır. İçe dönük bireyler kendileri ile vakit geçirmeyi severken, dışa dönük bireyler diğer bireyler ile vakit geçirmeyi tercih edebilirler. Yapılan çalışmalara göre bir bireyi tam anlamıyla içe dönük ya da dışa dönük olarak tarif etmek zordur. Çünkü bu bireyin durumlara, bağlamlara göre arasında gidip gelebildiği bir durumdur.

Örneğin, bir birey iki-üç günlüğüne yalnız vakit geçirmek isteyip kendisini çevresinden soyutlayabilir ve bu onun arada sırada kendini daha iyi hissetmek için yaptığı bir aktiviteye dönüşebilir. Aynı birey tek başına gittiği bir barda hiç tanımadığı insanlarla iletişim kurma deneyimini de yaşamak isteyebilir ya da dünyanın bir ucuna tek başına gidip yeni kültürler ve insanlar tanımak isteyebilir. Bu örnekte de gördüğümüz gibi birey sürekli iki yönelim arasında gidip gelir.

Tabi bu iki ucun da en köşesine yerleşmiş bireyler de vardır. İşte bu durumda içe dönüklük için otizm, sosyal anksiyete vb. dışa dönüklük için sosyopatik kişilik bozukluğu, narsizm vb. durumları konuşabiliriz. Ancak bu yazımda toplum tarafından yanlış algılandığını düşündüğüm içe dönüklükten bahsedeceğim. Bir öğretmen içe dönük öğrencileri için yazdığı bir makalede şu sözlere yer vermiş :

“Sonunda, derse katılımın zorunlu olmasını sağlamaya karar verdim. Öğretmen olarak işim; gramer, kelime bilgisi ve edebiyat öğretmek ama öğrencilerime yaşadığımız dünyada  nasıl başarılı olunacağını da öğretmem gerekiyor. İçe dönük öğrencilerimin ailesiyle, eğitimcileri ve diğerleri ile iletişim kurarken kendini savunmayı öğrenmelerini zorunluluk olarak hissediyorum.”

Öğretmen bazı öğrencilerin derse katılmamalarını içe dönük olmaları ile bağdaştırdığından söz ediyor ve kendilerini savunmayı onlara öğreteceğini söylüyor. Aslında makaleden alınan bu kısa kesit içe dönüklüğe yönelik algıyı özetler nitelikte. Kendini savunamama, söz hakkı alıp kendini ifade edememe, çekingenlik, hayata ayak uyduramama gibi uzayıp giden bir liste.

Bir bireyin kendini ifade edememesi, bundan çekinmesi, toplum içerisinde kızarması, utanması, yoğun kaygı duyması sosyal anksiyete içerisinde değerlendirilen özelliklerdir. İçe dönük insanların dışa dönük insanlara göre kendini daha az ifade ediyor olması ya da böyle görülmesi kendilerini ifade edemediklerinden değil bağlamsal olarak ya da sadece böyle istedikleri için ifade etmeyi tercih etmedikleri içindir. Tarihten örnek verecek olursak W.Shakespeare günlerce odasına kapanıp bu evrene ölümsüz eserler bırakmaya hazırlanırken onu anlamayanlar, deli olduğunu düşününler oluyordu. Virginia Woolf’un kendi melankolisi içerisinde beslediği başyapıtları anlayamayanlar oldu. Belki de sürekli diğer insanlardan ve kendimizden beklediğimiz eylemlerimizi dışarıya sunma eğilimimizi bir kenara bırakıp düşünmemiz gereken birkaç şey vardır. Mesela sadece biz mi konuşabiliriz kendimiz hakkında? Bıraktığımız eserler, benliğimiz, varoluşumuz konuşamaz mı adımıza? 21.yüzyılda evrenin her tanesi hava, toprak, su, ateş konuşmuyor mu bizden öncesi adına? Sadece düşünmeli bazen “Ben Kimim?” diye insan. Amerikalı akademisyen Lisa Kaenzig içe dönük bireyler için şöyle der: “Sıradan bir toplulukta azınlıktırlar fakat yetenekliler topluluğunda çoğunlukturlar.” 

Kürşat Keşan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.